Türkiye’nin Doulaları!

Doula son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kelime haline geldi. Peki, nedir doulalık?

İşte Türkiye’nin Doulaları!

Türkiye’deki doulalar kimler? Neden bu işi yapmaya kalkışıyorlar? Ne gibi faydaları var? İşte Türkiye’nin ilk doulası Nur Sakallı ve ilk doulalık eğitmeni Julia Steils Paçacıoğlu ile yaptıkları işi; Türkiye’deki doğum ortamını konuştuk...


Doulalık kadına destek üzerine kurulmuş bir kavram.Hamilelikte, doğum sürecinde ve doğum sonrasında fiziksel, duygusal ve bilgisel destek veren profesyonellere Doula deniyor. 16 ülkede, 15.000 kadın üzerinde yapılan çalışmalarda doulalı doğumlarda sezaryen oranlarında %50 Epidural taleplerinde %60, Pitocin (suni sancı) kullanımında %40, ağrı kesici kullanımında %30 düşüş tespit edildi. Türkiye’de 2 senedir doulalık eğitimi veriliyor ve bu işi yapanların sayısı 20 civarında.



Doulalık maceranız nasıl başladı?

 
Julia: Kız kardeşimin doğumuna şahit olduğumda sanırım. Hemşireler kardeşime sadece “Tatlım bu acıyı çekmek zorunda değilsin, epidural al.” diyorlardı. Kimse ona ne denli muhteşem olduğundan bahsetmiyordu. Epidural kararından itibaren her şey çok soğuk ve klinik bir hal aldı. Gücü azalmış ve ufalmıştı sanki. O zaman "Bir bebek dünyaya getirmenin daha sevgi dolu ve daha kutsal bir yolu olmalı." diye düşündüm. Bunun ardından DONA’dan (ABD Doulalar Derneği) eğitim aldım.

Nur: Doğum benim için hep özel bir konu oldu. 15 yaşımdayken bu merakım sonucunda kuzenimin doğumuna girdim. Hiç de hayalimdeki gibi değildi. Yıllar sonra bir arkadaşımın Amerika'da doula ile yaptığı doğal doğum hikayesini dinlemem bu meslekle aramda kuvvetli bir bağ hissetmeme sebep oldu.  Bunu izleyen araştırmalar, eğitimler derken bundan 5 yıl önce profesyonel doula eğitimini alıp bu işe başladım.



Doula'ya neden gerek var?

 

Nur: Günümüzün hastane doğum ortamı doğumun daha çok fiziksel yanına odaklı. Aslında doğum kadın vücudunun kendiliğinden ve irade dışı gerçekleştirdiği doğal bir eylem. Hamilelik, doğum ve annelik- aynı zamanda kadının cinsel ve manevi hayatının da önemli parçaları. Kadınlar çok eski zamanlardan beri bu süreçleri tanıyan diğer kadınlarca destekleniyor zaten. Doulalık bunun modern hali. Doulalı doktor, ebe ve tüm tıbbi personel annenin ve bebeğin sağlığına konsantre olurken anne bütün süreç boyunca sevgiyle destekleniyor. Doula anneye masajla, farklı pozisyonlarla, nefes teknikleriyle, kokularla ve bazen ninniler/şarkılarla bazen de kendine inancını kaybettiğinde yeniden güçlü hissettiği alanı yaratıyor; yanında oluyor. Dünyaya bir can getiren kadının sevgi ile desteklenmesi ve kendini bu süreçte güçlü hissetmesi hayattaki en önemli ve gerçek şeylerden biri…



Doula doğum koçu mudur?

 

Nur: Böyle söyleyince bizde daha iyi anlaşılıyor ancak "koç" kelimesi tam olarak yaptığımız işi tanımlamıyor daha doğrusu yanlış bir anlam yüklüyor. Ayrıca Türkiye'de tıbbı bir geçmişten gelen ebe veya hemşireler kendilerine doğum koçu diyorlar. Biz Türkiye'deki doulalar hem yaptığımız işi daha iyi tanımladığını düşündüğümüz için hem de aradaki farkı daha net belirtmek için doula-doğum destekçisi kavramını kullanmayı uygun buluyoruz. Aslında dula diye telaffuz ediliyor ve öyle yazmamız lazım ama kelime Türkçeye yeni girdiği için internette araştırma yapan birinin dünyanın her yerinde kullanılan şekliyle arayıp bilgiye ulaşması daha kolay diye düşündük.



Türkiye'deki doktorların doulayla doğuma girmeye yaklaşımı nasıl?

 

Julia: Bu, doktoruna göre değişiyor. Doğumda kadın haklarını destekleyen doktorlar eğitimli bir doulanın varlığına da sıcak bakıyor.

 

Doulalar sadece doğal doğumları mı destekler?

 

Nur: Doğum şekli ne olursa olsun doğum hem anne hem bebek hem de sonuçta toplum için çok önemli bir süreç.  Bu sebepten her tür doğumda kesintisiz destek gerekli ve mümkün. Her ne kadar çoğunlukla doğal doğumlara çağrılsam da doğumun sezaryene döndüğü ya da baştan sezaryen olması belirli olan doğumlara da katıldım. Özellikle lokal anestezi (epidural- spinal blok) gibi annenin uyanık olduğu bir doğumda başucunda kafa-boyun-yüz masajı yapan, belki sakin bir sesle nefes ve görselleştirme ile anneyi yönlendiren, meditasyon için yol gösteren, bebek doğunca birlikte kalabilmeleri için destekleyen birinin varlığı böyle bir doğumun da oldukça pozitif bir deneyim olarak yaşanmasına katkı sağlıyor.



Türkiye’deki kadınlarının doğumdaki haklarına yaklaşımları nasıl?

Nur: Doğum korkusu çok yaygın bir sorun. Buna bağlı olarak da doğumun doktorun ya da sağlık personelinin işi olduğuna dair inanç doğumun bir sağlık sorunu olarak algılanmasını getiriyor. Ancak hep kendine, bebeğine, doğuma inan kadınlar da vardı elbette. Doulaların varlığı, pozitif doğum deneyimlerinin paylaşımı, buna inanan doktorların/ebelerin çabaları ve sağlık sisteminin kendini uyumlama çabaları daha çok kadının doğuma yaklaşımını değiştirmeye başladı. Bağımsız doğuma hazırlık eğitimlerinin de bu sürece büyük katkısı var. Doğumun bedenin doğal bir işlevi olduğunu anlayan kadın pasif kalmaktansa buna sahip çıkıyor ve haklarını talep ediyor. Bu konuda kurucularından olduğum DOĞANA - Doğumda Kadın Hakları Derneği de bu yöndeki çalışmalarına devam ediyor.  



Mevcut doğum dünyasının iyiye gitmesi için bir ışık görüyor musunuz?

Nur: Daha çok kadın bilgilendikçe, talep ettikçe ve güzel deneyimler paylaşıldıkça değişim hızlanıyor. Bu çok umut verici. Sağlık Bakanlığı normal doğumları arttırıp, sezaryen oranlarını düşürmeye çalışıyor. Bu güzel tabii ama en emin yol baskı ya da ceza yöntemindense neyin eksik olduğunu bulmak ve orayı desteklemek.


Bunda sadece doktorların değil, hepimizin sorumluluğu var. Kendi zor doğum deneyimi ile diğer kadınları korkutanların, korkunç doğum sahnelerini bilinçaltımıza yerleştiren medyanın, hayatın önemli süreçlerini göz ardı eden "modern" ve hızlı hayat tarzının, kadınlara verdiğimiz değerin, ebelerimizi sistemin dışına itmiş olmanın, hayatın başlangıcının önemini kavrayamamanın. Bütün bunlar doğumun cerrahi bir girişim olarak ya da kadının pasif bir obje olarak değerlendirilmesine katkıda bulunuyor. Değişim çok yönlü olmalı. Olacak.

Julia: Doğumla ilgili bilinç zaten değişmeye başladı. Kadınlar artık doğumun ne kadar kıymetli bir tecrübe olabileceğinin ve en iyi şartları hak ettiklerinin bilincine varıyor.

Türk Ebeler Derneği’nin çabaları da son derece cesaret verici. Ebelerin, hastanelerde, doğum merkezlerinde ve evde doğumlarda artık mesleklerini icra edebilecekleri ve böylelikle normal ve sağlıklı annelerin bebeklerini ebelerin yardımıyla dünyaya getirecekleri konusunda ümitliyim.

Sayıları her geçen gün artan eğitimli doulalar da doğumda anneyi odak noktası yapmaya doğru atılan bu adımda gittikçe artan bir öneme sahip; aynı ABD, Brezilya, Filipinler gibi diğer ülkelerde olduğu gibi.

Anne - bebek merkezli sürekli bakıma dayalı doğumun yaklaşan parlak geleceğine şahitlik etmekten ve toplumun geçmişin doğum travmalarından sıyrılacağını görmek heyecan verici. Doktorların, doulaların, ebelerin ve annelerin birlikte çalışarak bu realiteyi hayata geçirdiklerini görüyorum ve bunun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.

 

 

Doulalığın en güzel ve en kötü tarafları neler?

Nur: En güzel yanı doğum sürecinde bir kadının yanında olmak. Dünyaya bir insan getirirken onun elini tutmak, gözlerinin içine bakmak, bebeğini dünyaya getiriş mucizesine şahit olmak. Sonra da yeni doğan bir bebeğin dünyaya gözlerini açtığı ilk anı görmek. O gözlerdeki inanılmaz derinliğin her seferinde tüylerinizi ayağa kaldırması. Bu bir büyü. Orada olmak bir onur: her seferinde hayata karşı minnet ile dolmamı sağlıyor.

En kötü yanı ise sanırım bir annenin hayallerindeki doğumu yaşayamadığına şahit olmak benim için. Bazen ortamdaki şartlar ya da insanlar, bazen sürecin uzunluğu ya da kısalığı, bazen de bebek de oluşan bir sorun her şeyin hayallerdeki gibi olmasını engelliyor. Bu tür sebepler yüzünden istediği gibi doğuramayan ya da travmatize olan bir kadın görmek oldukça kalp parçalayıcı.


Julia Steils Paçacıoğlu, hala İçsel Doğum Doula Eğitimi'nde doulalar yetiştiriyor. Nur Sakallı ise DO-UM Doğuma Hazırlık ve Doğum Sonrası Destek Merkezi'nin sahibi ve doula olarak çalışmaya devam ediyor.

 

 

Röportaj: Damla Çeliktaban

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 16792

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4322

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 6863

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8424

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1420

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön