Kalbinize sorun

Kalbinize sorun

Kalbinizin derinliklerine inin ve sorun. Kalbinizin yaşadığı doğumlar, ölümler, değişiklikler, taşınmalar neler? Bunlar ile hayatınızda olan bitenler ne kadar örtüşüyor?

 

Yaşamımızın yoğun evreleri oluyor. Doğum, ölüm, iş değiştirme, taşınma, evlenme gibi…

 

Bir yandan da içinde olduğumuz yaşamın genel yoğunluğu…

 

İkisi arasındaki dengenin şaşması için yeteri kadar sebep her gün var!

 

Hepimiz kendi küçük dünyamızda yaşayıp giderken yanı başımızda evler yıkılıp yapılıyor, tozu dumanı bize geliyor. Uzaklarda bir yerlerde savaş oluyor, kaçanlar yanı başımıza geliyor, yeni yapılan evlere yerleşiyor.

 

Peki, siz nereye yerleştiniz? Kalbinizin evi neresi?

 

 

Kalbinizin derinliklerine inin ve sorun. Kalbinizin yaşadığı doğumlar, ölümler, değişiklikler, taşınmalar neler? Bunlar ile hayatınızda olan bitenler ne kadar örtüşüyor?

 

O çanta çok güzel. O telefon çok cazip. O sunum çok şık. O yoga pozu çok havalı. O okul çok iyi. O düğün çok görkemli. O iş çok iyi kazandırıyor.

Çok, çok çok…

 

Az’a doğru biraz dönmek nasıl olabilir?

 

Peki, “Az” dediğimiz nedir?

 

Hayata bakmak ve gerçek bir ayıklama yapmak için sadece dolap içlerini düzenlemek yeterli olmayabilir. Her gün acıkırken, her gün giyinmek gerekirken, her gün temizlenmek gerekirken, her gün iki kelam etmek, bir şeyler için yardım almak veya yardım vermek gerekirken sadece bu gereklilikler ölçüsünde kalmak kolay olmayabilir. Büyük bir farkındalık haline de ihtiyaç olabilir. Belki de gerçek ihtiyaç zaten budur, ne dersiniz?

 

Gerektiği kadar yemeyi, gerektiği kadar giyinmeyi bilip bilmediğimize, gerçek ihtiyaçlarımıza bakmak gerekebilir. İnsan denen varlık ihtiyaçlara bu kadar muhtaçken, gerçek ihtiyaç olmayan şeyler bas bas bağırır ve göze çarparken iç dengeyi korumak kolay olmayabilir. Şunu unutmamak gerek ki hepimiz aynı yeryüzünü paylaşıyoruz ve hepimiz için böyle… Ama kolay değil diyerek de kendini kaybetmiş halde oradan oraya savrulmak, bir gaflet olsa gerek…

 

“Kişi kendini bilmeli”. Aslında bu kadar basit... Basit olmaktan çıkaransa, içine doğduğumuz zamanın biçim almış hali. Peki, bu biçime mahkûm mu kalacağız? Bence hiç de mecbur değiliz. Yemek yemeye, giyinmeye, temizlenmeye, yardımlaşmaya mecbur olabiliriz. Ama bunun ne şekilde olacağını, sırf öyle süregeldiği için sürdürmeye mecbur değiliz.

 

Bugün biraz, yarın daha fazla… Öbür gün biraz, belki diğer gün durarak… Bugün biraz biçim vererek, yarın biraz düşünerek. Diğer gün biraz konuşarak, öbür gün biraz susarak… Her gün her gün yol alarak, yolda kalarak. Farkında olarak güne başlayarak... Farkında olmak için her gün bir şeyler yaparak… Merkezden uzaklaşınca dikkati yine farkındalığa getirerek… Bazen sadece soru da sorulabilir. Her an her şey mümkün!

 

Belki de yolun kendisi bile yeter? Ne dersiniz?

 

Senem Tahmaz

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kol sarkmalarına karşı egzersiz
    Kol sarkmalarına karşı egzersiz

    Süresi : 02:09 İzlenme : 3128

  • Sezaryen mi normal doğum mu?
    Sezaryen mi normal doğum mu?

    Süresi : 01:53 İzlenme : 14383

  • Dövme nasıl yapılır?
    Dövme nasıl yapılır?

    Süresi : 01:38 İzlenme : 5174

  • Boş kavanozdan nasıl çerçeve yapılır?
    Boş kavanozdan nasıl çerçeve yapılır?

    Süresi : 00:54 İzlenme : 2473

  • Bebek banyosu nasıl yaptırılır?
    Bebek banyosu nasıl yaptırılır?

    Süresi : 05:37 İzlenme : 3562

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön