Doğum sonrası depresyonu, insanın kendisinin bile kabul etmek istemediği, zorlayıcı ve yıpratıcı bir süreç olabiliyor. Bir yandan depresyonun yıkıcı belirtileri ile uğraşmak, bir yandan ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olan bebekle ilgilenmek, yeni anne olmuş bir insan için ciddi anlamda yıpratıcı olabilir. Toplumun ve tıbbın bakış açılarının ise çok da umut vaat edici olmadığını görmek mümkün. Toplum, bir annenin neden doğum sonrası depresyona girdiğini anlamakta zorlanırken, tıp ise lohusa depresyonu ile diğer depresyonun türleri arasında bir ayrıma gitmeyerek ilaçla tedavi ediyor. Çoğu anne adayının ilaçtan başka kurtuluşu bulunmuyor.



‘Ben depresyondayım!’ diyemiyoruz

İşleri daha fena hale getiren şeylerden biri ise, paylaşamamaları. Doğum sonrası depresyon geçiren kişiler, bunu insanlarla kolaylıkla paylaşamıyorlar. Ülkemizde doğum sonrası depresyon oranı %20’lerde ve bu kadınlar, hissettiklerini içlerinde taşıyorlar ve kimseye anlatmıyorlar. Anlatmıyorlar çünkü, yargılanacaklarını düşünüyorlar; iyi bir anne olmamakla, şımarmış olmakla… Anlatmıyorlar çünkü, anlatacakları şeyin ağızlarından nasıl kelimelerle dökülmesi gerektiğini kendileri bile bilmiyorlar. Anlatamıyorlar çünkü, etraflarında onların dışındaki herkesin mutlu olduğunu düşünüyorlar; eşi, annesi, kayın validesi, eve bebek görmeye gelen arkadaşları, herkes çok mutlu ve onun çok şanslı olduğunu düşünüyor, tüm bunların üzerine de “Ben depresyondayım!” diyemiyor.


Sistem içerisinde de ilaç tedavisi dışında bazı yapılanmalara ihtiyaç mevcut çünkü doğum sonrası depresyon diğerlerine göre biraz daha farklı bir algıya sahip. Gerek anne, gerekse toplum için doğum sonrası depresyon yeni bir kavram. İnsanların bu yeni kavrama alışması, anneye doğum sonrası depresyonu için destek olabilmesi gerekli. Belki de annenin bu yeni duruma alışması ve onun rahat etmesi için anneden çok hakim olması gerekli konuya.


Yaşayan herkesin bildiği gibi doğum sonrası depresyon çok da sürpriz bir durum değil. Bu yüzden, etrafımızda bunu yaşama ihtimali olan insanlara en azından paylaşabilmeleri için yeşil ışık yaksak, onlar için en büyük iyiliği yapmış olabiliriz.

Kaynak: theguardian.com




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir sanki beni bana anlatmışsınız
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.