Biz Anadoluyuz

Dünya kenti İstanbul; üniversite okumaya gelen benim gibileri, çalışmaya gelen Zekeriya'nın amcası gibilerini, Zekeriya gibi genç yaşında gezip görme fırsatı yakalayanları, hepimizi kucaklıyor. Hepimiz Anadoluyuz!

Biz Anadoluyuz

Geçen hafta 3 gün, son yılların en önemli misafirlerini ağırladık evimizde. İçişleri Bakanlığı'nın; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 21 ilden 15 yaş ve altı okul çağındaki 50 bin öğrenciyi kapsayan “Biz Anadoluyuz” projesinden bize düşen, Mardin Kızıltepe’den İstanbul'a gelen Eskin Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Zekeriya Irmak oldu. Türkiye'nin farklı şehirleri ziyaret ettirilerek iller arası kardeşlik köprüsü kurulması, ortak kültürel değerlerin paylaşılması hedeflenen projeyle İstanbul'a; Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Hakkari'den öğrenciler geldi. Bu öğrencilerin 352'si Kadıköy'de, 110'u ise evde misafir edildi. Zekeriya ile birlikte Mardin Kızıltepe'deki Eskin ve Dikmen Ortaokulu'ndan toplam 17 öğrenci, Kadıköy Bahariye Ortaokulu'na emanet edildi.

 

Biz Anadoluyuz Projesi nedeniyle İstanbul'a gelen çocuklar, şehrin tarihi yerlerini gezdiler.

 

Zekeriya ve arkadaşları, ilk kez geldikleri İstanbul'un büyüklüğü, kalabalıklığı, trafiği, herkesin sıcak ve samimi ilgisi karşısında, hem şaşkın hem de heyecanlıydılar. Uçakla ilk kez bir yerden bir yere uçtular. Denizi ilk kez gördüler, vapura ilk kez bindiler. İstanbul'da seni en çok ne etkiledi Zekeriya, diye sorduğumda; deniz ve vapurlar olduğunu öğrendim. "İki simit aldım, birini yedim, diğerini martılara verdim" dedi, heyecanla çektiği fotoğrafları gösterirken...

 

Konuklarımız uçaktan indikten sonra Kadıköy'e okul servisiyle geldiler.

 

Zekeriya'nın bir erkek dört de kız kardeşi varmış. İstanbul'a gideceğim söylendiğinde çok sevindim, kardeşlerim, babam da çok sevindiler, ama bi tek annem sevinmedi, bana biraz düşkündür de, dedi. Sarı telli yeşil gözlerinin içi gülüyor, anlatırken... Babasının kamyonu varmış, Irak ile Mardin arası çalışırmış. Baban seni de götürüyor mu, diyorum. Tam Mersin'e gidecektik, İstanbul'a geldim, diyor.


Bahariye Ortaokulu'na emanet edilen 17 konuk çocuğumuz ile onlara evlerini açan veliler toplu halde poz verdi.

 

İstanbul'a gelmeden önceki duygularını öğrenmek istiyorum... “İlk önce 1 Mart'ta gidilecek, demişlerdi bize. Sonra 12 Nisan, dendi. Zaman geçmek bilmedi” diyor. Listede onun adınını gördükten sonra kendisiyle karşılaşıncaya kadar bizim de çok heyecanlı olduğumuzu söylüyorum.

 

Sabah erkenden diğer 16 arkadaşıyla birlikte okula bırakıyoruz Zekeriya’yı. Akşam 17.30’a kadar İstanbul'u geziyorlar, sonra akşamı geçirmek üzere biz aileler devreye giriyoruz. Onları servisten alıp, eve gidiyoruz. Kendilerine hediye edilenleri eve bırakıp, hemen Kadıköy'ü turlamaya başlıyoruz. İkramlar, paylaşımlar, birlikte eğlenmeler, hepimiz için bir zevk... Tüm gün gezmekten takatsiz kalsalar da yine de enerjikler... Onları çok yormadan; neler yaptığımızı, nerelere gittiğimizi, yediğimizi-içtiğimizi, kısacası nasıl yaşadığımızı anlatmak ve onlara da yaşatmak istiyoruz. Kısıtlı zamanda hem onları tanımak, kendimizi anlatmak, kaynaşmak, hem de onlarda güzel anılar bırakmak için çabalıyoruz. Arada sohbet ediyoruz Zekeriya ile... “Köpekleri sever misin, köpeğiniz var mı” diyorum. Vardı, diyor, yeni eve taşınınca onu eski evde bıraktık. Yeni evinizin bahçesi var mı? Evet, tarlada evimiz... Ne ekiyorsunuz? Buğday, pirinç. Başka hayvanları da varmış, inek, keçi... Otlatıyor musun, diyorum, evet, diyor.

 

Zekeriya'nın İstanbul'a geldiğini öğrenen 30 yıldır Zeytinburnu'da yaşayan amcası Halit Bey, evimizi ziyaret etti.

 

Aileler de kaynaştı

Bu arada Zekeriya'nın İstanbul'a geldiğini öğrenen 30 yıldır Zeytinburnu'nda yaşayan amcası Halit Bey, Kadıköy'e ziyaretimize geliyor. Evde yediğimiz yemek; dostluk, kardeşlik sofrasına dönüşüyor. Sonrası çay içerken sohbet ediyoruz. Zekeriya, babası iş nedeniyle evden uzak olduğunda annesinin en büyük yardımcısıymış, “Evi çekip çevirir Zekeriya” diyor. Yavaş yavaş araba kullanmayı öğreniyormuş, belli ki babasının 10 tekerlikli kamyonu ona şimdiden cazip geliyor. Amcası anlattıkça; Zekeriya'nın İstanbul’a okumaya gelen benden ya da 30 yıl önce çalışmaya gelen amcası Halit'ten daha şanslı olduğunu düşünüyorum... O, bu yaşında gezip, görmek, 3 günlüğüne de olsa yaşamak için geldi İstanbul'a. Burada yaşamak ister misin, diyorum. Çıkh, diyor. Neden, diyorum. Çok kalabalık, trafik çok. Bizim öyle değil ki, biz hemen her yere rahatça gidiyoruz, diyor çocuk kafasıyla. Tabii bir de 3 günlük gezinin çoğu zamanını, bir yerden bir yere ulaşmak için trafikte geçirdiğinden böyle düşündüğüne eminim. Belki üniversite okumaya gelirsin, diyorum. Sanmıyorum, diyor. Lise yerleştirme sınavına girecek misin? Gülerek, güzel gözlerini kaçırıyor... İmam Hatip'e gidicem, diyor. Kelimeleri zaman zaman ağzında yuvarlıyor konuşurken... Eskin Ortaoku’nda 25 kişilik sınıflarda eğitim görüyorlarmış, ama bi sınıf 50 kişiymiş, neden diyorum, iki sınıfı birleştirdiler ya, diyor.

 

 

 

'3 gün yetmedi'

Sadece biz değil, evini açan tüm Bahariye Ortaokulu velileri, 3 gün boyunca çok heyecanlıydılar. Velilerden Mehtap Kutlar, şöyle konuşuyor: "İlk tanışma günü çok duygulandım, onları topluca görünce gözlerim yaşardı. Dilaver'e hoşgeldin deyip, sarılınca çok mutlu oldum. Saf, temiz, sade, güleryüzlü, utangaç... 3 gün yetmedi. O kadar alışmışım ki, hâlâ evde şaşırıp, Dilaver diyorum."

 

Mehtap Hanım, Dilaver'in İstanbul'un büyüklüğü karşısında şaşkın olduğunu anlatıyor. "Deniz, köprü, müzeler, metro... Her şey çok büyük ve farklı gelmiş" diyor. Oğlu Berker ile Dilaver'in dolu dolu mutlu 3 gün geçirdiklerini söyleyerek, sonrasını anlatıyor: "Yeni bir arkadaşlık kuruldu. Telefon numaraları alınıp, verildi. Ayrılık günü hüzünlüydük. Mardin'e vardıklarında uçaktan iner inmez Dilaver'in bana haber vermesi, evine varınca araması, ailesinin şükranlarını iletip evlerine davet etmeleri... Anlatılacak çok şey var... Projede emeğe geçenlere çok teşekkürler."

 

Mehtap Kutlar, "O kadar alışmışım ki, hâlâ evde şaşırıp, Dilaver diyorum" diyor.

 

'Mardin artık bize daha yakın'

Yasemin Ayvaz ise "Çocuklarım ve bizim için harika bir anı oldu. Misafir yavrularımız o kadar sıcak, duru ve güzeller ki, ayrıca aileleriyle de telefonla da olsa tanışma fırsatı bulduk, inanıyorum ki artık Mardin bize daha da yakın ve sıcak oldu" diyor.

 

Yasemin Ayvaz, "Artık Mardin bize daha da yakın" diyor.

 

Suzan Koç, bu projede var olmaktan mutluluk duyduğunu belirtip, "Duyguların tarifi yok. Hem mutluyuz hem hüzünlü... Duygular karmakarışık..." diyerek özetliyor durumunu. Ayşegül Gezgin, çok mutlu olduğunu söylerken Serkan Kırıkçı, "Bu projeye katıldığımız için sevinçliyiz. Artık bizim de bir köyümüz var uzaklarda" diyor. Tülin Kara, "Bize süre yetmedi. Daha çok kalmalarını isterdik. İnşallah güzel hatırlarlar bu geziyi" derken Ayten Aktaş, "Bizim için çok güzel bir deneyim oldu, yeni bir aile katıldı hayatımıza, çok keyif aldık. Biraz daha kalmalarını isterdik" diyerek düşüncelerini aktarıyor. 

 

Diyar'ı konuk eden Suzan Koç, "Duyguların tarifi yok. Hem mutluyuz hem hüzünlü" diyor.

 

Duygu Çandır, "Çok, ama çok mutlu olduk. Çok alıştık gerçekten..." diyor. Naciye Işık Hislioğlu ise çok değerli ve anlamlı bir deneyim olduğunu belirtiyor:"Çocuklar çok güzel kaynaştı. Herkesin emeğine, yüreğine sağlık." Pazar sabahı, oğlu Serhat ile misafiri Ahmet Hamdi arasındaki vedalaşma sırasında ise Naciye Hanım, "Sevdik, alıştık, hüzünlendik, güle güle tüm çocuklara..." diyerek herkesin duygularını tarif ediyor.

 

Duygu Çandır, "Çok mutlu olduk" diyor.

 

'Geleceğe yatırım'

Önceki Cuma günü, proje nedeniyle çocuklara evini açan ebeveynlere hitaben Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan Kadıköy Kaymakamı Mustafa Özarslan, "Evlatlarımız birbirini tanısın. Geleceğe yatırım yapalım" demişti. Öyle de oldu. Farklı kültürler, milletçe en büyük zenginliğimiz. Kültürlerarası diyoloğu geliştirme, kaynaştırma adına faydalı bir uygulama olan Biz Anadoluyuz Projesi'ni, biz çok sevdik. Bahariye Ortaokulu yönetimi ve veliler olarak, çocukları tanımaktan, onları evlerimizde konuk etmekten çok mutlu olduk. Ayrıca okulumuzun çocuklara verdiği günlük ise yaşadıklarını kaydetmeleri açısından çok faydalı oldu. Okul yönetimi, günlük yazılarını derleyip bir dergi hazırlamayı planlıyor.

 

Haber: Hayriye Mengüç

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön