"Haklarımızı korumaya kararlıyız"

Uluslararası Kadıköy Festivali için İstanbul’a gelen siyasetçi ve sinemacı Selma Baccar, “Bana öyle geldi ki; aynen Tunus’ta olduğu gibi iki Türkiye var. Biz Tunuslu kadınlar olarak haklarımızı korumaya kararlıyız. Özellikle de eşitlik konusunda” dedi.

"Haklarımızı korumaya kararlıyız"

Uluslararası Kadıköy Festivali’nin Kalamış Parkı’ndaki ‘Yıldızlar Altında Sinema’ etkinliğinin ‘Onur Konuğu’ siyasetçi ve sinemacı Selma Baccar, festival kapsamındaki filmi ‘Kadınlar Koğuşu’nun geçen Cuma akşamı gösteriminden önce izleyenlere hitaben bir konuşma yaptı. Sinematek Sinemaevi yöneticisi Jak Şalom’un sorularına sahneden yanıt veren Baccar, “Bugün bütün gün İstanbul’u gezdik ve bana öyle geldi ki; aynen Tunus’ta olduğu gibi iki Türkiye var. Biz Tunuslu kadınlar olarak haklarımızı korumaya kararlıyız. Özellikle de eşitlik konusunda” dedi. Baccar, Tunus’ta 50 yıl önce, yani 1956’da bağımsızlık elde edildikten sonra kişisel haklar konusunda Türkiye’de Atatürk zamanında elde edilmiş olan birtakım hakların Tunus’ta da elde edilmesi yönünde çalışmalar yapıldığını ve bunun çok önemli bir adım olduğunu belirterek “Ne yazık ki devrimden sonra siyasal İslamcılar bizi geriye döndürmek için çok çaba sarf ettiler ve biz bundan çok korktuk” diye konuştu. İzleyenlerin alkışlarla desteklediği konuşmasını Baccar, şöyle sürdürdü: “Ve kadınlar... Kadınlar deyince sadece mecliste olan milletvekili kadınlar değil, aynı zamanda sivil toplumda yer alan kadınlar, biz, İslamcıların dönmek istedikleri geriye dönmemek için mücadele ettik. Ve biz, Mecliste yerimizi kaybetmeye başlayacağımızı anladığımızda sivil toplumdan kadınlar ve sadece kadınlar değil, meclisin etrafında toplanarak çok büyük kalabalıklar oluşturarak boyun eğmeyeceğimizi açıkladık. Böylece sadece bizim önerdiğimiz, istediğimiz haklar değil, daha fazlası da elde edildi. Bugün Tunus’ta kadınlar, erkeklerin miras haklarının ancak yarısına sahipler ve bugün önümüzdeki mücadelenin en önemli yanlarından biri bu eşitliği sağlamak.”

 

53 yıldır film çekiyor

Tunus’ta uzun metrajlı film çeviren ilk kadın yönetmen olan, yapım şirketi bulunan ve 21 yaşındayken 1966 yılında başladığı sinema hayatı boyunca kadının özgürleşmesi mücadelesine odaklanan Baccar, kadın hakları için verdiği mücadeleyi siyaset alanına da taşımış. 2014’te Demokratlar grubuna başkan seçilerek Tunus’ta bir parlemento grubuna başkanlık eden ilk ve tek kadın olmuş.  Demokrasi vaadiyle 1987’de yönetime geçen Zeynel Abidin Bin Ali, zamanla otoriterleşince ‘Arap Baharı’ olarak anılan protestolar sonucunda 2011’de ülkeyi terk etmek zorunda kalınca, yeni bir Tunus Anayasası hazırlanmış; Baccar bu anayasa kurulunda yer almış. Ülkesindeki kadınların yeni haklar edinmesi ve kadının toplumdaki yerlerinin iyileştirilmesi için çaba sarf etmiş, yanı sıra film çalışmalarını da sürdürmüş. 

 

 

“Politikayı, sinema yaparak öğrendim”

Jak Şalom, aradan geçen bu 8 yılda Tunus’ta durumun nasıl olduğunu sordu. Baccar, şöyle yanıtladı: “2011’e kadar ben politika içinde değildim. 2011 devriminden sonra bana politikayı gizli bir biçimde yaptığım söylendi. Ben politikayı, sinema yaparak öğrendim. Yeni anayasanın yazılması için kurulmuş olan heyete sanki bir film senaryosu yazarmış gibi katıldım. Haklar ve özgürlükler komisyonunda yer almayı seçtim.  Bütün ömrüm boyunca gerçekleşmesi için çalıştığım bir takım şeylerin olabileceğini düşündüm ve bu komisyonda görev aldım. Bunlar; önce eşitlik... Kadın ve erkek arasındaki eşitlik. Hoşgörü, düşünme özgürlüğü ve ötekine saygı. Ve tabii bunları yaparken de devrimden sonra işbaşına gelen siyasal İslamcılara karşı mücadele edebilmek için.”

 

Tunus sinemasının, özellikle kadın sinemacıların, kadınların toplumdaki yaşamları ve haklı talepleriyle ilgili filmleriyle hayatın içinde olduğuna dikkat çeken Jak Şalom son olarak Baccar’a “Sinema toplumu ileri taşımaya yardımcı olabilir mi?” diye sordu. Baccar, “Tabii. Tiyatro, sinema, müzik, öbür sanatlar; ama en başta sinema, toplumların daha ileriye gitmeleri için çok önemli adımlar oluşturabilirler. Hiç şüphesiz bu öyle. Genel anlamda kültür bunu sağlayabilir” diye yanıtladı. 

 

 

“Kişisel haklar konusunda yasa yoktu”

Baccar, hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği ‘Kadınlar Koğuşu’ filminin hikâyesi hakkında da şöyle konuştu: “Öyle şeyler anlatılıyor ki filmde; bugün bile Tunus’taki kadınlar, insanlar, böyle bir şeyin var olabildiğine inanmıyorlar, inanmakta güçlük çekiyorlar. Bağımsızlıktan önce kişisel haklar konusundaki yasa yokken bu konular şeriatla yönetiliyordu. Ve bu 16’ncı yüzyıldan itibaren böyleydi. Bu yüzden de filmde göreceğiniz kurum, ondan sonra kalktı, ama o koşulların gerektirdi bir durumdu.  Bu filmdeki kurum, bir çeşit kadınlar hapishanesi. Peki, buraya konan kadınlar ne yaptılar? Sadece ve sadece ailelerindeki bir erkeğe ki; bu eşleri olabilir, bir amca ya da bir akraba olabilir, yeter ki bir erkek olsun; o erkeğin sözünün dışarı çıkmak istedikleri için, o erkeğin sözünde durmak istemedikleri için, hatalarını kabul edinceye kadar bu hapishanelerde yaşamak durumundaydılar. Filmde anlatılan olaylar, 1956’da yürürlükten kaldırılıncaya kadar geçerliydi. Dolayısıyla film, 1956’dan az önce geçiyor, filmin en sonundaki sekans ise 2012’de geçiyor.”

 

Eşine itaat etmeyen evli kadınlar

Dünyanın neresine giderseniz gidin; sevgi ve saygı ilişkisi dışında çıkmış, güçlünün tahakkümüne dönüşmüş ilişkilerde itaat edip etmemek, kabul etmek, görmezden gelmek gibi tutumlarla ikili yaşamı sürdürmek; kişilerin tercihi dışına çıkıyor. Toplum yapısı, hukuk kuralları, din, gelenek, görenek ve benzeri etkenler, o toplumda kadın-erkek ilişkilerine yön veriyor.  İki kez İran’a, bir kez Tunus’a gitmiş bir kadın olarak, filmi ilgiyle izledim. Filmde kadı karşısına çıkan çiftlerden kadın, ne anlatırsa anlatsın, hep ‘Dar Joued’ adı verilen kadın hapishanesine yollanıyor. İhanete, tacize ve tecavüze uğradığı, suiistimal edildiği halde; kocasıyla cinsel ilişkiye girmediği, hep kız çocuk doğurduğu, kayınvalidesiyle geçinemediği, soylu ailesine yakışmayan kişilerle konuştuğu gerekçeleriyle ‘El Jaide’ adı verilen bir gardiyan gözetiminde tutsak tutulan toplumun farklı kesimlerinden kadınlar, kâh çatışarak, kâh dayanışarak birbirlerinin yaşamlarına dâhil oluyorlar. Hepsinin ortak noktası ise erkekler tarafından hapisle tehdit edilmelerine karşın boyun eğmemeleri.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yumurta sarısını böyle ayırın!
    Yumurta sarısını böyle ayırın!

    Süresi : 01:46 İzlenme : 1084

  • 5 dakikada badem sütü yapımı!
    5 dakikada badem sütü yapımı!

    Süresi : 00:56 İzlenme : 2556

  • Makarna kızartması!
    Makarna kızartması!

    Süresi : 00:52 İzlenme : 11275

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9362

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön