Çocuklarda akran zorbalığı

Akran zorbalığı ile nasıl başa çıkılır? Damla Çeliktaban sordu, Klinik Psikolog Hilal Çerçel cevapladı.

Çocuklarda akran zorbalığı

Son yıllarda özellikle okullarda yaşanan akran zorbalığıyla ilgili birçok şey duyuyoruz. Peki bunun sınırları nerede? Hangi davranışlar zorbalık tanımına giriyor, buna karşı ne yapabiliriz? Klinik Psikolog Hilal Çerçel’le konuştuk. 

 

“Arkadaşlarım benimle dalga geçiyorlar”, “Beni oyunlarına almıyorlar”, “Bana vuruyorlar”, “Eşyalarıma zarar veriyorlar, topumu alıyorlar, çantamı, montumu, kalemlerimi yere atıyorlar.” Eğer çocuklarınızdan bu tür cümleler duyuyorsanız veya aniden başlayan fiziksel sıkıntıları, korkuları, okula gitme zorlukları varsa, çocuğunuz araştırılması ve müdahale edilmesi gereken ciddi bir problemle başa çıkmaya çalışıyor olabilir.

 

Akran zorbalığı nedir?

Akran zorbalığı yaşları yakın olan topluluklar içerisinde kişi ya da kişilerin kasıtlı ve tekrarlayan şekilde başka bir kişinin zarar görmesi veya rahatsızlık yaşamasına neden olacak davranışlarda bulunmasıdır.

 

EBEVEYNLER AKRAN ZORBALIĞI HAKKINDA NELER BİLMELİ? Drexel Üniversitesi profesörü Ch... AKRAN ZORBALIĞI NEDİR? Uzman Klinik Psikolog Gülşah Erg...

 

Akran zorbalığının 3 özelliği şunlardır:

1. Saldırganca ve kasıtlı bir tutum.

 

2. Güç dengesizliği: Yani zorbalık yapan çocukların fiziksel gücünü ya da popülaritesini diğerleri üzerinde kontrol kurmak ya da zarar vermek için kullanması.

 

3. Tekrarlanma: Bu davranışların birden çok kez yaşanması ya da yaşanma ihtimalinin olmasıdır. Akran zorbalığı başlığı altında yer alan davranışlar, fiziksel temas, sözel ifadeyle olabildiği gibi daha örtük, ilişkisel şekillerde de uygulanabilir. Bunlar:

 

1.Sözel zorbalık: Dalga geçmek, isim takmak, uygun olmayan cinsel içerikli yorumlar yapmak, zarar vermekle tehdit etmek.

 

2. Sosyal zorbalık: Dışlamak, diğerlerine o kişi ile arkadaşlık yapmamalarını söylemek, hakkında söylentiler çıkarmak, toplum içinde kişiyi utandırmak.

 

3. Fiziksel zorbalık: Vurmak, itmek, tekmelemek, çimdiklemek, tükürmek, çelme takmak, hoşa gitmeyen, kaba el şakaları yapmak, eşyalarını almak ya da kırmak. Bununla birlikte son dönemde bir de sanal zorbalık denen internet üzerinden uygulanan rahatsız edici, küçük düşürücü konuşma, video, görüntü paylaşımları ya da yine internet üzerinden oluşturulan gruplara almama, dışlama, hakkında konuşma şeklinde davranışlara da sıkça rastlanmaktadır. Zorbalık döngüsünün en çok okul binasında, okul bahçesinde, otobüs ya da servislerde, oyun alanlarında, ergenler söz konusu olduğunda yaşadıkları semtte ve internette ortaya çıktığını biliyoruz.

 

 

 

Zorbalık döngüsünde yer alan çocukların özellikleri neler?

Fiziksel ya da sosyal olarak güçlü olan, diğerlerinin duygularını anlama güçlüğü yaşayan, daha dürtüsel ve agresif çocuklarda zorba davranışlara; daha utangaç, hassas, akranlarından ziyade yetişkinlerle ilişki kurabilen, fiziksel görünüşü ya da becerileri açısından zayıflıkları olan ve kendilerini korumakta zorlanan çocuklarda zorbalığa maruz kalmaya daha sık rastlanmaktadır.

 

Bazı araştırmalar fiziksel ya da zihinsel engelleri olan ya da cinsel kimlik yönelimlerinde farklılıklar olan çocukların zorbalığa uğrama açısından riskli grupta yer aldıklarını belirtir. Giyinme, konuşma, boy, kilo, ten ve saç rengi bile zorbalığın nesnesine dönüşebilir. Bilinmesi gereken en önemli altın kural, bir zorbalık davranışının oluşması için kurban kişinin hiçbir açık provokasyonuna ihtiyaç olmadığıdır. Erkekler arasında daha çok fiziksel zorbalık davranışları yaygınken, kızlar arasında dedikodu yayma ya da gruba almama daha sık görülmektedir.

 

Aileler neler yapabilir?

 

Zorbalığa uğrayan bir çocuğunuz varsa:

  • Çocuklar her zaman zorbalığa uğradıklarından bahsetmezler. Kıyafetlerinde yırtıklar, okula gitmekle ilgili tedirginlik, iştahta azalma, kâbus görme, ağlama veya genel depresyon belirtileri önemli işaretler olabilir.

 

  • Çocuğunuzun zorbalığa uğradığını keşfetmişseniz “Takma kafana, derslerine bak” gibi sözler söylemeyin. Tam olarak neler olduğunu öğrenebileceğiniz, bol bol dinlediğiniz ve açık uçlu sorular sorduğunuz bir diyalog başlatın.

 

  • Sizinle ve güvendiği başka yetişkinlerle bu paylaşımları yapmasını yüreklendirip teşvik edin. Duygularını anladığınızı, ona yardım edeceğinizi hissetmesi önemlidir.

 

  • Problem okulda yaşanıyorsa, idari düzeyde bir şey yapılana kadar nasıl baş edebileceği konusunda ona rehberlik edin. Altın kural ona kendini korumayı zorbalığa zorbalıkla karşılık vermeden öğretmektir.

 

  • Çocuğunuzu ve kendinizi sanal zorbalık konusunda da eğitmelisiniz. İnternetin de tehlikeler içerdiğini göz önüne alarak kullanımı konusunda kontrolün sizde olmasını sağlayın.

 

  • Okulda yaşanan zorbalık içeren davranışlar mutlaka okula bildirilmelidir ve takibi yapılmalıdır.

 

Zorbalık yapan bir çocuğunuz varsa:

  • Çocuğunuzla zorbalık hakkında konuşun. Zarar veren bir davranış olduğunu anlama zorluğu olabilir.

 

  • Evde agresif davranışlara, çok katı ya da çok gevşek disipline maruz kalmak nedeniyle davranışlarının sonuçları hakkında fikir edinememeleri, çocukları okulda zorbalık yapmaya yatkınlaştırabilir.

 

  • Çocuğunuzun kendine güven konusundaki referanslarını anlamaya çalışın. Zorbalık çocukların kendilerine daha çok güvenmelerinin aracı olarak yerleşebilmektedir.

 

  • Çocuğunuz bu davranışları ‘eğlenme’ amacıyla yaptığını söylüyorsa iyi şaka ve kötü şaka arasındaki fark öğretilmelidir. “İyi şaka herkesin eğlendiği, kötü şaka bir tarafın eğlenip diğerinin rahatsız olduğu şakadır” gibi. Çocuklara başkalarına kendimize davranılmasını istediğimiz gibi davranma kuralı mutlaka öğretilmelidir.

 

Zorbalığa uğrayan çocuk nasıl etkilenir?

Araştırmalarda zorbalığın en çok depresyon, özgüven düşüklüğü, kaygı, yalnızlık hissi, intihar düşüncesi ve okula devamsızlığın artmasıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Çocukların eğer destekleyici bir sosyal çevreleri (aile, arkadaş, öğretmen) varsa, kendi güçlü oldukları alanların farkındaysalar, zorbalığın durdurulmasına yönelik müdahaleler yapılıyorsa ve psikolojik açıdan anlaşıldıklarını ve desteklendiklerini hissediyorlarsa sorunla daha iyi baş ettikleri görülmektedir.

 

 

Okullar neler yapabilir?

  • Öğretmen sınıfta böyle bir olay gözlemlerse, durdurmak için hemen müdahale etmeli, olayı raporlamalı ve ilgili idareciyi haberdar etmelidir.

 

  •  Okullar kendilerine “Okulumuzdaki hangi koşullar zorbalığın ortaya çıkmasına izin veriyor?” diye sormalıdır. Bu sorunun cevabı müdahale planını belirler.

 

  • Okullarda öğrencilerin ve ailelerin katıldığı güvenlik ve zorbalığı önleme çalışmaları yapılmalıdır.

 

  • Daha büyük öğrenciler küçük öğrencilere mentorluk yapabilir. Böylece küçük sınıfların olumlu davranışları öğrenmeleri ve güvenlikle ilgili pratikleri uygulamaları kolaylaşabilir.

 

  • Öğretmenler açık bir şekilde zorbalığın kabul edilmeyen bir davranış olduğunu belirtmelidir.

 

  • Bir olay yaşanması beklenmeden sene başında bu konuda bir politika oluşturulmalı ve sürekli uygulanmalıdır

 

Peki ya diğer çocuklar?

 

Diğer çocuklar hem zorbalık döngüsünden etkilenme hem de müdahale edilmesi açısından önemli paydaşlardır. Bir çok çocuk arkadaşının yaşadığı ya da çevresinde yaşanan böyle bir durum nedeniyle rahatsız olduğunu, ne yapacağını bilemediğini, çaresiz hissettiğini ve bir gün kendi başına da gelirse diye düşünerek kaygılandığını belirtmektedir. Dolayısıyla birçok kişi de aslında farkında olmadan zorbalık döngüsünün içinde yer almaktadır.

 

Bununla birlikte diğer çocukların müdahale kısmında düşünülenden fazla bir etkileri olabilmektedir. Şöyle düşünebilirsiniz, farz edelim ki iki çocuk arasında bir zorbalık davranışı yaşanıyor. Bu durumda bunu gören, duyan, fark eden diğer tüm çocuklar da izleyici durumuna geçiyorlar. Bu şekilde sosyal psikolojinin sosyal etki ve uyma konularını dikkate alarak izleyen kişilerin bu durumu onaylamadıklarını belli eden davranışlar göstermeleri sonucu davranışın sönmesi yönünde, onayladıklarını belli eden davranışlar göstermeleri ise sonucu davranışın artması ya da sürmesi yönünde değiştirebilir. Sosyal varlıklar olarak davranışlarımızın, hatta bazı durumlarda duygu ve düşüncelerimizin sosyal etki aracılığı ile değişmesinin ve baskı yönüne doğru uyum göstermesinin mümkün olduğunu, grupların, bireyi uyma davranışına yönlendirme açısından itici gücünün olduğunu unutmamalıyız.

 

Freire’nin de şu sözünde dediği gibi “Güçsüzle güçlü arasındaki çelişkiye kayıtsız kalmak tarafsızlık değil, güçlünün yanında olmaktır”.

 

Toplumsal Sorumluluklar Nelerdir?

 

Bugüne kadar yapılan araştırmalardan ve uygulamalarımızdan anladığımız üzere akran zorbalığı kişisel özellikler, okul, aile ve toplum gibi işlev gördüğümüz her alanla ilişkili karmaşık bir yapıya sahiptir ve her toplumda, farklı şekillerde farklı yaş gruplarında görülebilmektedir. Dolayısıyla bu konunun farkında olmak ve azımsamamak ilk adım olmalıdır.

 

Daha sonra toplumda öne çıkan değerler, etik, ahlak ve disiplin kurallarının uygulanışındaki eksiklikler dikkatle gözden geçirilmelidir. Çünkü çocuklar birer sünger gibi çevrelerinde olup biten her şeyi gözlemler ve adeta emerek kaydederler. Yetişkinler olarak sosyal hayatı yaşama biçimimiz, problemlerimizi nasıl çözdüğümüz, insanların hangi değerler ve özellikler üzerinden kabul gördüğü gibi konular çocuklara kendilik gelişimlerinde pek çok mesaj verir. Dolayısıyla aslında büyük resmi hiç bir zaman unutmamalıyız.

 

Ayrıca çocuklarda ve yetişkinlerde görülen ruh sağlığı sorunlarında bu tür zorbalık davranışlarının etkisinin farkında olmalıyız. Pek çok durumda depresyon ve kaygı bozuklukları ile zorbalık döngüsünde yer alma arasında ilişki görülmektedir. Yine uygulamada gördüğümüz kadarıyla zorbalıkla ilişkili yaşanan duygudurum ve akademik problemlerde son dönemde artış bulunmaktadır. Toplum olarak yaşadığımız sorunların etkilerinin olduğu kanaatindeyim.

 

Sonuç olarak biz uzmanlara göre, bu davranışlar eğer kendi haline bırakılır, müdahale edilmezse zorbalığın istediklerini elde etmek için etkili bir yol olduğunu öğrenen çocukların yetişkinliklerinde de buna devam etme ihtimalleri yüksektir. Dolayısıyla “çocuktur geçer” ya da “çocuklar arasında böyle şeyler olur” dememek okul çağında bu duruma müdahale etmek ve durdurmak kritik önem taşımaktadır. Ayrıca zorbalık döngüsünde yer alan çocukların mutlaka psikolojik ve sosyal destek almaları desteklenmelidir.

 

 

Röportaj: Damla Çeliktaban 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5372

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3243

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 887

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 554

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2404

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön