Dijital çağın çocukları için güvenli ve etkili internet kullanımı 3/4

Dijital çağın çocukları için güvenli ve etkili internet kullanımı 3/4

 

Yurt dışında eğitim dünyasında durum nedir?

Veri kullanımı söz konusu olduğunda, birçok aile bilginin nasıl kullanıldığı konusunda endişeli. Bu konuda yurt dışındaki örnekler oldukça entegre bir eğitim sisteminin işaretini veriyor. Bizde de okullar kendi yazılımlarını kullanarak veya sistemlere üye olarak öğrenci bilgilerinin farklı dijital platformlara kaydedilmesine aracılık ediyor. Burada velilerin yapabileceği şey, okulların şirketlerle olan anlaşmalarındaki gizlilik politikalarını sorgulamak. Okullar dışarıdan satın aldıkları yazılımları kullandığı müddetçe, bu konularda hizmet aldıkları şirketler öğrencilerin kayıtlarını toplama, saklama ve hatta üçüncü kişilere aktarma konusunda izin almış sayılıyorlar. Öğrencilerin kişisel verilerinin toplanması konusuna baktığımızda, veri toplayan şirketler listesinin başında Google geliyor. Ailelere “Family Link” ismiyle kolaylaştırıcı bir servis sunan Google, diğer bir yandan veri toplayıcısı konumunda bulunuyor ve velilerin çeşitli itirazlarıyla karşı karşıya. Amerika’da 30 milyon öğrenci ve öğretmen Google’ın ücretsiz sunduğu G Suite eğitim aplikasyonlarını kullanıyor. Şirket, data toplamak için en temel yol olarak bu servisi kullanıyor. Firmanın Google Docs, Google Drive gibi uygulamalarının dünya çapında 70 milyon kullanıcısı var. Ek olarak, 20 milyondan fazla “Chromebook”, eğitim donanımı olarak dünya çapında birçok okulda kullanılıyor. Google’ın tüm bu araçları sayesinde topladığı veriler isim ve doğum tarihi tarzında, kişiyi tanımayı sağlayan bilgiler olduğu gibi, arama geçmişi, arama terimleri, konum bilgisi, kontakt listeleri ve davranışları gibi verilerden de meydana gelebiliyor. Google ve benzeri şirketlerin ellerindeki bütün bu verileri ne yapacakları sorusu bazı veliler tarafından gündeme getirilmiş. Amerika Birleşik Devletleri’nde, “Google G Suite for Education” kullanan milyonlarca öğrencinin e-maillerinin şirket tarafından tarandığı ve veri madenciliğine imkân verildiği gerekçesiyle federal mahkemede şikâyet dosyası bulunuyor. Google’ın kişisel veri toplayarak çocuk koruma kanunlarını ihlal ettiği ve 13 yaşından küçüklere reklam gösterimi yaptığı için 23 aile ve itiraz komisyonları, Amerikan Ticaret Komisyonu’na şikâyet dilekçesi vermiş durumdalar. Google’ın gereğinden fazla, amacı belirsiz şekilde öğrenci verisi topladığı iddia ediliyor. Teknoloji şirketlerinin ve gelişmelerin merkezi halindeki ABD’de, okulların çoğunun yetersiz gizlilik politikalarına sahip olduğu ve teknoloji sağlayıcı firmaların öğrencileri gözetlemesine okulların farkında olmadan yardım ettiği tartışılıyor.

 

Öğrenci datası toplamada diğer büyük bir oyuncu olan Knewton, eğitim materyallerini kişiselleştirme platformuna sahip bir eğitim şirketi. Şirket, online hareketler dökümünü izleyerek ülke çapında milyonlarca öğrencinin verisini toplamış durumda. Öğrencilerin her tıklaması ile birlikte, dijital textbook’lardaki soruları cevaplama arasındaki bekleyişleri bile kaydediliyor. Sonuç olarak, öğrencilerin sadece bilip bilmediklerini değil, nasıl düşündüklerini bile belirleme yolundalar. Örneğin, Knewton firması, öğrencinin hangi konularda takıldığını ve hangisinin konsantrasyon güçlüğü çektiğini söyleyebildiğini iddia ediyor. Amaçlarının, potansiyel problemleri açığa çıkarmak ve öğrencilere okul hayatlarında yardımcı olmak olduğunu belirtiyorlar. Facebook’un Amerikan milli eğitim bakanlığıyla yaptığı “Dijital Söz” isimli iş birliği, öğrenci verisinin kullanılması konusunda bir başka örnek. Teknoloji şirketlerinin ve gelişmelerin merkezi halindeki ABD’de, tartışmalarda “Okullar teknoloji konusunda kendilerine servis veren firmalarla sıkı kurallar imzalıyor mu?” gibi sorular gündemde.

 

Sonuç olarak, bu tarz üçüncü partiler öğrencilerin interneti nasıl kullandığıyla ilgili bilgiyi toplayıp saklayabiliyor. Bunun tamamen önüne geçmek mümkün olmadığı gibi, öğrencinin çalışma biçimi hakkında veriler sundukları da bir gerçek. Eğitim dünyasında eğitimin dijital dünyayla bütünleşmesi tartışılırken hayat da hızla dijitalleşiyor. Bir yandan öğretmen gözetimi ve sınıf içi etkileşimin vazgeçilmezliği konuşulurken, diğer yandan öğrenmenin dijitalleşmesi süreci devam ediyor. Öğrencilerin online ders çalışma stilleri takip edilirken, öğrencilerin öğrenme biçimleri ve konu eksikleri, hangi sorularda takıldıkları gibi veriler de online araçlar üzerinden analiz edilmeye başladı. Yetişkinlerin de kullanıp faydalandığı tüm bu online servislerin hayatımızı kolaylaştırdığı ortada. Bu durumda, veliler olarak kullanımı yasaklamak seçeneğinin artık belli ölçüde geçerliliğinin kalmadığını hatırlıyoruz.

 

Yurt dışında hukuki boyuta bakacak olursak…

ABD’de Federal Ticaret Komisyonu tarafından ortaya konan ve 1998’de kabul edilerek zaman içinde eklemeler yapılan bir Çocuk Çevrimiçi Gizlilik Koruma Yasası bulunuyor. Bu yasa ile çocukların kişisel verilerinin korunması ve online servis sağlayıcılarının yaptıkları tüm hizmetlerde kişisel veri kullanımında bazı gerekliliklerin yerine getirilmesi amaçlanıyor. 13 yaşından küçük çocukları alışveriş sitelerinde, online oyunlarda ve mobil uygulamalarda korumayı hedefleyen yasa kapsamında, alışveriş sitelerinin çocuklardan bilgi almadan önce ailelerin rızasını almaları gerekiyor. Ayrıca, ailelerin hangi bilgilerin toplandığını ve kullanım amacını yerine getirdiğinde o bilgilerin silindiğini görme gibi bir imkanları var. Problem şu ki, bu düzenlemeler, okulların bünyesinde eğitim amacıyla kullanılan ürünler üzerinde uygulanamıyor. Bu durumda, öğrencilerin bilgilerinin korunması okulların sorumluluğunda oluyor. Eğitim materyali satan bir şirket, öğrencilerden elde ettiği veriyi ticari amaçlarla kullanmak istediğinde veli rızası gerekiyor. Bu yasa bile, eğitimsel materyaller üzerinde uygulanamıyor. Dijitalleşme arttıkça zaman içinde yeni düzenlemeler gerekli görünüyor. Bu bakımdan okul yöneticilerinin satıcılara yasayı hatırlatması gerekiyor.

 

Avrupa’da ise bu yasak, Mayıs 2018’de AB ülkelerinde yürürlüğe giren Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ile takip altında. Türkiye'de ise henüz bu şekilde bir uygulama söz konusu değil ancak batı ülkelerinde de bu konuyla ilgili düzenlemelerin oturmuş olduğu söylenemez. İngiltere'de 13 yaşın altında kullanıcılara izin verdiği tespit edilen sosyal medya sitelerine ceza verilmesi gündemde. Ancak yaş sınırının nasıl mecbur tutulacağı, yani uygulama kısmı halen tartışma konusu. Kişisel verilerin toplanması konusunda dünyanın en büyük platformu Facebook, Amerika’daki yasa ve AB Genel Veri Koruma Kuralları’na uymak için 13-15 yaş arası kullanıcıların bilgilerini paylaşabilmeleri için anne-baba ya da vasinin iznini isteme yönünde düzenleme getirmiş. Ayrıca Facebook’un sahip olduğu WhatsApp uygulaması, kullanım koşullarında 16 yaşından büyük olmayı doğrulamayı talep ediyor. 

 

Çocukların internet kullanımı için rakamlar neler söylüyor?

Bilindiği gibi çocuklar da yetişkinler gibi dijital dünyaya bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi farklı araçlar üzerinden erişiyor. Çocukların internet güvenliği ve internet kullanma bilinci konusunda rakamların söylediklerine de bakmak gerek.

 

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013 yılında 6-15 yaş grubu çocuklarda bilişim teknolojileri kullanımıyla ilgili yaptığı araştırmada bu yaş grubunun bilgisayar, internet ve cep telefonu kullanımı ortaya konmuş. 6-10 ve 11-15 yaş grubu ayrımında ortaya çıkan verilere göre bilgisayar kullanımına ortalama 8 yaşında başlanıyor. İnternet kullanımına ortalama başlama yaşı 9. Çocukların %24,4’ü kendi kullanımına ait bilgisayara sahip. Çocukların %60,5’i bilgisayar, %50,8’i İnternet, %24,3’ü cep telefonu kullanmış durumda. Çocukların %45,6’sı hemen her gün internet kullanıyor. 6-15 yaş grubu çocuklar İnterneti en çok %84,8 ile ödev veya öğrenme amacıyla kullanırken, bunu %79,5 ile oyun oynama, %56,7 ile bilgi arama, %53,5 ile sosyal medya ağlarına katılmak için kullanıyor. İnternet kullanım yerlerine göre %65,6 ile ev ilk sırada. Cep telefonu kullanımına ortalama başlama yaşı ise 10. Bütün bu veriler, dijital araçları kullanma ve internete erişimde çocukların her yönden takip edilmesi gerektiğini bize hatırlatıyor.

  

 

 

 

Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen, 25 Avrupa ülkesinin katılımıyla 2010 yılında yürütülen Avrupa Çevrimiçi Çocuklar Araştırma Projesi’nin Türkiye bulguları, özellikle çocukların güvenli internet kullanımına yönelik önemli veriler sunuyor. Rapor, 9-16 yaş arasındaki çocukları kapsıyor. Araştırmadaki tüm çocuklar internet kullanıyor ve %40’ı kendi masaüstü veya dizüstü bilgisayarına sahip. Ebeveynlerinin ise sadece %29’u internet kullanıyor ve sadece %36’sı, çocuklarını rahatsız edecek durumlarla ne yapmaları gerektiği hakkında konuşmuş. Rapora göre çocuklar internet güvenliği ve internette nasıl davranacakları konusunda ebeveynlerinden çok arkadaşlarına danışıyor. Herhangi bir internet riski ile karşılaşmış olan çocukların yaklaşık yarısı bu durumu kimseyle paylaşmamış. Çoğu sosyal paylaşım sitesinin hesap oluşturma için 13 yaş sınırı koymasına rağmen, bu çalışmaya katılan sosyal paylaşım sitesinde hesabı bulunan tüm çocukların üçte biri 13 yaşının altında. Ebeveynlerin yarısından çoğu, çocuklarının kişisel bilgilerini internette paylaşmasını yasaklamış ancak buna rağmen, çocukların %42’si sosyal paylaşım sitesindeki hesaplarını, kendi kişisel bilgilerinin herkes tarafından görülebileceği “herkese açık” seçeneği ile kullanıyor. Çocukların %19’u adres bilgilerini, %8’i ise telefon numaralarını sosyal paylaşım sitesinde paylaşmış durumda. Araştırmaya katılan ebeveynlerin üçte birinden daha azı çocuklarının ziyaret ettiği internet sayfalarını takip ettiğini belirtmiş. Ebeveyn filtresi, istenmeyen ileti ve virüs engelleyici kullanımı ise Avrupa ülkelerine göre daha düşük. Türkiye’de çocukların %60’ı okulda da internete bağlanıyor, %51’i ise internet kafeleri kullanıyor. Bunlar, ebeveyn denetiminin olamadığı alanlar. En ilginç bulgulardan biri de çocukların %78’inin, internet konusunda ebeveynlerinden daha fazla bilgiye sahip olduklarını düşünmeleri. Rapor, çocuklara istenmeyen mesajları önleyecek, bilginin doğruluğunu kontrol edebilecek ve kişisel bilgilerinin paylaşımını engelleyecek özel araçlara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Bu araçlarda, önceliğin ebeveynlerin bilinçlenmesi olduğunu söylemek mümkün.

 

 

Yazının diğer bölümleri:

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli anlatıyor
    Sema'nın Sağlıklı Mutfağı - Sema Sumeli...

    Süresi : 08:40 İzlenme : 0

  • Yeşim'le Hayat Bilgisi
    Yeşim'le Hayat Bilgisi

    Süresi : 31:47 İzlenme : 0

  • Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar
    Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar

    Süresi : 37:35 İzlenme : 0

  • Sanal kitap mı? Basılı kitap mı?
    Sanal kitap mı? Basılı kitap mı?

    Süresi : 01:55 İzlenme : 1442

  • Anne Sohbetleri: Lohusa Depresyonu
    Anne Sohbetleri: Lohusa Depresyonu

    Süresi : 06:07 İzlenme : 4148

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön