İyi insanlara kötü şeyler yaptıran 14 psikolojik etken
İyi insanları kötü şeyler yapmaya iten birçok psikolojik sebep olabilir. Bunlara çevresel etmenler ve kişiler de etki eder. İşte iyi insanların kötü şeyler yapmasına sebep olan 14 psikolojik etmen...
-
Bazı durumlarda en iyi insan bile kötü şeyler yaparken yakalanabilir ve bu durumun sebebi, çoğunlukla psikolojik kaynaklıdır. Söz konusu etik dışı davranışlar olduğunda, iyi insanlar, doğrudan hareket etmek yerine, zihinlerinin oyunlarına kanar ve tartışmaya açık davranışlarla yanlış rotaya doğru saparlar.
1 / 16 -
Kötü davranışlar üzerinde yıllardır çalışmalar yapan iş etiği uzmanı Dr. Muel Kaptein, iyi insanları kötü şeyler yapmaya iten faktörler üzerine bir makale yayınladı. Aşağıdakiler, iyi insanların ahlak pusulalarını kaybedip kötü yola sapmalarına sebep olan bulgulardan en çarpıcı 14'ü:
2 / 16 -
1. İyilik, Kötülük Oranı
Telafi etkisi, insanların ahlaki sermaye biriktirdiklerini varsayma eğilimlerine deniyor. İyilikleri kötülükleri dengelemede kullanıyor ya da kendimize iyilik molası veriyoruz; bir hafta salata tüketiminden sonra bir adet çikolata gibi. Bu durum, insanları, 'ben iyi bir insanım' ya da 'yalnızca bir kere' kisvesi altında kötü şeyler yapmaya itebiliyor. Örneğin yapılan bir çalışma sonucunda, insanların, çevreye duyarlı ürünler satın almaya karar verdikten sonra yalan söylemeye ve aldatmaya daha meyilli olduklarını ortaya koymuştu.
3 / 16 -
2. İsimlerle yanıltma
Nesnelere verilen isimler, insanların gerçeklik algılarını çarpıtabildiğinden çok etkililer. Örneğin şirketler, etik dışı uygulamalarını basit ve esprili bir şekilde isimlendirdiklerinde - muhasebe hileleri için 'finansal mühendislik' gibi - çalışanlar etik dışı davranışları daha az ciddiye alıyorlar. IBM'in kurucusu Thomas Watson'ın meşhur bir sözü var: "İş yapmak, bir oyundur, nasıl oynandığını biliyorsanız eğer dünyanın en iyi oyunu."
4 / 16 -
3. Çelişki
Bilişsel uyumsuzluk, insanların iki çelişkili fikre sahip olduklarında ya da eylemleri ile inanışları tutarsız olduğunda hissettikleri rahatsızlık duygusuna verilen isimdir. İnsan davranışlarını yönlendiren en şiddetli psikolojik güçlerdendir bu. İyi insanlar kötü şeyler yaptıklarında, bilişsel uyumsuzluk, bu davranışı görmezden gelmelerine sebep olur; çünkü davranışları ile inanışları arasındaki tutarsızlığı tolere edemezler.
5 / 16 -
4. Kırık pencereler teorisi
Bu teoriye göre, bir organizasyondaki kaos ve düzensizlik, insanları faydasız bir otorite için çalıştıklarına inanmaya sevk eder. Tepki olarak ise algılanan bu kaos hali ile paralel etik dışı davranışlara daha rahat bir şekilde yönelirler. 1980'lerde New York belediye başkanı Rudy Giuliani'nin şehirdeki nitelikli suç oranını basit suçları azaltarak düşürmesi, bu etkiye bir örnektir. Daha az suçun görüldüğü bir şehirde yaşamak, insanların şehri yöneten organizasyona inanmalarını sağladı ve sonuç olarak nitelikli suçların sayısı azalmaya başladı.
6 / 16 -
5. Tünel görüşü
Hedefler belirleyip bunları başarmak adına çaba sarf etmekte hiçbir sakınca yok. Ancak bazı durumlarda, kişi belirli bir hedefe olağandışı bir odakla kilitlenip merhamet ya da etik gibi önemli kavramları zihninden çıkarabiliyor.
7 / 16 -
6. Pygmalion etkisi
Pygmalion etkisi, insanların, diğerlerinden gördükleri muameleye göre hareket etmeye olan eğilimlerine denir. Örneğin çalışanlar, ekibin dürüst bir üyesi olarak muamele gördüklerinde, bu şekilde hareket etmeleri daha muhtemel. Aynı şekilde, karşı taraftan şüphe gördüklerinde, bu algıyı haklı çıkaracak şekilde davranma ihtimalleri daha yüksek.
8 / 16 -
7. Uyumun gücü
Uyumun gücü şiddetlidir. Etik dışı davranışlara kalkışan bir grup içerisinde, bireyler, dikkat çekmek riskini almaktansa, eyleme katılmaya ya da onu görmezden gelmeye daha meyillidirler.
9 / 16 -
8. Otoriteye itaat
Birçok insan açısından otorite sahibi pozisyonlardakilerin isteklerini görmezden gelmek son derece güçtür. Ayrıca insanlar, başkalarının yönlendirmesi ile hareket ettiklerinde, yaptıkları yanlışlarından daha az sorumlu hissediyorlar. Bu durum, çalışanların neden yöneticilerinin etik dışı isteklerini yerine getirdiklerini ve kararı kendileri vermediklerinde neden daha az suçluluk duyduklarını açıklıyor.
10 / 16 -
9. Kazanan-hepsini-alır yarışı
Yalnızca tek bir kazananın olduğu bir dünyada mı yaşıyoruz? Ödül tek bir kişiye, iş tek bir kişiye, övgü tek bir kişiye mi? Bu bizim inancımız mı, kültürün rekabeti körüklere stratejisi mi? Peki bu rekabet kültürü gerçekten de en iyi sonuçları mı üretiyor? Söz konusu etik davranışlar olduğunda, hayır tabi ki. Belirli bir durumda kazanan yalnızca bir kişi olduğunda, insanlar, kaybetmenin sonuçları ile yüzleşmektense hile yapmaya daha eğilimli oluyorlar. Peki ya hepimiz kazanacağımızı bilseydik?
11 / 16 -
10. Sosyal bağ teorisi
Kendilerini özgün, değerli ve önemli hisseden çalışanlar, çalıştıkları şirkete daha bağlı oluyorlar. Kendilerini ne kadar yeri doldurulabilir ve değersiz hissederlerse, etik ihlallerde bulunma ihtimalleri de o kadar yüksek oluyor.
12 / 16 -
11. Gücün kör edici etkisi
Güç sahibi insanlar, genelde kendilerini doğaları gereği çalışanlarından daha farklı görürler. Bu durum, çalışanları için oluşturdukları etik sınırların, kendileri için benimsediklerine kıyasla daha sıkı olmasıdır. Sonuç ise gündem yaratan olaylar.
13 / 16 -
12. Dikkat çekici tüketim
Etrafa para saçanlar, etik dışı davranışlara katkıda bulunurlar. Gösterişli servet teşhiri, bencillikte artışa sebep olur. Çalışanlar ya bu zenginliği kendilerine hedef belirler ya da başarılı olan iş arkadaşlarını kıskanmaya başlarlar. Bu durum nihayetinde insanların doğru şeyi yapmaktansa ihtiyaçlarını ön plana almaları ile sonuçlanır.
14 / 16 -
13. Küçük hırsızlıkların kabulü
İş yerinden defter, kalem ya da bilgisayar kâğıdı gibi küçük şeyleri almanın zararsız olduğu düşünülebilir. Ancak küçük hırsızlıklar yönetim tarafından göz ardı edildiklerinde, insanların sınırı geçmeye başlamaları işten bile değil.
15 / 16 -
14. Tepkisellik teorisi
İnsanlar, özgürlüklerine düşkündürler. Uymaları gereken kuralların fazlasıyla sert ya da kısıtlayıcı olduklarını hissettiklerinde, genelde kuralları çiğnerler, hatta normal şartlarda olmayacak kadar ileri giderek.
16 / 16
YORUMLAR