Tatlı, tuzlu

Burcu Süerkan

Tatlı, tuzlu

Geçenlerde bir akşam iş çıkışı içimdeki çocuğu alıp renk renk dondurma yemeye götürdüm. Kendisiyle tezgahın camekanına vardığımda “Rengini seç!” dedim. O da beni hiç bekletmeden takır takır söyledi. Elimizde kadehe sığdırılmış rengarenk toplar, gülerek oturduk karşılıklı.

 

Kaşığı aldım elime, inceden dokundurdum. Çilek tadı ağzıma gelince “Immm, ne harikaymış” dedim. İçimdeki çocuk “Nerelere gittin?” dedi imalı bakışıyla. Dökülüverdim hemen. Dilimdeki çilek tadı damağıma vuruyordu.

 

Babaannem biz küçükken küçücük çilekler alırdı kapıya gelen seyyar satıcılardan. Onları tek tek ayıklar, yıkar, şekere basardı. Bu üçlemeyi hemen söyleyiverdiğime bakma. Bu üç eylem için saatlerce beklerdim. İçimden epey zahmetli olduğunu geçirirdim. Ama birkaç saat sonra elime küçük bir kaşık alır bir gözüm babaanneme yakalanmamak için kapıya bakıp, diğer gözüm tencerede, o narince ayıklanan çileklerden tek tek yerdim. “Aman allahım! Babaannem nasılda güzel tatlar yapıyor böyle” diye hem içimden geçirirdim hem de ağzımı şapırdatırdım. Bakma öyle, sen de yesen o şekerli çilekleri, senin de ağzın şapırdardı. “Immm ımmm” derken babaanemin sesini duyardım. “Burcu!” der demez tencerenin kapağını atar, koşardım bahçeye doğru, dudaklarımdaki çilek tadını yalayarak. Şimdi çilekli dondurma ile o zamanlara doğru uzanıverdim. “Oooo, senin o renkli toplarla anlatacak çok anın olmalı” diye içimdeki çocuk dile geldi. “Oooo!” dedim, devam ettim.

 

Bilir misin bizim evde puding yapılınca ben annemin kaselere boşaltmasını beklerdim. O niye mi? Çünkü en güzel yeri, tencerede yemek. Hele bir de annem biraz kıyak geçip dibinde fazla bıraktıysa değmeyin keyfime. Tencereyi alır, kuytuya geçer, grisi gözükünceye kadar kaşıklar dururdum. Ellerim, ağzım, yanaklarım hep kakaolu puding ama ben ve mutluluğum göklerde olurduk. Annem beni görünce kahkahalarla güler, babam o halimle eğlenirdi. Dur, sana bir de ne anlatacağım...

 

Yine benim harika babaannem, çilekler kadar lezzetli kurabiyeler yapardı. Fakat o kurabiyeler hiç pişmezdi. Çünkü ben izin vermezdim. Nasıl mı? Hemen anlatıyorum. Babaannem hamuru yoğurur, ellerini yıkamaya giderdi. Ben yine iş başında, hemen hamurun yanında. Kocaman bir parça koparır sonra kendimce düzeltir koşardım bahçeye. “Leziz, leziz!” sesleri ile lokma lokma yer, yine koşardım. Bir parça daha alıp yine bahçeye giderdim. Bitirip gelince babaannem kaşını çatar, “Karnında kurtlar gezer” derdi. Ben cevap, durur muyum? Niye babaanne sen kurabiyeye kurt mu koydun?’İlahi çocuğum der kahkahalarla gülerdi. “Allah Allah, kurtlar karnımda nasıl gezebilir?” diye de karnıma baka baka sorardım kendime. Babaannem hamuru alır tepsiye şekiller yapıp dizerdi. “Ben de yapabilir miyim?” derdim. “Eee, yap bakalım!” cümlesi ile edalı edalı sırıtırdı. Kendimce şekil yapardım ama onun dolayarak yaptığı gözlük şeklini bir türlü beceremezdim. “Neden yapamıyorum?” dediğimde cevabı, “Bunu ancak gözlüğü olanlar yapar.” Benim kendime verdiğim cevap ise “Gözlüklü babaanneler tatlı şeyler yapar.” Sonra hamurdan bir parça daha almadan hamuru bırakmazdım. Limonlu limonlu, bir güzeldi... Ama sanırım rendelenmiş kabukları vardı. Tıpkı bu dondurmada olduğu gibi. ’’Eeee bu kadarcık mı?” sesi ile irkildim. Bu ses, içimdeki çocuk. Kaşığı kenar bırakıp “Aaa olur mu? Dahası var. Başlıyorum.”

 

Babam, o ağzının tadını bilirdi ama küçük bir ekmek dilimi ile de karnını doyururdu. Annem kuru fasulye, nohut, taze fasulye; aslında ne yaparsa yapsın. Bir dilim ekmek keser, yemek ocakta henüz tam pişmemiş, o kesilen ekmek dilimini suyuna azıcık bastırır. “Aman, annen içinde ekmek kırıntısı görmesin, anlar sonra” diye kulağıma fısıldardı. Elime tutuşturur, kendisine de hemen bir yenisini yapar, birlikte yerdik. Birbirimize bakıp “Bir tane daha yapalım mı?” sorardık. Daha yemeğin yağı dudaklarımızın kenarındayken “Hadi!” derdi gözlerimiz hep. Elimize alınca, bu son lokmamız bitince de gülüşerek “Aramızda!” derdik. İşte, o zaman öğrenmiştim sır saklamayı. Ah, benim canım babam.

 

Ama dondurmam erimeye başlamış, görmedin değil mi? Tabii sen de benimle uzandın ta oralara. Babamın ekmek dilimini anlatırken, birde aklıma komşu teyzelerin yaptığı salçalı ekmekler geldi gözümün önüne de, onlar nasıl güzel tatlardı. Nasıl salçaydı da söyleyince canım çekiyor... Ara sıra yapıyorum ama biliyor musun, hiç o anlardaki gibi tatları yok.

 

Ahhh, ahhh, hayat işte; tatlı, tuzlu, ısır ye. Ağzında muazzam tatlar bırakıyor. Ve sonra biz üzerine böyle anlata anlata renkli soslar ekliyoruz.

 

Ayy, benim bu düşük çenem! Gördün mü dondurmam erimiş. Hadi yiyelim şunları da bir an önce gün batmadan eve gidelim.

 

Burcu Süerkan

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
10
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    26 Temmuz 2018 Perşembe 21:58

    Çok güzel bir yazı olmuş kalemine sağlık. Emel kaplan ????

    Cevapla
  •  
    26 Temmuz 2018 Perşembe 13:22

    çok güzel bir yazı olmuş yine kalemine sağlık

    Cevapla
  •  
    25 Temmuz 2018 Çarşamba 07:26

    Canım arkadaşım valla bu yazında beni eskilere götürdün ki hiç sorma aynı anlattıklarını bende yapmıştım keşke gene çocuk olsak gene tencere dibi sıyırıp salçalı ekmek yesek... E.lapcin

    Cevapla
  •  
    23 Temmuz 2018 Pazartesi 13:47

    İnsani bir anliğina geçmişine o tatli, mahsum saf cocukluğuna götüren harika bir yazi. Kendi cocukluğumu animsadim o zaman yediğimiz yiyecekleri, yaptiğimiz komsuluklari neden büyünce arar olduk. Emeginize yüreğinize saglik...

    Cevapla
  •  
    23 Temmuz 2018 Pazartesi 13:27

    Tebrikler canım yine döktürmüşsün .Başarıların daim olsun.????????????

    Cevapla
  •  
    23 Temmuz 2018 Pazartesi 11:30

    Beni çok duygulandırdın.Babaanneciğin baban gözümde canlandı...özlemimi hatırlattı...nezaketin sevginin hoşgörünün timsali o güzel insanlar böyle yazılarla yaşamalılar...kutluyorum

    Cevapla
  •  
    23 Temmuz 2018 Pazartesi 11:07

    Çok güzel anlatmışsın çok etkilendim ve duygulandım seni tebrik ediyorum devamını diliyorum

    Cevapla
  •  
    20 Temmuz 2018 Cuma 17:39

    çocukluğumda hissettiğim duyguları paylaşmışsınız teşekkürler :)

    Cevapla
  •  
    20 Temmuz 2018 Cuma 00:29

    İşte bizim cocuklugumuz bu kadar güzel anlatılırdi teşekkürler ????

    Cevapla
  •  
    19 Temmuz 2018 Perşembe 19:12

    “Hayat böyle işte tatlı, tuzlu, ısır yeee...” tatlıların bizlere kaldığı dünya olsun????

    Cevapla

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön