Doğum sonrası depresyonu, geçti gitti...

Doğum sonrası depresyonu, geçti gitti...

2014 yılının tamamı ve 2015’in bir kısmı boyunca hem doğum sonrası depresyon hem de doğum sonrası anksiyete ile mücadele ettim; hayatımın korkunç bir dönemiydi, bir daha asla iyileşemeyeceğimi düşündüm.

 

Kendimi tanıyamıyordum. Bir zamanlar sahip olduğum sosyal, eğlenceli kişiliğim, derinlerde kalmış bir hatıradan başka bir şey değildi; özgüvenim sıfırın altına inmişti.

 

Depresyon, oğlumla, partnerimle, ailemle, çevremdeki hemen hemen herkesle olan ilişkimi etkilemişti; ama hepsinden ötesi, kendimle olan ilişkim hasar görmüştü.

 

Negatif düşüncelerimin altında ezilmediğim anları, yalnızca uyurken yaşıyordum. Günün sonunu iple çekiyordum; başımı yastığa koymak, beynimin kapatma düğmesine basmak gibi bir şeydi. Ertesi gün uyandığımda hissettiğim ilk şey, korkuydu. Bugün zihnimin içerisinde hangi dehşet düşünceler yankılanacaktı? Ne kadar ağlayacaktım? Bazen saatler boyunca, gözlerimden aşağı yorgunluk, hayal kırıklığı ve saf üzüntü gözyaşları akardı.

 

Üzerime aldığım her iş, ne kadar sıradan olursa olsun, gözüme dağ gibi görünürdü. Yatağa girerken umut etmeme, dua etmeme rağmen, her gün, bir öncekinden daha kötüydü.    

 

 

Oturur ve bu şekilde hissetmediğim günlere geri dönmenin hayalini kurardım. Mental olarak mutlu ve özgür hissettiğim zamanlara geri döner ve bunun olabilmesini o kadar çok dilerdim ki gözlerim yaşlarla dolardı.

 

2015 yılının ocak ayında, hastalığım doruk noktasına ulaştığında, artık neredeyse konuşamıyordum. Yılbaşından sonra yatakta baygın gibi yattığımı, annemin evime gelip herhangi bir şey yapmamı sağlamaya çalıştığını hatırlıyorum. Ama orada yalnızca yatar, keşke başka bir yerde olsam diye düşünerek camdan dışarı bakardım. Kendimden başka herhangi biri olabilme dileğiyle…

 

Hayatım, dibe vurduğumu kabullenmemle değişmeye başladı. Doktorun verdiği, ancak kullanmanın çok ürkütücü olduğu ilaçlar, artık o kadar da korkunç gelmiyordu. O haplar, hayatımı inanılmaz bir şekilde değiştirdi. Terapiler sayesinde, hislerimle ve geçmiş tecrübelerle yüzleşme, bunlardan utanmamayı öğrenme fırsatı elde ettim. Bir danışmanla konuşmak, kötü şeyler yapacak korkunç bir insan olmadığımı kanıtladı bana.

 

Bu süreç, onlarca yıl öncesine aitmiş gibi geliyor şu an.

 

Sanki farklı bir insanın hatıraları gibi...

 

Şu an, 2016 yılında, kendimi bambaşka bir insan gibi hissediyorum; ama hiçbir şeyi unutmuyorum.

 

Zaman iyileştirir derler; büyük bir destekçisiyim bu düşüncenin. Kaygılarla savaşmanın yollarından biri, kendime, tecrübe ettiğim bu duyguların geçici olduğunu hatırlatmak. Şunu soruyorum kendime: “bu konu, bir sonraki haftada da rahatsız edecek mi seni?” – muhtemelen hayır. Hayat devam ediyor; adımlarımızı dikkatlice atarak baş koyduğumuz yolda ilerlemeye çalışıyoruz.

 

Ama şimdi bile, 2 sene sonra, oğlumun hayatının ilk yıllarında çektiğimiz fotoğraflara bakarken, üzülmekten kendimi alamıyorum. Her bir fotoğrafla, o zamanlar nasıl hissettiğimi hatırlıyorum; gözyaşlarım sel oluyor. Üzüntü, yıkım, öfke ve bunaltıcı kaygılar, her zaman oradaydı, yanı başımda; nereye bakarsam bakayım.

 

Kaybettiğim o zamanı asla geri alamayacağım.

 

Bahsettiğim sebeplerden dolayı, oğlum tek çocuk olarak kalacak. Bu kararıma güvensem de, işleri asla daha farklı şekilde yapamayacağımı bilmek moralimi bozuyor biraz. Elbette, hasta olmak, o şekilde hissetmek elimde değildi; bunların hiçbiri benim suçum değildi. Kötü olduğum zamanlarda sıklıkla kendimi suçlasam da, artık yapmıyorum bunu.

 

Neyse ki depresyonumun, oğlumla aramdaki ilişki üzerinde uzun vadeli etkileri olmadı; bunun için sonsuza dek minnettarım. Hayatıma müthiş bir keyif ve mutluluk getiriyor; bu küçük oğlanla inanılmaz şekilde gurur duyuyorum.

 

Doğrum sonrası depresyon, kaygı ya da her ikisini birden yaşadığını düşünen herkese: Yardım alın. Destek arayın; emin olun ki bulacaksınız. Daha iyi olacaksınız. Ben, bunun bir kanıtıyım.

 

 

 

Rachel Hawkins

Bu yazının İngilizce orijinali huffingtonpost.com sitesinde yayınlanmıştır.

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 4940

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3075

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 821

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 533

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2399

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön