Diyet yapanlara sinir olurum!

Güneş Aksüs sohbetlerinize ne sıklıkta “diyet” konu oluyor? sorusuna yanıt veriyor.

Diyet yapanlara sinir olurum!

Sohbetlerinize ne sıklıkta “diyet” konu oluyor? Ben diyetisyen olduğum için benim her anım bunu konuşmakla geçiyor, normal. Ama, peki ya etrafımda duyduklarım...

 

Vapura bindiğimde, yanda oturan iki genç kız birbirlerine ne kadar az yediklerini gururla anlatıyorlar... Kulak kabartıyorum. Bir tanesi diğerine, artık çok yemek yemediğini, çok rahat aç gezebildiğini söylüyor. Arkadaşı onun üzerine bir puan daha kazanmak için ben kahvaltı bile yapmadım, sadece kahve ile duruyorum diyor. Eyvah diyorum, korkuyorum! Yemek yediğim restoranda, yan masada oturan dört delikanlı. Yaşları 20-30 arasında, bir tanesi belli ki diyet yapmaya karar vermiş, belki de diyete başlamış. Mümkün değil arkadaşlarına bu durumu açamıyor. Utanıyor, sıkılıyor... “Abi pizza değil de, bugün salata mı denesek?” diyor, anına tepki! “Ne salatası abicim, bırak boşver, adam gibi yemek yiyelim, şöyle hamburger yanına bol patates falan, zaten diyet miyet işlerini hiç anlamıyorum, nasıl yiyorlar bu salatayı, asla salata da yemem, diyet de yapmam, saçma” diyor bir arkadaşı...

 

Bizimki iyice kızarıyor, biraz da kafası karışıyor. Herkesin bünyesi, hastalıkları, alışkanlıkları farklı elbet ama bunu söyleyecek hal mi kaldı? Yan masadan atlayıp diyet yapmaya çalışanı korumak istedim. Evet! Salata yemek zorunda değil ama şu hamburgerin yanındaki patatesi yemese de olur. Çok mu korkunç? Nedir bu baskı? Tuttum kendimi... Deniz kenarında oturuyorum. Üç kadın, 50 yaş ve üzeri, konu menopoz. Birbirlerine, artık menapoza girdiklerini, zaten kadın olarak zayıflamanın, diyet yapmanın ne zor olduğunu ve hormonlar değiştiği için zaten kilo verilemediğini, bu sebeple diyet yapmadıklarını anlatıyorlar. Doğru mu? Ve son bir örnek daha... Yan masada, yemek yiyen romantik bir çift... Erkek hevesle sipariş vermeye çalışıyor. Kız asla diyetini bozmak istemiyor! Erkek ne teklif etse, kız ya çok yağlı diyor, ya da çok hamurlu! Ama kızartma olmaz, patates yemem, ayy içki içmesek. Erkek sinirleniyor yavaş yavaş. kızı, “Ne bu diyet mi, işkence mi” diye tersliyor sonunda...

 

Bir tarafta "sağlıklı beslenme takıntısı"olan insanlar, bir tarafta hâlâ diyet yapmanın ne demek olduğunu bilmeyen ve hâttâ çok yanlış, saçma ve gereksiz olduğuna inananlar. Sanırım bu hep böyle olacak, öyle ya da böyle diyet her ortamın konusu! Bu konu hep popüler kalacak. Artık her anlamda çok seçenek var. İstediğin kadar, istediğin zaman, istediğin yemeği yiyebilirsin. Çünkü yine istediğin zaman, istediğin şekilde yüzlerce zayıflama tekniğinden biriyle bu sorunu halledebilirsin. Ama bu sorunu tamamen çözmez ve başa dönersin.

 

Toksik olan dozdur

Diyeti takıntılı gibi yaparsanız, bu örneklerdeki hataları yaşayabilirsiniz. Kendinize ve etrafınıza işkence çektirebilirsiniz. Mutsuz olabilir ve yine sakinleşmek için aşırı yemek yemeye başlar sonra da diyetten vazgeçebilirsiniz.

 

Arkadaşlarınızın aklında “Diyet yapanlara sinir olurum” gibi cümleler oluşabilir. Bu sizi de diyetten soğutur ve uzaklaştırır. Halbuki, bir de şöyle düşünün, diyet yapmanız gerekiyor. Karar verdiniz. Sağlıklı beslenmeyi ve kendi hayatınızda yaptığınız doğruları, yanlışları öğrendiniz. Diyelim ki yapmanız gereken 10 değişiklik var. Bunları bir hafta içinde değil, zamanla, yavaş yavaş ve strese girmeden değiştirdiniz. Yürüyüş ve spor ile duruşunuz, nefes alışınız ve cildiniz de değişti. Etrafınızdakiler size “Sen kendine ne yaptın? Nasıl böyle genç görünüyorsun? Bu ne güzellik!” demeye başladılar ve siz de onlara “Canım ne isterse yiyorum, ama dozunda” dediniz. Bu denge sizin de hoşunuza gitmedi mi?

Sürekli diyete baştan başlamamak mümkün mü?

Sanırım her şeyde olduğu gibi, “denge”yi unutuyoruz. Aslında bu denge meselesini iyice öğrensek. Denge her anlamda hayatının değişmesi demektir! Ne kadar yemek yemeliyiz? Ne kadar kaçamak yapmalıyız? Ne kadar yürümeli, ne kadar ev işiyle uğraşmalı, ne kadar oyun oynamalıyız? Ne kadar içebiliriz? Ne kadar gülebiliriz? Ne kadar gezmek iyidir? Ne kadar okumak gerekli? Bu sorulara binlercesini ekleyebilirsiniz. Her cevapta “denge”karşınıza çıkar. Hacettepe’de okurken bir hocam hayatımda unutmayacağım bir cümle söylemişti: “Toksik olan dozdur”.

 

Haber: Güneş Aksüs

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

İlginizi çekebilecek diğer haberler
  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 24

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 237

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8625

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3471

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2135

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön