Ağrı, psikolojimizi de olumsuz etkiliyor!

Ağrı, hafife alınır türden bir sağlık sorunu değil. İnsanın yaşam kalitesini etkiliyor, işinden gücünden ediyor, ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerini bozuyor. Doğru yaklaşım ve doğru değerlendirme ise sorunun çözümü yolunda atılan en önemli adım olarak değerlendiriliyor.

Ağrı, psikolojimizi de olumsuz etkiliyor!

Son yıllarda ağrıyla ilgili en önemli gelişmelerden biri olan kronik ağrı artık bir hastalık olarak kabul ediliyor. Türk Ağrı Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine, ‘algoloji’ adı verilen ağrı biliminin gelişmesi ve bir uzmanlık dalı olmasının çok önemli sayılması gerektiğini söyleyerek, “Türkiye, algolojinin yan dal ihtisası olarak kabul edildiği çok az sayıdaki Avrupa ülkesinden biri haline geldi” diyor. Son 20 yıl içinde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle ağrıya karşı yöntemlerin de çok büyük bir gelişme kaydettiği belirtiliyor. Bel ve boyun fıtıklarında cerrahinin yerini daha çok girişimsel yöntemlerin alması bunun işareti olarak görülüyor.

 

Her ağrı kendi içinde değerlendirilmeli

Kadın ve erkekler her tür ağrıyı çekse de kişide cinsiyete özgü ağrılar da olabiliyor. Kadınlarda rahimden kaynaklanan ‘endometriosis’ ağrısının bu cinse özgü olarak geliştiği belirtiliyor. Prof. Dr. Erdine, çocuklarda en sık görülen ağrıların çocukluk dönemi baş ağrısı olduğunu ve küçüklerin uzun süre ağrıdan yakınmaları halinde mutlaka doktora götürülmeleri gerektiğini söylüyor. Her ağrının kendi içerisinde değerlendirilerek tedavi edilmesi gerekiyor. Soruna genel çözüm yaklaşımı doğru bulunmuyor. Akut ağrılara yol açan nedenin ortaya çıkarılması, kronik ağrılarda ise öncelikle hastanın geçmişini kapsayan ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekiyor. Bu konuda diğer tıp dallarının görüşlerinin alınması ve ağrının bir ekip tarafından tedavi edilmesi öneriliyor. Ağrı tedavisinde geçmişteki yaklaşım ‘biomedikal’ iken, yeni yaklaşım ‘bio-psikososyal’ olarak adlandırılıyor. Bu yaklaşımda hastanın insan olduğunu unutmamak, psikolojisini göz önüne alarak toplum içerisinde var olan bir birey olduğunu hatırlayıp bir bütün olarak değerlendirme yapmak gerekiyor.

 

Duygusal ağrının hastaya etkileri

Duygusal ağrıda depresyona bağlı olarak travmadakine benzer kimyasal maddeler salgılanıyor. Kanda kortizon, adrenalin düzeyi ile ağrıyı oluşturan P maddesi düzeyi artıyor. Damarlarda büzüşme başlıyor, kalp hızı artıyor, tansiyon yükseliyor. İç dünya bundan negatif etkilendiği için hasta kendini kısıtlıyor, iştahı azalıyor, dış dünyadan soyutlama gerçekleştiği için iyileşme süreci gecikiyor. Kronik ağrılı hastaya uygulanan tedaviler ve kullanılan ilaçlar hastanın stresini artırmakla kalmıyor ailesini de etkiliyor.

 

Ağrıya 2 türlü tepki var

Ağrı uzmanları, kişilerin ağrıya 2 şekilde tepki gösterdiklerini söylüyor. Birinci gruptakiler ağrıya rağmen günlük yaşamlarını sürdürmeye çalışıp hemen doktora başvurmuyor. İlaçlara rağbet etmedikleri için bu tip hastalarda iyileşme süreci daha kısa sürüyor. İkinci gruptakiler ise kulaktan dolma bilgilerle ağrı kesici almaya başlıyor ya da yalan yanlış bilgilerle dolu internet sitelerinden öğrendikleri tedavileri deniyor. Bunun sonucunda ortaya tedirginlik ve depresyon çıkıyor. Stres ve psikolojik etkenler ise vücut kaslarının tümünün kasılmasına neden olduğu için bu kişilerin ağrısı artıyor.

 

Kadınlarda kronik ağrı daha fazla

Cinsiyet kronik ağrının ortaya çıkmasında önemli rol oynuyor ve kadınlarda kronik ağrı olasılığının erkeklere göre daha yüksek olduğu belirtiliyor. Hormonlar, duygular, sosyal ve kültürel inançlar ağrıyı etkiliyor.

 

Ağrılı hastayı değerlendirirken yapılan yanlışlar

  • Kronik ağrılı hastanın tedavisi kolaydır.
  • Kronik ağrı basit bir hapla tedavi edilebilir.
  • Ağrı geçerse beraberinde görülen depresyon, tedirginlik gibi bulgular da kendiliğinden yok olur.

 

Ağrı tedavisinde antidepresanlar da etkili

Kronik ağrılı hastaya uygulanan tedavilerin komplikasyonları ve yan etkileri hastayı umutsuz hale getirebiliyor. Bu nedenle ağrı kesicilerin yanı sıra antidepresanlar ve sara ilaçları da kullanılıyor. Bu ilaçlar depresyon veya sara dozunda değil de çok daha düşük dozda verildikleri zaman, ağrının kontrol altına alınmasına yararlı oluyor.

 

Haber: Ceyda Erenoğlu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 480

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 354

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8866

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3511

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2166

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön