Dünyanın birçok ülkesinde, disleksi ve dikkat eksikliği çalışan eğitim kurumları, web tabanlı online eğitim uygulamalarını kullanıyorlar. Bilgisayar destekli bu uygulamaların hem kullanım kolaylığı sağladığı hem de çocukların ilgisini çekip çalışma konusunda motivasyonlarını artırdığı biliniyor. Todi Kurucusu Nörolog Dr. Olcay Karaca ise bu eğitimler ve disleksi ile ilgili bilgiler verdi.


Disleksi nedir? Disleksi ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar nedir?

Disleksi dediğimizde aslında özel öğrenme güçlüğünü anlatmak istiyoruz. Özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG); zekâsı normal ve normalin üstü çocukların standart eğitim almalarına rağmen belli alanlarda öğrenmede zorluk yaşamalarıdır. Okuma, yazma ve matematik becerilerini kazanılması ve kullanılmasındaki güçlükleri içeren nörogelişimsel bir bozukluk grubudur. Okuma öğrenmede güçlük yaşanması disleksi, yazma alanında güçlük yaşanması disgrafi ve matematik alanında güçlük yaşanması diskalkülidir. En sık görülen ve en bilinen form disleksidir ve bu nedenle ÖÖG yerine sıklıkla disleksi kullanılır. Disleksi, öncelikle bilinmesi gereken bir zekâ probleminin olmadığıdır. Bu çocuklarımızın hepsi normal veya normalin üstünde zekâ düzeyine sahiptirler. ÖÖG bir farklılıktır, öğrenmenin bazı alanlarda zor olmasıdır. Doğru eğitim yöntemleri ile üstesinden gelinebilir.


Ebeveynler bazen "benim çocuğum matematiği yapamıyor, sevmiyor" der. Bu durum disleksi ile ilgili olabilir mi?

Matematik sıklıkla zorlanılan bir derstir. Ben bunun, matematiğin günlük yaşamla ilişkilendirilmeden öğretilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Matematiksel kavramlar zihnimizde canlandırılarak ve günlük yaşamla ilişkilendirilerek anlatılırsa böyle bir sorun olmayacaktır. Diskalküli matematik öğrenme güçlüğü değildir. Matematik biliminin pek çok kolu vardır ve herkesin calcülüs, topoloji, difaransiyel öğrenmesi mümkün olmayabilir. Diskalküli aritmetik öğrenme güçlüğüdür. Aritmetik, matematik biliminin, sayıları, sayıların özelliklerini ve bunlarla yapılan işlemleri konu alan koludur. Diskalkülisi olan çocuklarımız temel sayı kavramlarını ve bunlarla işlem yapmayı öğrenmede sorun yaşarlar. En bilinen örnek çarpım tablosunun öğrenilmesinde güçlüktür. Matematiği sevmemek diskalküli olarak değerlendirilemez. En başta söylediğim gibi “matematik sıklıkla zorlanılan bir derstir” bu nedenle herkesin matematik sevmesi beklenilemez. Matematik öğrenme güçlüğü olarak bilinen diskalküli; aslında aritmetik öğrenme güçlüğüdür.


Öğrenme güçlüğü olan çocuklara evde nasıl eğitim verilebilir?

Öğrenme güçlüğü olan çocukların özel eğitim alarak desteklenmeleri gerekmektedir. Öğrenme güçlüğünde özel eğitim, özel eğitim öğretmeni tarafından öğrenciye birebir verilen bir eğitimdir. Ancak yaşanılan pandemi nedeniyle yüz yüze eğitim çok mümkün olamamaktadır. Bu süreçte bizler değişik uzaktan eğitim modelleri geliştirmeye çalıştık. En başarılı model öğretmen ve öğrenciyi karşı karşıya getiren zoom benzeri iletişim programları kullanarak internet aracılı uzaktan eğitim uygulamaları oldu. Bu yöntemle görsel ve işitsel iletişim sağlanıp, öğretmen ve öğrencinin ortak materyal kullanması da mümkün oldu. Uzaktan eğitimle daha ön plana çıkan dikkat problemleri nedeniyle ders sürelerimizi 30 dk olarak belirledik. Öğrencinin dikkatini canlı tutmak ve verimliliği arttırmak için “özel dijital eğitim programları” kullandık. Disleksisi olan çocuğa sahip aileler öncelikle uzaktan eğitim verebilen bir öğretmenle iletişime geçmelidir. Bu yolla yukarıda anlattığımız şekilde uzaktan eğitim ile disleksi eğitim çalışmaları yapılabilir. Kalıcı öğrenme için tekrar mutlak bir gerekliliktir. Düzenli olarak yapılacak tekrarlar öğrencilerin öğrenme performanslarını arttırır. Anne babalar çocuklarının yaptıkları çalışmaları tekrarlamasını teşvik ve kontrol etmelidir. Özel öğrenme güçlüğünde öğrenme becerilerinin geliştirilmesi önemlidir. Anne babaların çocukları ile oynayabilecekleri bazı kutu oyunları öğrenme becerilerinin gelişmesine katkılar sağlayabilir. Dikkat, bellek, planlama gibi becerileri destekleyen oyunların oynanması faydalı olacaktır. Pandemi süreci çocuklarımızın hayatlarında birçok kısıtlılığa yol açmıştır. Okulların kapalı olması, evden çıkmadaki kısıtlılıklar çocuklarımızın arkadaşları bir araya gelmelerini çok zorlaştırmıştır. Bu sosyal kısıtlılıklar çocuklarımızda duygusal sorunlara da yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların çocuklarının arkadaşları görüşmesi için uygun ortam ve zaman yaratması önemlidir. Ailece yapılacak spor, film izleme, doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler de önem kazanmaktadır.


Pandemi hayatımızın her alanında olduğu gibi çocuklarımızın okuma öğrenme sürecini de olumsuz yönde etkiledi. Uzaktan eğitimde öğretmenin ve öğrenme ortamının etkinliği azalmaktadır. Bu da bazı çocuklarda okuma öğrenme güçlüklerine yol açabilir mi?

Eğitim iletişimi gerektiren bir süreçtir. Eğitim veren ile alanın iletişimi gerekir. Yani öğretmen ve öğrenci iletişimi. En güncel öğrenme kuramı olan beyin temelli öğrenme, “yaparak, yaşayarak öğrenmenin” kalıcı öğrenmenin en etkili yolu olduğunu ortaya koymuştur. Uzaktan eğitimde öğretmen-öğrenci iletişimi ve yaşayarak öğrenmenin çok minimal düzeyde olduğu açıktır. Bu nedenle uzaktan eğitim, öğrenme performansı için çok uygun bir yöntem değildir. Ancak yaşadığımız olağanüstü pandemi süreci ile uzaktan eğitim bir zorunluluk olmuştur. Yapılması gereken bu yönteme adapte olabilmektir. Bunun için hepimize bazı sorumluluklar düşmektedir. Uzaktan eğitim içeriklerini hazırlaması ve iletişim alt yapısının sağlanması kurumların sorunluluğundadır. Anne babalar çocuklarını bu modele motive etmeli ve onlara uygun ortamı sağlamalıdır. Çocuklarımızın da bu durumdan en üst düzeyde faydalanabilmek için çaba göstermeleri gerekmektedir. Bilinmelidir ki, uzaktan eğitim bir seçenek değil, zorunluluktur. Uzaktan eğitiminle birlikte bazı imkânlar da doğmuştur. Dünyada birçok saygın eğitim kurumu, çeşitli eğitim programlarını öğrencilerin ücretsiz kullanımına açmışlardır. Yine bilim ve sanat alanında birçok kurum sanal ortamda eğitim imkânlarını öğrencilerin kullanımına açmışlardır. Bunlar çocuklarımız için yaşamları boyunca karşılaşma olasılıklarının çok düşük olduğu eğitim olanakları sağlamaktadır. Bu süreçte medya; eğitimde iletişime destek olmak, öğrencilerin ve ailelerin motivasyonlarının desteklenmesi ve uzaktan eğitim imkânlarının topluma duyurulması konularında önemli görevler yapmaktadır. Pandemi nedeniyle eğitim alanında zorluklar yaşadığımız çok açıktır ve bu süreçte öğrencilerin eğitimden mahrum kalmaması için toplumun her kesiminin desteğine ihtiyaç vardır.




Eğitimde anne-babalara vereceğiniz öneriler nelerdir?

Benim 2 önerim olacak:

Birincisi çocuklarımızla zaman geçirmeli, onları anlamaya çalışmaları ve onları desteklemeliyiz. Çocuklarımız ile ilişkimiz okul-eğitim ve başarı odaklı olmamalı. Onları birer birey olarak kabul etmeli ve onlarla olabildiğince her konuda paylaşım yapmalıyız. Sürekli okul ve akademik başarı konuşulması ve onların kendilerini yalnız hissetmelerine yol açacaktır. Bundan kaçınmalı onların bir birey olduklarını hissettikleri, kendilerini ifade edebildikleri bir ebeveyn çocuk ilişkisi kurmalıyız.


İkinci nokta öğrenmek için düzenli çalışmaları gerektiğini öğrenmelerine yardımcı olmalıyız. Öğrenme bilginin kazanılması ve belleğimize kaydıdır. Bu kayıt için alınan bilginin tekrar edilmesi gerekir. Anlatılan bir konuyu anlamak öğrenmek anlamına gelmez. O konu ile ilişkili durumlarda o bilgiyi hatırlamak ve kullanabilmektir öğrenme. Bunun için öğrenme ortamında anlatılan bilgilerin yeteri kadar tekrarı gerekir. Çocuklarımızın okulda aldıkları dersleri evde tekrar etmeleri önemlidir. Bu da düzenli ders çalışmakla mümkündür. Çok uzun ders çalışma süreleri değil, her gün düzenli olarak yapılan tekrarlar gerekir. Bu nedenle çocuklarımızın düzenli ders çalışmalarını sağlamalıyız.


Türkiye'de ve dünyada öğrenme becerilerini artırmaya yönelik ne gibi uygulamalar var?

Öğrenen organımız beyindir. Beyin ve sinir sisteminin özelliklerinin bilinmesi performansını arttıracaktır. Nörobilimin eğitim bilimlerine katkılar sağlaması ile beyin temelli öğrenme kuramı ortaya çıkmıştır. Beyin temelli öğrenme beyne ait özellikleri bilerek öğrenmeyi açıklayan bir kuramdır. Beyin temelli öğrenme kuramına göre yaparak ve yaşayarak öğrenme, öğrenme performansını çok arttıracaktır. Bu tüm dünyada eğitimcilerin bildikleri bir şeydir. Günümüzde öğrencinin eğitim sürecine aktif olarak dâhil olması istenmektedir. Teknoloji destekli uygulamalar öğrencinin aktif katılımını destekler ve adeta yaparak-yaşayarak öğrenme etkisi yaratır. Videoların, animasyonların kullanımı, deneylerin dijital olarak gerçekleştirilmesi ve dijital ortamda kullanılan öğrenme programları öğrenme performansını arttırmak için kullanılmaktadır. Böylelikle birçok konu görsel ve işitsel zenginleştirilerek öğretilebilir ve daha kolay ve kalıcı öğrenme sağlanabilir. Günümüzde dijital uygulamalar öğrenme aracı olarak yoğun olarak kullanılmaktadır.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.