Fikirler nasıl filizlenir? Uzun yıllardan beri pek çok düşünür ve bilim insanı bu soruyu soruyor. 20. yüzyılın başından itibaren, matematikçi ve filozof Henri Poincaré gibi araştırmacılar, bir problemle karşı karşıya kaldıklarında ortaya bir fikir koymak için birkaç aşama ayırt ettiler. London Schools of Economics’ten İngiliz psikolog Graham Wallas, dört aşama ortaya koyuyor.


1- Hazırlık

Bir sorumuz var. Yarınki toplantıda ne önereceğim? Bu akşam yemek için ne yapacağım? Yeğenime doğumgününde ne hediye vereceğim? Bir cevap bulmak için düşünmeye ihtiyacımız olduğunun farkındayız. O zaman beyin organize olmaya başlıyor: Kayıp cep telefonumu bulmalıyım. Dilimin ucundaki o ismi hatırlamalıyım. O zor matematik denklemini çözmeliyim. Nörolog Lionel Naccach prosedürün aynı olduğunu söylüyor. Bütün çabam, öncelikle soruyu biçimlendirmek için olmalı. O halde ilk iş, problemi tanımlamak ve zorluklarına bir sınır çizmek.


2- Kuluçka devresi

Bu dönemde aklımız, az ya da çok aktif ve bilinçli olarak olası çözümleri aramaya başlar. Aktif evrede beynimiz kişisel deneyimlerimizi harekete geçirir (eski veya yeni hatıralar, bildiklerimiz, geçmişteki başarılar ve başarısızlıklar). Medyada, kitaplarda vb. bilgi ararken bilinçli bir keşfe başlarız. Nasıl karşılanacağını görmek ve çözümümüzü netleştirmek için başkalarıyla görüş alışverişinde bulunuruz. Kendi görüşlerimizi oluşturmak, çözümlerimizi geliştirmek için çoğu kez geçmişte yaşanmış örneklerden, durumlardan, başka yerlerden ve kişilerden esinleniriz. Edebiyat, medya, arkadaş sohbetleri veya basit bilgiler yeni bilgiler edinmeye, kendi bakış açımızı genişletmeye izin verir.


Düşüncelerin ortaya çıkmasına izin veren iki tutum daha vardır: Açık fikirlilik ve dinleme yeteneği. Gerçekten de, fikirleri filizlendirmeye yarayan kuluçka evresi bilgi toplayabilmeyi, problemi ele almak için işe yarar yeni bilgileri birleştirmeyi, gözlemleri dinlemeyi ve seçenek yaratmak için bu gözlemleri dikkate almayı gerektirir.


Kaçınılması gereken tuzaklar da vardır: Bilgi ve gözlemleri kopyalamak. Bizi, bize hitap eden fikri seçmeye yönlendiren duygusal tepki. Ya da bu bilgi veya gözlemi, sevdiğimiz bir yazarın ortaya koymuş olması… Beynimiz, bize hata yaptırabilecek çok sayıda otomatik işleyiş düzeni ile çalışır.


3- Aydınlanma

Bir fikir ve problemi makul bir yolla çözecek olası cevabı bulduk. Arşimed’in, ünlü “Euréka”sı, banyosunda gevşerken telaffuz ettiği kelime. Hafife alınamayacak bir anektod. Arşimed keşfini, zihnini serbest bırakmaya uygun bir gevşeme esnasında yaptı. Yeni fikirler bulabilmek için durmayı, ara vermeyi, zihnini dinlendirmeyi ve dinlenmeyi bilmek gerek. Yoğun beyin fırtınası, belki de tam tersi etki yaratıyor.


L. Naccache, bu aydınlanma sürecinin, bilinçli düşündüğümüz zaman dilimlerinden ziyade, bilinçsizken gerçekleştiğini söylüyor. “Zor bir probleme karmaşık bir çözüm ararken, bu çözümün gidereceği zorlukları bilinçli olarak belirlemek ve takiben, geniş bir temsil çeşitliliği yaratarak her yöne akabilen bilinçdışı işleyişe güvenmek gerekir.” Gerçekten de, bilinçdışı düşünce, bilinçli düşünceye göre çok daha fazla sayıda nöron ağını harekete geçirmeye yeteneklidir: Bilinçdışı, beyin bölgelerini istemdışı veya otomatik olarak uyandırır, biz bu bölgeleri uyarmayı düşünmesek de.


4- Doğrulama

Bulunan fikir, kesin olarak kabul edilmeden önce sınanma aşamasında. Bu dönem, çözüm bekleyen sorunun aciliyetine göre az ya da çok uzun sürebilir. Bu fikri, eleştirel düşünce becerimizi kullanarak, kendi kendimize doğrulayabiliriz. Ancak bizi aşıyorsa ya da kendi eleştirimizden şüphe duyuyorsak, bir başkası tarafından doğrulanmalı.


Science Humain Dergisi Mart 2020 sayısı, No 323

Maud Navarre

Fransızca’dan çeviren: Perihan Özcan

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.