Yıllardır yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum.
Yemin ediyorum dilimde tüy bitti hatta konuşmaktan nefesim tükendi. Ve artık öyle örnekler görüyorum ki şaşırmanın ötesinde utanç duyuyorum.
Bir anne olarak sinirleniyorum, bu sektörde çalışan biri olarak çıldırıyorum, bir Türk Vatandaşı olarak ise bu konuda çıkıp sokaklarda yürümek dikkat çekmek istiyorum.
Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sağlık Bakanımız Recep Akdağ’ın, Milli Eğitim Bakanımız Ömer Dinçer’in, Tarım Bakanımız Mehti Eker ve Aile Bakanımız Fatma Şahin’in bu konuyu acil olarak gündeme almaları gerektiğine inanıyorum.
Konumuz şu: Eğitim ve Çocuk konusunda reklam yapmak için denetim şart. Oyunun kurallarının belirlenmesi lazım. Acil olarak bu konuya el atmak lazım; çünkü bu etik olarak aslında hatalı, yanlış ve suçlu muamelesi görülmesini sağlayan bir durum. Etiğinin konuşulması gerekiyor...
Markalar “haklısın diyor. Kendi aralarında da şöyle konuşuyorlar “ülkemizde kanun ve yaptırımlar şu an açık bu konu gündeme gelene kadar ne yaptık yaptık...”
Global bazı markalar ise bunu emin olun kullanıyorlar “Türkiye Pazarı bu konuda müsait” diye kendi aralarında konuşuyorlar.
Yıllardır dikkat çekmeye çalışıyorum.
10 yıldan fazla oldu bu sektörde çalışıyorum inanmadığım hiç bir şeyi “yazmadım” anlatmadım.
“Çocukların zekasını bu set 160 IQ yapar dünyanın en popular serisidir, anneler satın alsın kullansın çocuklar zeki olsun” dedi bir marka yıllar önce, onbinlerce dolar önerdiler 1 kuruş param yokken bile yapmadım. “İnanmıyorum” dedim. “Bunu anlatamam” dedim. “Kimseyi kandırmam” dedim. Yapmadım.
Bu konu çok kritik bir konu. Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Gelecek nesiller için çok önemli bir durum.
Tamam tabii ki ticari odaklı olarak düşüneceğiz ancak insanın bir yerde de elini vicdanına koyması gerekiyor.
Tüm dünya bunu yasaklarken çoğu ülkede bu konu “yasa dışı iş” ve “suç” olarak tanımlarken bizim devletimizin de artık düzenleme getirmesi gerekiyor.
Bakınız;
12 yaşın sonu yani çocuğun 13 yaşa girmesi, çocukların hayatlarında bir kilometre taşı demek. Çünkü o gün öncesinde çocuk muhakeme yapabilme becerisine sahip değil. Düşünce şekli saf, düşünce şekli başka, bambaşka…
Her türlü yönlendirmeye, yanlış iletişime ve sonu kötü olabilecek deneyime hazır halde oluyorlar.
Çünkü çocuklar 13 yaş itibarıyla kafalarında konuları tartmaya “bunu böyle yaparsam böyle olur” şeklinde varsayımlar üretmeye ve yaşanan anlık olayların sonrasını düşünmeye başlıyorlar.
İsveç ve Norveç’te 12 yaş altına reklam yapmak suç…
İngiltere, Yunanistan, Danimarka, Belçika’da, Kanada’da kesin olarak yasa dışı. Yani yaparsanız kısaca ayvayı yiyorsunuz.
Avrupa Birliği ve Unesco’nun bu konuda ciddi çalışmaları var.
Çocukların doğrudan kendi saflıklarını ve deneyimlerini istismar ederek ürün, hizmet sunmak, satın almaya teşvik edecek markalama hareketleri yapmak, çocukları etkilemek için şov yapmak ciddi şekilde yasak!
Çocukları kullanmak, çalıştırmak bu konularda istismar etmek yasak!
Yalan yanlış iletişim yöntemleri, gerçek olmayan bilgiler ile aileyi kandırmak yasak!
Öğretmenleri, aileleri ve çocuklarda güven teşkil eden insanları bu işlerde kullanmak yasak!
Çocuk ürünlerini programlara yerleştirmek yasak!
Çocukları gece yarıları televizyon programlarında canlı yayınlarda kontrolsüzce kullanmak yasak!
Özellikle gıda sektörü çok ciddi gözlem ve kontrol altında!
Bizim ülkemizde ise özellikle son günlerde çocuklara özel reklamlar cosmuş, kopmuş gidiyor…
“Yenilebilir oyun hamuru var çocuklar hadi hem oynayın hem yiyin…
“Bunu iç uza, bunu ye büyü, bunu dene çok zeki ol...”
“Uzayın kahramanı ol bu oyuncağı al sen de uç…”
“Bu sütü iç muhteşem güçlü ol…"
“Kız çocuklar için saç boyası kullan sen de prenses ol…”
Tüm bu söylemler her gün defalarca televizyon kanallarında çocuk programları içinde yüzlerce kez söyleniyor, binlerce kez internet reklamları ile çocuklara ulaşılıyor…
Bu işin sadece gıda veya oyuncak ile bağlantısı yok bizim ülkemizde.
Bir de okullar, eğitimciler var.
Alışveriş merkezlerine atları götüren, alışveriş merkezinde kendi öğrencilerine tanıtım için defile yaptıran, öğretmenlerini alışveriş merkezlerinde veya yazlık mekanlarda standlara koyan anne datası toparlamaya çalışan, okullarında müzik klipleri çeken, kendi çocuklarını oyuncu yapan, okul binalarında kendi okul uniformalarını giydirerek dizi filmler çeken ve ne yazık ki bizzat kendi öğretmenlerinin etkisini kullanıp çocukları istismar eden okullar…
Bu yazıyı neden yazdım biliyor musunuz bugün?
Birisi para kazanmak için televizyonda “yenilebilir oyun hamuru” derken evde bunu izleyerek annesinin zar zor para ayırıp aldığı ucuz bir çin malı tamamen kimyasal oyun hamuru yiyerek bir çocuk ölmesin diye…
Televizyon dizilerinde ve sinemalarda özel okullarda yapılan çekimlerde o okul formalarını, renklerini, logosunu kullanmaya izinleri olmazsa okulların, bunu yapmazlar ve kendi öğrencilerini de hem kullanmış hem perişan etmiş olmazlar diye…
İnternet gibi çocuklar için özellikle 13 yaş altında son derece riskli ve kontrolsüz bir ortam olan dünyanın, sadece gelir ve çocuk datası elde etmek için görüntüsü “çocuklara bilgisayar ve internet öğretiyoruz biz amacımız aslında sosyal sorumluluk” diyerek para peşinde koşan firmalara birileri dur desin diye…
Çünkü: Çocuğunun istediği her şeyi alamayan milyonlarca aile varken ülkemizde bu durum hem aileleri hem çocukları yıpratıyor hem de fena halde...
Pınar'ı Facebook'ta takip et!
Pınar'ı Twitter'da takip et!
çok haklısınız. ama bu durumun değişeceğini sanmıyorum. bu açıdan bakarsak 13 yaşından küçük çocukların tv izlemesi de kesinlikle zararlı(hatta program seçimi yapamayan, önüne ne gelirse hipnotize olmuş gibi izleyen bazı büyüklerin de). ama bu konu nedense hiç gündeme gelmiyor.
çok haklısınız. ama bu durumun değişeceğini sanmıyorum. bu açıdan bakarsak 13 yaşından küçük çocukların tv izlemesi de kesinlikle zararlı(hatta program seçimi yapamayan, önüne ne gelirse hipnotize olmuş gibi izleyen bazı büyüklerin de). ama bu konu nedense hiç gündeme gelmiyor.
çok haklısınız. ama bu durumun değişeceğini sanmıyorum. bu açıdan bakarsak 13 yaşından küçük çocukların tv izlemesi de kesinlikle zararlı(hatta program seçimi yapamayan, önüne ne gelirse hipnotize olmuş gibi izleyen bazı büyüklerin de). ama bu konu nedense hiç gündeme gelmiyor.