“No name” olmanın zorluğu...

Müzik sektörü için çok da uzak bir tabir değil aslında "no name’’… “Megastar”ımız Tarkan bile bundan yıllar önce hepimiz için ‘’no name’’di. Yıllar içinde her şey o kadar güzel yönetildi ki artık o bir “Megastar”.

“No name” olmanın zorluğu...

Konuk yazarımız Duygu Çakır, müzik dünyası ile radyo kanalları arasındaki ilişkiye dair görüşlerini yazdı.

 

Müzik sektörü için çok da uzak bir tabir değil aslında "no name’’…  “Megastar”ımız Tarkan bile bundan yıllar önce hepimiz için ‘’no name’’di. Yıllar içinde her şey o kadar güzel yönetildi ki (tabii Allah vergisi sesini ve enerjisini de göz ardı etmemek gerek) artık o bir “Megastar”.

 

"No name"i Türkçe’ye çevirecek olursak; ‘’adı yok’’ diyebiliriz. Bizim sektörde de birçok yeni ismin aslında gerçekten ‘’adı yok’’... Radyolar çok zor kabulleniyorlar ve zor çalıyorlar yeni isimleri... Dolayısıyla birçok “no name” de “no name” olarak kalıyor...

 

Peki, nedir bu "no name’’ olayı?

 

Bir albüm ya da single çıkarmış fakat kimse tarafından bilinmeyen sanatçı olarak kısaca anlatabiliriz "no name’’i...

 

Sektörde ister yıllarca beste yapmış, isterse sahne almış olsun, eğer radyolar çalmadıysa ve bu isim henüz halk tarafından bilinmiyorsa “no name”lik yaftasını yer üstüne… Ben yeni albüm çıkarmış birine bu kelimeyi telaffuz edip onun hevesini kırmanın yanlış olduğu inancındayım. Ama yerine koyulabilecek bir kelime de yok aslında… Ne diyeceğiz ki? “İsimsiz” mi? O hiç olmaz…

 

Peki, "no name’’leri bekleyen zorlu süreç nasıl atlatılabilir?

 

“Oooof ki ne ooff…” diyebiliriz buna aslında… Gerçekten işleri çok zor... Eğer beste yapmıyorsa, müzisyen değilse daha da zor. Çünkü önce kendisine güvenen bir yapım şirketi bulması gerekecek. Hadi şirket buldu diyelim. Asıl önemli süreç bundan sonra başlayacak. Eğer yapım şirketi elini taşın altına koyar ve kendisini sonuna kadar desteklerse ne ala ama zor… Çünkü şirketler de artık gerçekten çok seçiciler. Aslında oldukça da haklılar çünkü parası ve az da olsa sesi olan herkes albüm yapmak istiyor. Diyelim ki yapım şirketi “Sadece albümünü basarım, benden başka bir şey bekleme” dedi. İşte o zaman iş başa düşecek...

 

Önce doğru bir şarkı bulmak gerekecek -ki sektörde çok genel geçer ve hit çıkaran isimlere baktığınızda çoğunun kaşesi 50.000 TL civarı. Para bir şekilde bulundu ve şarkı alındı… Sonra doğru aranjör, doğru video klip, doğru basın danışmanı, doğru menajerle ilerlemek gerekecek. Tüm doğrular bir arada…

 

Single ya da albüm çıktı ve radyolara servis edildi. Bundan sonra bekleme süreci başlar... Radyolar beni çalacak mı? Radyolar da artık eskisi gibi değil ve risk almak istemiyorlar. Çünkü çok fazla radyo kanalı var ve dinleyici yeni duyduğu bir şeyi bir anda “yakalayamazsa” hoop başka kanala geçiyor! Bu da özellikle CHR’ların (Contemporary Hit Radio / Popüler Müzikleri Çalan Radyo) yeni şarkıları daha geç desteklemesine sebep oluyor. Büyük radyo kanalları tarafından “patlatıldıktan” ancak 8 ay sonra çalınan şarkılar biliyorum.

 

Şimdi burada söylemek istediğim en önemli şey şu ki, sanatçının en önemli silahı şarkısıdır.

 

Peki, o silahı nasıl ateşleyecek?

 

Halk arası deyim ile “tek sıkımlık kurşunu var”… Eli “tetik”te beklerken birkaç faktörün aynı anda gerçekleşmesini bekleyecek ve tetiğe basacak. Öncelikle sanatçı stüdyoya girmeden önce mutlaka şarkıyı bir radyocuya dinletecek çünkü halka açılan “kapı” radyo... Sonrasında radyoya şarkı servis edildikten en geç 10 gün sonra, video klibi de yayınlaması gerekecek çünkü görsellik, bazen şarkıyı tam olarak algılayamamış olan bir radyocunun algısını açabiliyor. Ve dinleyici de şarkıyı bir görsele oturtma şansını yakalayabiliyor.

 

Ayrıca son bir şey daha eklemek istiyorum…

 

Sanatçıların, radyo kanalları ile çok fazla muhatap olmaları doğru değil. Tanışmak ayrı tabii... Ama görüşmeleri mutlaka bir PR ajansı ya da basın danışmanı yapmalı. Bunun birinci nedeni, direkt sanatçının kendisi şarkıyı tanıtır ve kanaldan çalmasını isterse, radyocunun gözünde sanatçının marka değeri düşebiliyor (bazı durumlarda art niyetli bir meslektaşımın egosunu bile kabarabiliyor). İkinci nedeni de, ilk ve ikinci albümünde radyocular ile kendisi muhatap olup iyi bir ilişki kurmuş sanatçı, üçüncü albümünde şöhreti yakaladığında, yoğunluk nedeni ve üçüncü albümünün vermiş olduğu profesyonellik ile araya bir PR ajans ya da kişisi sokunca, “havalandı” olarak algılanıp olumsuz bir imaj yaratabiliyor.

 

Şarkılarınızın bol bol çalınması ve “no”suz “name” olmanız dileği ile…

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8419

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1974

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5252

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2292

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3405

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön