Yıllar önce bir gün, çok sevdiğim bir ablam elleriyle omuzlarımı sıkı sıkı tutmuş, gözümün içine kendi gözlerini pörtlek pörtlek açarak bakmış ve göz kapaklarını bile kırpmadan bana tane tane şöyle demişti…
"Pınar'cım bak tüm bu fiziksel yorgunluk artık kdv olarak olumlu ve olumsuz bir sürü şekilde dönecek sana bir süre sonra işte o zaman beni hatırlayacaksın…"
Doğru demişti…
Aradan yıllar geçti, 12 yıl kadar.
Bu yıl benim internet, teknoloji ve basın-yayın işlerine başlamamım tam 12. yılı.
2000-2012
Deliler gibi çalışarak korkunç bir tempo içinde geçti.
Tamam içine üç güzel çocuk sığdı, tabii ki bana yaşanan acıların yanında bir sürü de tatlı şey getirdi, elde ettiğim tecrübe ve birikimler hazinem oldu ancak şimdi anlıyorum ki Gülin Abla'mın dedikleri bir nebze de gerçekleşti.
12 yıl, günde ortalama 12 saat bilgisayar, çocukluğumda hayal ettiğim gibi binlerce kitaptan oluşan defalarca hepsi okunmuş kitaplar, ne kadar yorgun olursan ol okunmadan yatılmayan geceler…
Bakın tüm bunlar bana KDV olarak neler getirdi?
Yakın bakış için korkunç derecede yoğun çalışan gözlerim de göz kuruluğu başladı.
İnanılmaz kaşınan, korkunç allerjik gözlere sahip oldum bu 12 yıl içinde.
Gözlerim sadece belirli oranda bir alana baktığı için kafamı bilgisayardan kaldırdığım anda uyum sorunu yaşıyorum. Paralize oluyorum. Ve uzağı 1,5 metre ötesini görmüyorum artık resmen. 3 metre ötede bir tanıdık varsa kim olduğunu anlamıyorum.
Tüm bu göz yorgunluğu son derece baş ağrısı yapıyor, güneşe hassasiyet yapıyor, vampir gibi karanlıkta yaşamak istiyorum.
Bir de üzerine çok yeni bir şey eklendi. Omurga ve kuyruk sokumu ağrıları…
Son günlerde ise bununla savaşıyorum. Geçiyormuş, egzersiz, fizik tedavi ve yüzme gerekiyormuş. Şu anda bu yazıyı elimde simit şeklinde ortası delik bir yastık üzerinde oturarak çalışırken omurgam üzerine düşen yükü azaltmaya çalışarak yazıyorum.
Beden haklı. Bunların hepsi bir çeşit etki ve tepki mekanizması...
Şanal ve Işık'a göre tüm rahatsızlıkların bir nedeni var. Hepsinin altında bir sebep var. Kişisel olarak bizlerin ürettiği, kendi kendimize oluşturduğumuz kuruntulardan oluşan nedenler bu rahatsızlıkları hayatlarımıza getiriyor.
Ne öğrenmek ve neyi deneyimlemek bir de neyi temizlemek için yaşadığımızı bilmemiz çok kritik bir durum.
Araştırdım, benim bu günlerde enerjileri ile beni boğan, kendi ağırlıklarını başka taraflara yüklemeye çalışan, yoran, yıpratan ilişkileri temizlemem gerekiyormuş.
Üzerime aldığım yüklerden bazılarını omuzlarımı şöyle bir sallayıp üstümden atmam kurtulmam da gerekiyormuş.
Doğru.
Muhakkak doğru.
Tekamül bunu gerektiriyorsa zaten kaçmak mümkün mü?
Er geç zaten bu yaşanmayacak mı?
Yaradan bizi yaratırken ne konuda eğiteceğini bilmiyor mu?
Tüm yaşadıklarımız aslında bizi oluşturan şeyler değil mi?
Kendimizi sevmek kendimiz için yapabileceğimiz en güzel şey değil mi?
Seviyorum lens olmadan görmeyen o kuru gözlerimi. Seviyorum başımı ağrıtarak mesaj veren "beni dinlendir kadın" diyen zihnimi. Ve seviyorum dik tutmaya çalıştığım, ayaklarımı yere dimdik basmaya çalışırken yıpranan "biraz mola" diyen bedenimi…
Hayat zaten en başta kendimizi severek güzel değil mi?
hangimizin birey olamadan önce,çocukluk dönemlerimizde yetiştirilme tarzımızı,yetişeceğimiz ortamı seçebiliyoruz ki,sonra bir zaman belli bir eğitim dönemi kültür genişlemesi doğru nedir neye göredir yanlış nedir neye göredir, ayıp nedir yasak nedir,günah nedir ,sevap nedir derken zor bir yaşamın içindesiniz ve farkında değilsiniz.işte bütün bu karmaşa içinde doğru dürüst yaşamaya çalışıyoruz sonrada o karmaşalar bize kdv olarak olarak dönüp üstümüze yapışıyorlar,şimdilerde birde isim takmışlar stres
hangimizin birey olamadan önce,çocukluk dönemlerimizde yetiştirilme tarzımızı,yetişeceğimiz ortamı seçebiliyoruz ki,sonra bir zaman belli bir eğitim dönemi kültür genişlemesi doğru nedir neye göredir yanlış nedir neye göredir, ayıp nedir yasak nedir,günah nedir ,sevap nedir derken zor bir yaşamın içindesiniz ve farkında değilsiniz.işte bütün bu karmaşa içinde doğru dürüst yaşamaya çalışıyoruz sonrada o karmaşalar bize kdv olarak olarak dönüp üstümüze yapışıyorlar,şimdilerde birde isim takmışlar stres
hangimizin birey olamadan önce,çocukluk dönemlerimizde yetiştirilme tarzımızı,yetişeceğimiz ortamı seçebiliyoruz ki,sonra bir zaman belli bir eğitim dönemi kültür genişlemesi doğru nedir neye göredir yanlış nedir neye göredir, ayıp nedir yasak nedir,günah nedir ,sevap nedir derken zor bir yaşamın içindesiniz ve farkında değilsiniz.işte bütün bu karmaşa içinde doğru dürüst yaşamaya çalışıyoruz sonrada o karmaşalar bize kdv olarak olarak dönüp üstümüze yapışıyorlar,şimdilerde birde isim takmışlar stres