HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Kendi kendimizi ufaladık ve yine bir aya vardık, bir günler kümesine.

Beklemeler bitmedi, bitmez.

Zaman, yılın bitmesini bekleme zamanı şimdi.

Geri sayım...

Bunu seviyoruz.

Geriye doğru sayarken ileri gitmeyi, eskimeyi seviyoruz, bilmeden...

Ülkedeki ve öz çevremizdeki fıtık olmuş hallere bakıyoruz.

İzah edecek, fikir belirtecek, yakınacak, eleştirecek bir şeyler bulmak için eşeliyoruz.

Kendimize bu debdebe içinde bir yer edinmeliyiz çünkü.

“Hey, ben de buradayım!” demenin milyon türlü yolundan birini uygulamalıyız.

Beğeniriz, paylaşırız ve ikileriz.

Üzerinde anın uzunluğundan öte durmadığımız meseleler nasılsa asla bir karga kadar yaşamaz.

Biz Kasım’da da yaşarız.

Eylemler, matemler ve kutlamalar üçlemesi arasında öyle de böyle de çabucak yaşarız.

Kapitalin ve materyalin buyurduğu gibi davranırız.

Kusurluluğumuzu da yine komut aldıklarımıza yükleriz; üstlenmeyiz.

Adaleti bir duygu olarak niteleyip, uygulanma gerekliliğine sırt çeviririz.

Kendimizi de, birbirimizi de, toprağımızı da karış karış satarız.

Bazen içtenlikle üzülürüz.

Çoğunlukla üzüntüyü ve kaygıyı karıştırırız.

Tıpkı acımayla şefkati bir türlü ayıramadığımız gibi.

Üzüldükçe iyi biri gibi hissederiz kendimizi.

Bu, Kasım’da da değişmez.

Biz değişmeyiz.

Kendi canının tatlılığını unutan, bir fikir veya kendiliği dışında bir şey için ölümü göze alan birileri vardır hep.

Hayata dair sözde bilgimizi dımdızlak bırakan birileri...

Onları seyrederiz bir süre, geçici bir süre.

Düzeni sarsma cüreti gösterene bir müddet hayran kalarak vicdanımızı aklarız.

Kasım’da da bunu elbet yaparız.

Bizi birbirimizden ayıran mesafeleri aşmaya çalıştıkça uzaklaşırız.

Zahmet edişleri ince ince seyreltiriz.

İçgüdülerin ve ideallerin saflığından cayarız.

Masumiyeti müzesinde gider görürüz; yetiniriz icabında.

Suçsuzun varlığını kabule hakim tokmağının sesini duyunca ikna oluruz.

Kaos ve trafik içinde savrulurken hepsini bir güzel unuturuz.

Az kaldı.

Arkamıza yaslanalım.

Geriye doğru sayalım.

Kasım...

Soğuk olur.

Diri tutar, belki...

UYKUSUZ’UN GÜNCESİ’NDEN:

“Hayat soğudu.

Hava soğudu mu dedin?

Hayır, soğuyan hayat.

Yaraların mı sızlıyor?

Yaralarım, evet.”

Ferit Edgü (“Do Sesi” adlı eserindeki “Konuşma”dan alınmıştır)

Paylaş:
brush-purple Yorumlar