Cezaevine mecbur çocuklar

Suça sürüklenerek cezaevinde bulunan ve annesiyle birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan yaklaşık 3 bin çocuk var, Türkiye'de. Anne ve babası cezaevinde olup, dışarıda onları bekleyen ise 400 bin çocuk olduğu tahmin ediliyor. Hiç suç işlemese de onlar, bir anlamda bu toplumun 'kötü' çocukları.

Mahpus annelerin mahpus çocukları

“Babam, çocukluğumu hapishanede olduğu için kaçırdı. Ben çocukluğumu, babam hapiste olduğu için kaçırdım.”

Bir çocuktan duyulabilecek en acı söz, sanırım...

 

Kemerburgaz Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü Yrd. Doç. Fulya Giray Sözen'in belirttiğine göre; en güncel resmi verilere göre (Nisan 2016) Türkiye'deki cezaevlerinde 12-18 yaş arası, 2 bin 492 tutulu ve hükümlü çocuk bulunuyor. Türkiye'deki toplam mahpus sayısı ise 187 bin 609. Çocukların toplam popülasyona oranı yüzde 1,3 civarında. Annesiyle birlikte cezaevinde bulunan çocuk sayısı ise hemen her gün değişiyor. Ortalama 500 civarı 0-6 yaş arası çocuk, annesiyle birlikte cezaevinde kalıyor. Tam sayıları bilinmemekle birlikte bir takım hesaplamalar ve öngörülere göre, anne ya da babası cezaevinde olan kendisi dışarıda; en az 400 bine yakın çocuk olduğu düşünülüyor. Yrd. Doç. Fulya Giray Sözen, “Bu çok büyük bir rakam. Bu, aynı zamanda koşullarının denetlenmesi, bakım verenlerinin güçlendirilmesi ve psiko-sosyal olarak desteklenmesi gereken en az 400 bin çocuk olduğu anlamına geliyor” diyor.

 

Son 7 yıldır kadın suçluluğu, annesiyle birlikte cezaevinden kalan çocuklar ve mahpusların çocukları gibi farklı projeler yürüten Yrd. Doç. Fulya Giray Sözen; adalet sistemindeki çocuklarla çalışan bir akademisyen, sivil toplum gönüllüsü ve aktivist. Bilgi Üniversitesi sosyoloji ve psikoloji yan dal bölümlerinden mezun olduktan sonra çocuk suçluluğu konusunda bir sivil toplum kuruluşunda çalışmış. Yaklaşık üç yıl adalet sistemi içindeki çocuklar ve suça sürüklenme riski taşıyan çocuklarla birebir çalışma fırsatı bulmuş. Çocuk cezaevlerinde projeler yürütmüş. Gelişim psikolojisi yüksek lisansının üzerine, adli bilimler alanında doktora yapmış ve  bu arada sivil toplum teşkilatlarında çalışmaları bırakmamış . Son 7 yıldır ise kadın suçluluğu, annesiyle birlikte cezaevinden kalan çocuklar ve mahpusların çocukları gibi farklı projeler yürütüyor.

 

Kimse bakmayınca çocuklar da mahpus oluyor

Yrd. Doç. Sözen, Türkiye'de çocukların iki sebeple cezaevlerinde bulunduğunu söylüyor: Suça sürüklenerek cezaevinde bulunan ve anneleriyle birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan çocuklar. Çocuklar, 12-18 yaş grubunda suça sürüklenme nedenlerinden ötürü tutuklu, hükümlü ya da hüküm özlü olarak cezaevinde bulunabildikleri gibi; hiçbir suçları olmamasına rağmen dışarıda kendilerine bakım sağlayacak kimse olmadığı için -ya da mahpus anneler bazı hallerde çocuğunu dışarıda bırakmak istemediği için- anneleriyle birlikte 0-6 yaş arası dönemde cezaevinde kalabiliyorlarmış.

 

“Toplumsal olarak ikinci grup çocuğa daha fazla üzülüyor, daha fazla destek vermek istiyoruz ama ilk grup, yani suça sürüklenerek cezaevinde olan çocuklar genelde pek de önemsenmeyen hatta çoğu zaman etiketlenen bir grup olmakta” diyor. Özellikle suça sürüklenmiş çocukların sorunlarını ve ihtiyaçlarını, suça karışma nedenlerini kendi ağızlarından dinledikçe, aslında birçok açıdan bu çocukların mağdur bir grup olduğunu göründüğünü anlatıyor. Çoğu insan yine de “onlar kötü çocuklar” diye düşünüp, göz ardı etmeyi seçebildiğini, ancak çocukların suç işlemesini önlendiğinde aslında bir ülkenin 10 yıl sonraki yetişkin suçluluğu oranlarını da etkileyip azaltıldığını belirtiyor.

 

 

Aslında imdat çığlığı atıyorlar

Çocuk suçluluğunun yetişkinlik döneminde işlenecek suçların habercisi durumunda olduğunu, çocuklar riskli davranışlara girdiklerinde ve hatta suç işlediklerinde aslında imdat çığlığı attıklarını, yetişkinlerden yardım istediklerine dikkat çekerek şöyle konuşuyor:

 

“Bu sesi duyup destek de olabiliriz, yürüyüp devam da edebiliriz. Genelde yürümeyi seçiyor insanlar, 'aman başıma dert almayayım' diyor. Ama eğer bugün bu çocuklarla ilgili sorumluluk almazsak; yarın birer yetişkin olduklarında yine bize, topluma zarar verecekler ve etkileri çok daha büyük olacak.”

 

Suç, çocuğun hayatında statü aracı oluyor

Suça sürüklendiği için cezaevinde bulunan çocuklar cezaevi süresince ebeveynlerini sınırlı görebiliyormuş. Dışarıda bir örgün eğitime devam edemiyor, ancak sınavlara girebiliyor ve en önemlisi de cezaevi alt kültürünü öğreniyorlarmış.”En büyük risk de bu…” diyor Sözen ve ekliyor:

 

“Çocuklar cezaevinde farklı suç tiplerini öğrenip suç repertuvarlarını daha da geliştirerek çıkıyorlar. Örneğin, hayatında ilk kez hırsızlık suçu işlemiş 13 yaşındaki bir çocuk suçu alışkanlık haline getirmiş yaşça daha büyük çocukla bir arada kalıyor ve suç bir statü aracı olarak hayatında daha anlamlı bir hale geliyor.”

 

 

Annesiyle birlikte cezaevinde kalan çocuklar için ise şöyle bir ikilemden bahsediyor:

“Yaşamın ilk 3 yılı başta olmak üzere ilk 6 yılda anneyle bebek arasındaki ilişki çok önemli. Bu bağ bireyin ileriki yaşlarını dahi etkiliyor. Ancak diğer yandan da cezaevinin çocuk üzerinde olumsuz birçok etkisi var. Yani çocuk annesiyle o sihirli bağı güçlendiriyorken ve bu iyi bir şeyken, bir yandan da cezaevi yaşamının birçok olumsuz etkisine maruz kalıyor. Dolayısıyla annesiyle birlikte cezaevinde kalan çocukların hepsi için tek bir çözüm önermek ya da genel bir tavsiye sunmak çok zor. Çünkü her çocuğun ihtiyacı farklı. Hatta öyle ki, cezaevinde annesiyle kalan bir çocuğun dışarıdaki babasıyla görüşmesi çok faydalı gibi görülebilirken, eğer bu baba çocuğa duygusal olarak zarar veriyorsa ya da geçmişte çocuk üzerinde travmatik bir etkinin sebebi olmuşsa, bu görüşmelerin bile sınırlandırılması gerekiyor. Önemli olan çocuğu merkeze alan, çocuğun gelişimini her şeyin önüne koyan bir yaklaşım modeli.”

 

Mevcut koşullara bakıldığında, Türkiye'de çocukların 6 yaşına kadar cezaevlerinde kalabildiğini, bazı cezaevlerinde kreş ya da oyun odası bulunduğunu ve 3-6 yaş arası çocukların bu alanları kullanabildiğini ancak 0-3 yaş grubu için çocuk dostu alan sayısının yok denecek kadar az olduğunu ve çocuk 3 yaşına gelen kadar eğer bulunduğu koğuşta bir çocuk yoksa, hiç akranlarıyla temas edemediğini anlatıyor. 

 

 

Sağduyulu anneanne ya da duyarlı teyze devreye giriyor

Zaman zaman sosyal medyada, ... bebek annesiyle cezaevine girecek, şeklinde mesajlar dikkat çekiyor. O an için gündemde de olsa, Fulya Giray Sözen, bu şekilde cezaevindeki 500'e yakın çocuk için “Aslında genelde görülmeyen, fark edilmeyen bir grup” diyor.  Peki, çocukların cezaevi ortamında olmamasını sağlayacak yöntemlerin neler olduğunu soruyorum ve iki yöntem olduğunu öğreniyorum:

 

“İlki; çocuğun dışarıda kalabileceği sağlıklı, güvenilir bir aile ortamı sağlamak ve bu ortamın devamının ve denetiminin düzenli olarak yapılmasını zorunlu kılmak. Bu aile ortamı; güvenilir bir bakım veren akraba da olabilir, ki bu haliyle çeşitli ekonomik desteklerle aileler teşvik edilebiliyor. Örneğin, sağduyulu bir anneanne ya da duyarlı bir teyze, biraz da ekonomik ve sosyal yönden desteklenerek bu çocukların bakımını üstlenebiliyor. Ama bakım verenler için en büyük sorun; çaresizlik, yalnızlık ve desteksizlik! Çoğu bakım veren bu durumla nasıl başa çıkacağını bilemediği için çocuğa bakamıyor ya da süreç içinde çok fazla zorlanıp çocuğa faydadan çok zarar veriyor. Diğer bir aile ortamı ise koruyucu aile sistemiyle sağlanabiliyor. Ancak bu seçenek mahpus anneler tarafından çok sıcak bakılan bir uygulama değil, dolayısıyla şu an için anne ya da babanın akrabaları ya da babanın bizzat kendisi çocukların temel bakım vereni konumunda.”

 

Anneyi unutturmaya çalışıyorlar

Burada önemli olan çocuğun düzenli bir ikametgâhta, düzenli bir aile ortamında büyümesi ve annesiyle de düzenli bir ilişki halinde olmasıymış. Bu ilişki görüş günleriyle, telefon ya da mektuplaşmayla sağlanıyormuş. “Ancak önemli olan düzenli ve rutin bir ilişkinin yerleşmesi, çocuğun belirsiz bir durumda olmaması” diyor Sözen ve anlatmayı sürdürüyor:

 

“Çünkü çocuklar için özellikle annenin hapsiyle birlikte büyük bir belirsizlik de başlıyor. Çocuğa bakım sunan kişilerin annenin nerede olduğu ile ilgili belirsiz ya da kaçamak yanıtları, hatta anneyi unutturma çabaları çocukları duygusal olarak iyice hırpalıyor. Çocuğa anneyi unutturmak olabilecek en sağlıksız çözüm. Çocuk unutmuyor çünkü, hangi çocuk annesini unutur? Unutmadığı gibi, kendini terk edilmiş, bırakılmış hissediyor. Bir de tabi hiçbir yalan ya da geçiştirme öylece kalmıyor. Çocuklar annelerinin nerede olduğunu bir şekilde bir konuşmaya şahit olarak ya da bir komşudan, bir akrabadan duyduklarında çok daha sarsılıyorlar. En doğrusu mutlaka çocuğun gelişimine uygun olarak anne ya da babasının nerede olduğunu, hapsedilmenin ne olduğunu, bu sürecin nasıl ilerleyeceğini çocuğa anlatmak. Bu konuda çok fazla kaynak geliştirdik bizler. Erişmek isteyenler http://bekleyencocuk.org/ sitesinden detaylı bilgi alabilirler.”

 

Ülkeden ülkeye değişiyor

Çoğu Avrupa ülkesi çocukların cezaevinde olmasına ya izin vermiyor ya da belli yaş aralıklarında sınırlı izinler veriyormuş. Gelişmekte olan ülkelerde ise bizdeki gibi 6 yaşa kadar izin veriliyormuş, Sözen, “Hal böyle olunca da sayılar da artıyor. Örneğin, Hindistan, Meksika, Pakistan gibi ülkelerde bizdeki gibi 6 yaşa kadar çocukların cezaevinde anneleriyle kalmalarına izin verilirken, Belçika, Danimarka, Rusya ve İtalya’da bu sınır 3 yaş, Finlandiya’da 2 yaş, İsveç ve Japonya’da 1 yaş iken Norveç’te ise hiçbir şekilde izin verilmiyor” diyor.

 

Konu çok hassas ve derin. Yrd. Doç. Dr. Fulya Giray Sözen, uygulamada değişmesini talep ettikleri birçok durum olduğunu söylüyor. Ancak öncesinde kültürümüz ve yasalar özelinde nasıl bir değişim talep edilebilir, bu kısmına odaklanmak istiyor. “Amacım gerek sivil alanda gerekse akademide savunu dilini güçlendirecek projeler ve çalışmalar yürütmek” diyor. Bize de takipçisi olmak düşüyor.

 

 

 

 

Hayriye Mengüç

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    08 Ekim 2017 Pazar 01:15

    ülkenin mevcut durumuna bakarak içerideki kısıtlı şartlar da göz önünde bulundurularak ebeveynlerin içeride birlikte oldukları çocuklarına yaklaşımları nasıl olmalı, nelere dikkat etmeliler?

    Cevapla
  •  
    27 Nisan 2017 Perşembe 14:22

    yazınızı okudum. bu durumda devlet üzerine düşeni pek yapamıyor o halde biz neler yapabiliriz?

    Cevapla
  •  
    29 Haziran 2017 Perşembe 12:53

    fulya hanım gibi akademisyenleri takip edip, sahip çıkabilir, cezaevindeki çocuklara yönelik projelerde gönüllü hizmetler verebilirsiniz. i̇lginize teşekkürler :)


  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8659

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2057

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5308

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2336

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3464

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön