Bent: Çarpılmaya hazır olun!

Bent, konservatuvardan yeni mezun olmuş üç genç oyuncunun, Berkay Ateş, Can Kulan, Emir Çubukçu’nun kurduğu Tiyatro D22’nin İstanbul’da sahnelediği ilk oyun.

Bent: Çarpılmaya hazır olun!

Kadroda Sercan Sungur, Necati Kutlu ve aynı zamanda oyunun çevirmeni de olan Mesut Özkeçeci de var. Kısacık Greta rolünde harikalar yaratan Reha Özcan’ı da unutmamak gerek. Yönetmen şaşırtıcı bir isim, bugüne kadar hep oyuncu olarak izlediğimiz Meltem Cumbul. D22 oyuncuları ve Cumbul’la son zamanların en çarpıcı oyunu olan Bent’i konuştuk.

 

İngiliz yazar Martin Sherman’ın 35 yıl önce, o zamanlar gençliğinin baharını süren ünlü aktör Ian McKellen için kaleme aldığı bir oyun Bent. AIDS’in ilk ortaya çıktığı ve eşcinsellere yönelik baskıların arttığı o sancılı yıllarda, “cüretkâr”, “çığır açıcı”, “devrimci” gibi sıfatlarla nitelenmiş. Ve birçok ünlü aktörün kariyerinde önemli yeri olmuş. Richard Gere, Richard E. Grant, Ralph Fiennes, Alan Cumming, Christopher Eccleston gibi aktörler bu oyunla seyirci karşısına çıkmışlar.

 

Clive Owen, Jude Law,Mick Jagger ve 1979’daki ilk gösterime selam niyetine yine Ian McKellen’ın rol aldığı, Cannes dahil birçok festivalden ödülle dönen bir de film uyarlaması var.

 

Oyunda olaylar II. Dünya Savaşı öncesi Almanya’da geçiyor. Büyük savaşa arsızca hazırlanan Hitler ve taifesi bir gece içinde yönetici kadrosundaki tüm eşcinselleri öldürüyor. “Uzun Bıçak Gecesi” diye anılan o meşum gecenin ardından sıra ülkedeki diğer eşcinsellere geliyor. Hepsi teker teker bulunup toplama kamplarına gönderiliyor. İnsanın eşcinsel olması o dönemde çok büyük suç, eşcinsel olduğunu açıkça ifade etmesiyse iki katı suç.

 

Toplama kampında dönüşüm

Gereğinden fazla şey anlatarak sürprizi kaçırmayayım ama Bent özetle,Max adında dünyayı umursamayan hedonist bir genç adamın aşkı toplama kampında keşfetmesini, umudu ve mücadele gücünü orada kazanmasını anlatıyor. Seyirci olarak hep birlikte onun büyük dönüşümünü izliyor, bu arada kendi hayatımızı düşünüyoruz. Neyin eksik olduğunu, gerçekte neyi arzu ettiğimizi, neleri değiştirebileceğimizi...

 

Küçük bir röportaj için buluştuğumuz D22 oyuncularına Nazi Almanya’sında geçen ve 1979 İngiltere’sinde yazılmış bir oyunu seçmelerinin sebebini sordum. “Çünkü orada anlatılan her şey burada ve şimdi de geçerliliğini sürdürüyor” diye cevap verdi D22’nin üç kurucusundan biri olan Emir Çubukçu. “Nazi Almanya’sında olmasak da başkalarına benzemeyenlerin, dilleriyle, görünüşleriyle ve yaşam biçimleriyle farklı olanların en hafifinden garipsendiği, kimi zaman da baskı altında tutulduğu bir dünyada yaşıyoruz.”

 

Bir hiç uğruna taş taşıma

Oyunculardan Can Kulan’a göreyse anlatılan sadece eşcinsellerin ötekileştirilmesi değil, herkesin kendi hayatına dair bulabileceği bir şey var.Mesela kampın bir ucundan öteki ucuna taş taşımak zorunda olan ve sonra o taşları aynı sırayla başladıkları yere geri getiren mahkûmların yaşadığı hisse hepimiz bir şekilde aşinayız. Böyle düşününce Bent’in önemini daha iyi kavrıyor insan. Son sözü Berkay Ateş söylüyor: “Bütün bunlara rağmen hiç de karanlık bir oyun değil Bent. Tam aksine bize, özgürlük adına hayatın her anında, en zor koşullarda bile mücadele edebileceğimizi hatırlattığı için umut ve güç veren bir yanı var.” Bent, haziran ayına kadar Kuledibi’ndeki Hamursuz Fırın’da.

 

"Onlar artık öğrencim değil, meslektaşım"

 Bugüne kadar hep oyuncu olarak karşımıza çıkan Meltem Cumbul bizzat yönettiği Bent’in güncelliğini 30 küsur yıldan sonra hâlâ koruduğuna inanıyor. Zira eşcinsellik 70’lerde olduğu gibi günümüzde de dışlanan, hor görülen bir kimlik. Ve şöyle anlatıyor: “Bent’in gurur, onur, yaşam mücadelesi ve kendini kabullenme gibi ana temaları var. Aşkın ve seksin ölüm kamplarında bile varlığını sürdürebildiğini, insanın en acımasız şartlarda da cinsel kimliğine sahip çıkabileceğini anlatıyor. Öte yandan işkencenin amacının insanı insanlıktan çıkarmak, insanlık dışı hale getirmek olduğuna tanıklık ediyoruz. Aşk işkencenin, zorbalığın panzehiri. Sözgelişi ikinci perdede Max ile Horst’un hayali sevişmesi onların her şeye rağmen hâlâ insan olduklarının kanıtı. Seyirci aşkın dönüştürücü etkisini bir kez daha fark ediyor. Çünkü Horst’la ilişkisi sayesinde Max’in, önce aşka, sonra cinselliğe sonra da bizatihi kendi eşcinselliğine bakışı değişiyor. Ve Max hayat karşısındaki nihai seçimini artık pembe üçgeni takmaktan utanmayan eşcinsel bir insan olarak yapıyor.” Cumbul’a ilk yönetmenlik denemesini öğrencisi olan genç oyuncularla yapmanın nasıl bir deneyim olduğunu da soruyorum. “Onlar artık öğrencilerim değil, meslektaşım” diyor. “Oyunu yönetme kararını onların bana verdiği cesaret ve inançla aldım. Her çalışma günümüz benim için çok güzel, adeta kutsanmış anlardan oluşuyor.”

 

"Bunu başarmak için çok çalıştım"

 D22’nin kurulma hikâyesi enteresan. Lee Strasberg’in adıyla anılan ve Marlon Brando, Robert de Niro gibi büyük aktörleri yaratan metot oyunculuğundan gelen D22, tamda oyunu nerede sahneleyeceklerini düşünürken, Kuledibi’ndeki Hamursuz Fırın’ı görüp âşık olmuşlar. Neden öyle hissettiklerini anlamak benim için güç olmadı.

 

Yağmurlu bir gece vakti ara sokaklara girip çıkarak aradım Hamursuz Fırın’ı ve tamirhanelerin olduğu bir sokakta aniden karşıma kırmızı bir kapı çıktı. İçerisi eski taş avlusu ve renkli ışıklarıyla adeta bir masal âlemi havasında, acayip sıcak ve güzel bir yerdi. Berkay Ateş, Can Kulan, Emir Çubukçu ve diğer oyuncular yıkılmak üzere olan Hamursuz Fırın’ı kendileri yenilemiş, boyasını, badanasını, tadilat işlerini bizzat yapmışlar.

 

Tiyatronun her aşamasında ter akıtmanın metot oyunculuğunun bir gereği olduğunu söylüyorlar. Oyunun benim için farklı ve çarpıcı bir yanı daha var. Gerçek duygularını, ruh hallerini açığa çıkarmak amacıyla her oyun öncesinde yaptıkları ısınma egzersizlerini doğrudan seyircinin önünde tekrarlamayı tercih etmiş D22. Böylece gong çaldığında salona giriyorsunuz ve oyuncuların en büyük korkularını, heyecanlarını, umutlarını dinlemeye başlıyorsunuz. “Çok heyecanlıyım” diyor biri, gözünüzün tamiçine bakarak. “Bunu başarmak için çok çalıştım, hayatımı buna adadım” diyor bir diğeri de.

 

Üçüncüsü “Korkuyorum” diye içine kapanıyor.Metot oyunculuğunda, oyuncunun sahne arkasında hissettiği her duygu kıymetli, o yüzden pekâlâ oyunun hizmetine sunulabilir. Bu enteresan deneyimi izleme şansını bence kaçırmayın.

 

Haber: Gülenay Börekçi

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8435

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1985

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5259

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2293

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3412

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön