Çocuklarımızın bağışıklık sistemi ne olacak?

Çocuklarımızın bağışıklık sistemi ne olacak?

Hepimiz çocuklarımızın bağışıklık sistemi kuvvetli olsun isteriz. Hatta güçlendirmek için envai çeşit takviyeler araştırırırız. Dışarıdan verilecek takviyelerle kuvvetlendireceğimizi düşündüğümüz bağışıklığı temelde etkileyen etkenler neler olabilir?

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, alerji, astım, egzama, hatta otizm birbirinden çok farklı mekanizmalar değil. Bir yelpaze gibi düşünebiliriz. Hepsinin ortak özelliği hatta kaynağı sindirim sistemi. Modern tıbbın her kolu, çoğu zaman sadece kendi penceresinden baktığı için bütünü görmekte zorlanıyor olabilir ama bu, durumu değiştirmiyor. Yeni araştırma sonuçları hızla gelmeye başlıyor. Bundan 3-4 yıl önce konu ile ilgili Türk hekimlerinden ses verenlerin sayısı bir-iki elin parmağını geçmezken şimdi yoğun olarak beslenme-hastalık-sağlık ile ilgili farkındalığı gelişmiş hekim sayısı artıyor. Ne kadar olumlu bir gelişme...

 

Çocuklarımızın sağlığında belirleyici faktörler:

  • Anne-babadan alınan bağırsak florası mirası
  • Doğum şekli (sezaryen-vajinal)
  • Beslenme şekli (meme-mama)
  • Kullanılan ilaçlar/antibiyotikler
  • Aşılar (her geçen yıl takvime yeni aşıların eklenmesi söz konusu)
  • Binbir katkılı market ürünleri
  • GDO-tarım ilaçları
  • Artan nişasta bazlı şeker (mısır şurubu) vb.

 

Tek başına sezaryen, çocuğunuzu alerjik yapmaz. Ya da çok abur cubur yemesi onu hiperaktif yapmayabilir. Tek bir aşı otistik yapmaz. Eğer öyle olsa aşılanan tüm çocukların otistik olması gerekirdi. Ama bağışıklığı bir bardak gibi düşünürsek ve o bardağa hem sezaryeni, hem mamayı (özellikle ilk günlerde bağırsak florası oluşurken), hem ortakulak iltihabı ya da ishal sebebiyle ya da belki tam olarak gerekmediği halde kullanılan antibiyotiği, hem büyük marketlerden pazarlardan aldığımız pestisitli sebze meyveyi, hem yoğun aşılamayı koyarsak, bardak taşabilir. Bunlardan biri bardağı taşıran son damla olabilir.

 

Çocuklarımıza bir haller oluyor. Çocuklarımız sınıfta durdukları yerde duramıyor. Çocuklarımız uyumuyor. Yeni anne olmuş arkadaşlarımı birer birer alerji gruplarında soru sorarken görüyorum. 38 yaşımdayım, bizim okul eğitimimizde hiç duymadığımız bir literatür var şimdi.

 

Kaynaştırma sınıfları, rehber öğretmenler, fiziken arkadaşlarına zarar veren çocuklar...

 

Herkes bir ucundan tutuyor ama çözümden ziyade er ya da geç psikiyatrı ile ve ilaçlarla neredeyse ilkokulda tanışan bir nesil geliyor. Elbette genelleme yapmıyorum ama hastalıklardaki artış, istatistikler ortada.

 

İlaç yerine bu çocukların beslenmesine bakılıyor mu örneğin? Genellikle maalesef hayır.

 

Oysa sindirim sistemleri tedavi edildiğinde pek çok çocukta semptomlar kendiliğinden ortadan kalkıyor. "Çocuğumu bana geri verdin teşekkür ederim" diye söze başlıyor bu çocukların anneleri, tıp sektörünün ve semptom bastırmaktan öte gitmeyen tedavilerin dışında kalabilmiş doktorlarına...

 

Tartışırken tek tek her madde üzerinde iyidir-kötüdür ötesine gitmeyen fikir ortaya koymak faydalı olmuyor.

 

Aşı konusu örneğin. Bir aile “Aşıdan sonra sıkıntılarımız başladı” dediğinde, “Aşılar korur ve iyidir. Onlar olmasaydı...” diye devam eden fikir beyanları bu ailelere yardımcı olmuyor. Aşı her çocukta zorunlu mudur? Her çocuğun durumu birbirinden farklı iken standart aşı takvimi bağışıklığı dezavantajlı (bardağı dolu olan) olan çocuklarda aşı son damla olabilir mi?

 

Ne yapmalı? Modern hayatın getirdiği tüm olumsuzlukları bir anda yok edemeyiz. Farkındayım. 'Organik beslenelim'in mutfak masraflarına etkisinin/faturasının ne kadar olduğunu biliyorum. Ama bardağın mümkün olduğu kadar boş kalması için her bir madde üzerinde mümkün olduğu kadar bilinçlenelim.

 

Örneğin anne-baba olmaya hazırlanırken, henüz hamile kalmadan hayatımızdaki toksinlerden ne kadar arınabiliriz? Bebek anne rahmine yerleşmeden çiftler tarafından yapılacak arınma/beslenme diyetleri bebeklerin bağışıklıklarına son derece faydalı etki ediyor. Direkt soluduğumuz temizlik maddeleri yerine zarar veremeyen doğal malzemelerle ilgili araştırma yapabilirsiniz örneğin. İnsan içindeyken ve sürekli solurken farkına varmıyor. Yaklaşık 4 yıllık kimyasal deterjansız hayattan sonra duyduğum bir deterjan/yumuşatıcı kokusu bende sarhoşluk hissi yaratıyor. Genzim yanıyor adeta...

 

Yıllar boyunca kullanılan doğum kontrol haplarının bağırsak florasında yarattığı tahribat da bebeğin florasına yansıyor. Alternatifler araştırmak isteyebilirsiniz bu nedenle. Konu kafanızı kurcalamaya başlayıp da alternatife niyetlendiğinizde karşınıza çok güzel kaynaklar çıkıyor.

 

Gebelik başladıktan sonra doğuma hazırlık eğitimi alabilirsiniz. Doğumda dikkat edilecek şeylerle sağlıklı bağırsak florası için çok önemli adımlar atabilirsiniz.

 

Doktora ilaç yazın baskısı yaratmamak için doğal ilaçlar öğrenebilirsiniz. Çünkü maalesef her ilacın bir yan etkisi var. Üstelik ülkemiz son derece önemli sakıncaları da olabilen antibiyotik kullanımında birinci. Doktorlarımızın da maalesef bu durumda sorumlulukları var. Ama çoğu zaman “Aman çocuğum bir an önce hastalıktan kurtulsun, antibiyotiksiz geçmez bizim çocuğun hastalığı” diyen ve korumaya çalışırken çoğu zaman fark etmeden zarar veren ailelerinde sorumlukları büyük. Şu bilgi de pratik bir kolaylık sağlayabilir: Antibiyotikler sadece bakteriler üzerinde etkili. Hastalık virüs kaynaklı ise o kullandığı antibiyotiğin çocuğunuza hiçbir faydası yok. Sadece zarar veriyor. Bağırsaklarından milyonlarca faydalı mikrobu (bağışıklığını sağlayan) silip süpürme marifetiyle sadece zarar veriyor ve 2-3 ay sonra tekrar ilaç kullanmasını gerektirecek bir hastalığa yol açıyor çoğu zaman. Hekiminiz antibiyotik yazdığında test yapılmasını isteyin. Hastalığın bakteri mi virüs kaynaklı mı olduğunu belirleyen bir test yapılsın. Çoğumuz böyle bir testin varlığından haberdar bile değil belki.

 

Doğumdan önce emzirme ile ilgili araştırın. Okuyun. Yardım alın.

 

Mesleğim gereği, pek çok gebenin kendiliğinden emzirebileceğini düşündüğüne şahit oluyorum. Bunun doğal süreç olduğunu, her şeyin yolunda gideceğini varsayıyorlar. Düşüncelerinde haklı olmakla beraber bu anneler doğumdan sonra ıssız bir adada değiller. Öncelikle multi bağışıklık destekleyici gibi terim- ibarelerle reklamlar sebebiyle yanıltıcı bir bilgi bombardımanı altındalar. Mama firmaları uluslararası kuralları ihlal ederek ailelere ulaşıp kendi karlarını artırmak adına son derece acımasız ve agresif satış politikaları uyguluyorlar. Sonuç olarak yeni doğum yapmış anne emzirmesi konusunda desteklenmesi yerine bilakis mamaya teşvik edilebiliyor çoğu zaman.

 

Bağışıklık bardağı mümkün olduğunca boş olduğunda, bardağa dökülen olumsuzluğu çocuklar tolare edebiliyorlar. O nedenle her madde ile ilgili önlem alabilmek, hayat tarzımızı buna göre planlamak, tercihlerimizi buna göre yapmak hayatımızı kolaylaştırabilir...

 

Yazı: Doğuma Hazırlık Eğitmeni Cansu Nuras

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7059

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2243

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1722

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26010

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5933

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön