Bir anda çok isabetli öngörülerle ilgi odağı oldunuz, sizi tanıyabilir miyiz?

Kendim için araştırmacıyım diyebilirim. Uzun yıllar medya sektöründeydim. Belki medya sektörünün etkisiyle herhangi bir şeyle karşılaşınca bunu derinine kadar araştırıp öğrenme çabasına giriyorum. İkna olmuyorum önce ben ikna olacağım, benim için inanç yok; bilmek var. Astroloji de çok enteresan bir dal, bu okültizm, ezoterizm alanıyla birlikte gökyüzünü bilmeden ilerleyebilmek gerçekten çok zor. Astroloji de 5-6 senedir yoğun olarak hayatımda orada da birkaç tane doğru noktayı yakalayıp tek bir ekole bağlı kalmayıp birden çok ekolu benimsiyorum. Bu arada astrolojide de ‘ben biliyorum, ben bu konunun uzmanıyım’ demek çok zor bir şey. Derya deniz bir konu, bulduğunuz bir cevap beraberinde yüzlerce soruyu birden getiriyor. Astrolojide her zaman acemi olmak, her zaman korkarak ilerlemek zorunda hissediyorum kendimi.


Peki, ülkemizle ilgili söylediklerinizin bu kadar hızlı biçimde gerçekleşmesi nasıl açıklanır? Hangi tarihi kullanıyorsunuz Türkiye’nin doğum tarihi olarak?

Çalışan Türkiye haritası aslında ben sadece gördüklerimi iletiyorum. Normalde tüm astrologlar Türkiye'nin doğum tarihini Cumhuriyet’in ilanı olarak alırlar. Yani bir grup 29 Ekim 1923 saat 20:00 olarak alır ilan zamanını, bir grup da 28 Ekim 1923'te Cumhuriyetin yönetim kararının alındığı tarih alır. Ben de derim ki; bir yönetim değişikliği ülkenin halkını vatanını ve halkı değiştirmez. Bu zaten çok daha uzun yıllar önce doğdu Türkiye bu topraklarda. İşte o doğduğu tarihi alıyorum bunu da yakın zamanda yayınlacağım makalede açıklayacağım.


2020’nin ardından umut var mı? Sanki büyük bir zelzele yaşandı ve ortam sakinleyecek umudu var bende. Siz ne dersiniz hem Türkiye için hem dünya için?

Kova çağı dediğimiz bir süreç var. Benim çalışmalarıma, araştırmalarıma göre incelemelerime göre bu önemli. Çünkü Kova ve Uranüs birlikte hareket eder. Uranüs, Kova, takımyıldızının ya da Kova burcunun yönetici gezegeni olarak geçer. Astroloji kaynaklarında bunun net anlamı köklü değişimdir. Köklü, aniden, birdenbire yaşanan değişimdir ve Kova Çağı'na geçiş hızlı ve ani olarak gerçekleşir. Yani bu da teknolojiye, bilime daha insancıl bir yaşama geçiş yapılacağından bahsedebiliriz. Bu tarz misyonları var; ama Kova Çağı, bana göre, göçlerin olacağını işaret eder, çünkü Kova taşınmaktır köklü değişikliktir. Taşınma işlemi çok hızlı birden bir olmasa da önceden bir karar verilir ya da çok ani etkileri de olabilir.


Zaten Sağ Kova Çağına, açıkçası akıllı telefonlarla cep telefonlarıyla başladık. Hatta bu çağın başlangıcı, bence, Einstein’ Fotoelektrik Etkiyi anlatması ve bununla Nobel Ödülü almasına kadar gidiyor.


Bu çağa ilişkin önümüzdeki dönemde, tahminim, göçler başlayacak. Büyük göçler, fikirsel göçler; toprak göçleri, insanların yer değiştirmesi. Tabii bu belki kavimler göçü gibi olmayacak ama yine de büyük göçler olacak. Şimdi çocuklara bakın eğlendikleri, oynadıkları, yedikleri şeyler neredeyse aynı, işte bu çocuklarla başlayan süreç, 20- 30 sene sonra tüm dünya insanlarına yansıyacak, bence. Tüm dünya insanları aynı dili konuşmaya başlayacak. Fikirler, düşünceler, projeler birleşecek. Zevkler, yaşam bir araya gelecek, her şey bütünleşecek, birleşecek.


Evet, buna teknoloji sebep olacak ama beraberinde her taşınma, her yer değiştirme, her ilerleyiş geride bir şeyleri bırakarak mümkündür. Alışkanlıkları bırakacağız, inançları bırakacağız, inançları bırakacağız diyorum bu önemli detay ki sürecini yaşıyoruz aslında. İnanç kısmı özellikle din kısmı yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlıyor. Bilgi, alışkanlıklar, olumsuzluklar, eşyalar, fazla yükleri bırakacağız. Bunların hepsinden kurtulma ve özgürleşme aslında kova özgürleşmedir.


Belki beslenme koşullarımız değişecek. Nüfus ciddi şekilde çok ciddi azalacak; çünkü geride insan da bırakacağız. Taşınırken hep bir şeyleri geride bırakmak ve atmak zorundayız.


Şimdi göç, taşınma, toprak bırakma deyince tabii ülkemizle ilgili de hemen sormak istedim. Ülkemizde ne görüyorsunuz bu anlamda ne hissediyorsunuz?

Ülke olarak çok göç aldık önce onu söyleyeyim. Bu süreç başladığında ben herkesin aldığı göçleri geri yerine iade edeceğini düşünüyorum. ‘Artık ülkelerinize geri dönün’ gibi bir süreç olabilir ya da yeni göçler alabiliriz, bu da olabilir. Sadece Türkiye bazı değil, tüm dünya genelinde en büyük etkisi olacak ve ekonomik olarak özellikle dediğim gibi bir şeyleri bırakmak gerekiyor. Geride ekonomik olarak çok ciddi ve çok zor dönemler tüm dünyayı bekliyor. Beslenme ve gıda ürünlerinde çok yüksek fiyat artışları, suyun azalması ciddi bir kriz olarak bizleri bekliyor. Bununla ilgili zaten hem yazdım hem de uyarı da paylaştım. Çok ciddi bir su sorunu, susuz kalma, suyun tükenmesi durumu var ve Türkiye de bundan payını alacak. Tüm dünya ülkeleri gibi sadece bu ileri ülkelere has değil, özellikle Amerika, İtalya, Fransa, Almanya, Avusturya gibi ülkelerin boylam haklarında en sert etkiler yaşanacak.


Covid-19 ve getirdiği değişimle ilgili neler öngörüyorsunuz?

Hastalığın çok kolay kapanacağını, çok kolay biteceğini düşünmüyorum. Astorolojik göstergeler 2024- 2025 yıllarına kadar Covid-19 ile uğraşabileceğimizi gösteriyor. Bu virüsün bir insan bedenini belirli konularda mutasyona uğratacağını düşünüyorum. Diyeceksiniz ki ‘nerede olacak bu mutasyon?’ Bunu sadece uzman bir genetik uzmanla bunu çalışıp ancak yazabilirim. Açıkçası çok ütopik gelecek belki size ama sanki kansere dayanıklı bir nesle döneceğiz. Yani çözülemeyen hastalıkları çözebilen bir nesil ayıklama, genetik ayıklama gibi bir süreci olacak bu hastalığın. Çünkü güçlü bağışıklık sistemi olanlar ayakta kalacak. Yani bu hastalığın etkisi tek parti değil, ilk seneyi atlattık ikinci seneyi atlatacağız belki hastalığa ikinci kez tutulanlar olacak. Sonra hastalığın izleriyle uğraşan insanlar olacak. Dolayısıyla burada hani üzülmek, beklemek yerine siz güçlü olmaya çalışın, bedeni güçlendirin, sağlığınızı güçlendirin, daha çok çalışın, zihne güçlendirin, kitap okuyun, kendinizi geliştirin ve ayakta kalmaya çalışın.


Ülkeler, insanlar arasındaki ilişkiler ne olacak?

Din, ırk, cinsiyet bunların ayrımı kalmaksızın insanlar birbirini buna göre sınıflandırmak; sınıflandırma dediğimiz şeyi bilim ölçümlemeyi kolaylaştırmak için kullanır sınıflandırılır. Ama bu toplumsal yaşam bununla ilgili savaş çıkartır, insan öldürür, fırsat eşitsizliği sağlar. Dolayısıyla Kova Çağı bunların tamamının ortadan kalkacağı bir çağ. Yani insanlar neye inandıkları, derilerinin rengi ya da fikirlerine göre değil; ne işe yaradıkları, neler yapabildikleri ve iş güçleriyle değerli olacak; ürettikleri ve faydalarıyla anılacaklar. Katkısı olmayanlar bir şekilde asimile olacak.


Peki, ülkemizle ilgili 2020 sonuna kadar -umarım olmaz ama- kötü bir sürpriz var mı? Böyle bir beklenti var o kadar hızlı gelişiyor ki bir buçuk ay kaldı ama…

2020 sonuna kadar gündemimiz ekonomi ve hastalık! Deprem çok söyleniyor, ben deprem çalışmadım. Benim alanımda değil çünkü jeoloji bilgisi gerekiyor. Şunu söyleyebilirim ki deprem hayatın ve dünyanın bir parçası. Her şey akıyor, her şey hareket ediyor, doğal olarak yerkabuğu da hareket ediyor. Depremle ilgili uzman arkadaşlarımız vardır, onların çalışmaları takip edilebilir ama benim gördüğüm ekonomi çok ağır geliyor. Yaşı büyük olanlar bilir geçmiş dönemde de Türkiye yaşadı böyle şeyleri etkisi dalga dalga gelir.


Hastalık süreci daha yeni başlıyor. Çocuklarda yeni hastalıklar, sürecin getirdiği çok ağır etkiler olabilir. Yani hastalık Türkiye için çok ağır geçecek kısıtlamalar, yasalarda köklü değişiklikler olabilir. Şunu söyleyeyim, Jüpiter - Pluto kavuşumu olanı başladığından bu hastalığı çok büyütecek zaten. Üzülerek söylüyorum ki sokaklarda falan ölebiliriz, hastanelerde yer bulamayacağımız için.


2021 ile ilgili neler var peki?

2021’in ilk altı ayında çok büyük şeyler bekliyorum. Yılın sonlarına doğru umut ışığını görmeye başlıyoruz. Çok büyük markaların çöküşüne tanık olacağız, bankaların çöküşü var yine, para piyasalarının toparlanması uzun sürecek, bayağı uzun sürecek. Çünkü ülkenin yeniden üretime geçmesi gerekiyor. Yani bu süre zarfında üretim yapanlar ayakta kalır.


Para ile ilgili neler söylersiniz?

Kripto paraya dönüşebilir, bu asla bir yatırım tavsiyesi değildir. Hatta ben kripto paraların da sonunun geleceğiniz düşünüyorum. Sadece bir sanal para üzerinden olabilir, belki kâğıt para kullanmayız bunda böyle. Yepyeni bir para birimi de çıkabilir yani yepyeni bir alışveriş sistemi çıkabilir. Belki bileğinizdeki çiplere yüklenen banka hesaplarımız olacak. Şu anda da zaten nakit parayı görmüyoruz ki hesabımıza yatıyor ekranda gördüğümüz gönderiyoruz.


Ülkemizin eğitim sistemi ile ilgili ne düşünürsünüz?

Şimdi bambaşka bir sistem geliyor ülkemize eğitim konusunda. Onu da bir – iki ay önce yazayım dedim ama bir türlü fırsat bulamadım yazmaya. Eğitim sistemimiz tamamen değişiyor. Türkiye gerçekten dışarıdan etkilenebileceği, yabancı kaynaklı ve çok başarılı bir eğitim modeline geçiş yapacak. 2021’n in sonuna kadar ya o umut verici olacak.


Şu anda okula dönüş olacak mı dersiniz?

Tatilin uzatılabileceğini düşünüyorum. Çocuklar için sağlık konusuyla alakalı yeni kısıtlamalar gelecek onu belirteyim.


Peki, Amerika ile ilgili öngörünüz nedir, yeni başkanını belirledi?

Trump’ı çok arayacağımızı öngörüyorum. Mars Koç'ta retro yaparken, Mars'ın Koç'ta bu derecelerde retro yaptığı zamanlarda, dünyada tarih sahnesine çok büyük diktatörler çıkar çıkmış önceki tarihlerden araştırmalarım, bu kadar yeter bence.


Evde kapalı kalmak insanların bilinçleri ile ilgili değişiklik yarattı mı sizce?

Bakın bu kapalı kalma döneminde ailelerin de tanıdılar tek başlarına zaman geçirdiler. Hatta borçlarını ödediler, çok enteresan para dönmedi piyasada diye problem oldu ama insanlar parayı harcayacak yer bulamadıkları için ortak sonuç borçlarını ödediler. Kendilerine zaman ayırdılar, kitap okudular, yemek yaptılar, evde bir yaşamın olduğunun farkına vardılar. Birçok insan yalnızlığın iyi bir şey olduğunun farkına vardı. Hani beraberinde güzel meziyetler de getirecek. Evet, can dediğimiz şeyin kaybının telafisi yok, o kesin, olmasa da öğrensek çok daha iyi ama doğa dönem dönem yapıyor bu tip yıkımları. Sellerle, tsunamilerle, büyük depremlerle, hastalıklarla yapıyor. Yani hastalık süreci de zaten doğanın bir parçası ve güçlü olan ayakta kalıyor, yapacak bir şey yok.


Nükleer saldırılarla ilgili öngörülerinizi paylaştınız, olmamasını dileriz tabii ama bunlar bizim ülkemizle ilgili mi ya da bizi etkileyecek mi?

Dünya üzerinde Avrupa’ da bekliyorum. Bizi de etkileyeceğiniz düşünüyorum; daha önce de Rusya'da oldu, biz de etkilendik etkileniriz tabii.


Hani biraz önce arka arkaya göçler, yerleşim, toprak kaybı, su kıtlığı dediniz ya Kurtuluş Savaşı, Dünya Savaşları gibi dönemi yaşıyoruz sanki. Aslında zaman döngüsel bir şey ve tekrar baştan yaşıyoruz gibi ne dersiniz?

Zaman döngüsel, her şey dairesel zaten atalar derler ki ‘tarih tekerrürden ibarettir.’ Mesela bu kavuşumda benim bir de en çok beklediğim şey ne zaman Jüpiter Plüto kavuşumu yaşanırsa aydınlar, din adamları, bilim adamları çeşitli saldırılara uğruyorlar. Radikal görüşe sahip olan kişilerin duyguları tetikleniyor diye düşünüyorum. Zaten astroloji dediğimiz şey bu gezegenlerin birbirine yakınlaşıp uzaklaşmalarında frekansların; yani yayınlarının daha net ulaşmasını anlatır. Bu da bizdeki hormonları tetikliyor. Şimdi biz radikal duygular ya da işte belirli bir hormonun eksikliğinden kaynaklanır.


Peki, bu ekonomi ile ilgili özellikleri dediğimiz ya da genel olarak tavsiyeleriniz nedir?

Zorda kaldığında herkesin mücadele şekli farklıdır; Kimisi risk almayı kimisi de önlem alarak kısıtlamayı tercih eder. Ben şahsım adına gereksiz harcama yapmama kararı aldım. Tabii hayat devam ediyor, yaşamak için belli döngülerde bir şeyleri çocuklarımız için harcamak durumundayız. Eğitimleri, kitapları; bizim yaptığımız işlerimize dair harcamalarımız var. Bunlar doğru ama benim tek önerim kenarda köşede parası olanlar lütfen herkes en yakınındaki insanına yardım etsin. Yani bu destekle çözülecek bir süreç. Birliktelikle, paylaşarak çözülür bu kriz, en mantıklısı bu ve asıl bu işi çözmesi gereken yer halk değildir. Gereksiz harcama yapmayın, çocuklarınıza çok dikkat edin sadece onu söylüyorum.


Röportaj: Bengü Kantekin Günal



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.