Bakır cezve olur mu?

Bakır cezve olur mu?

Perili Fatma - 5

 

“Akşam eve lahmacun söyleyeyim diyorum Mehmet.”

“Hı?”

“Bu akşam yemeği lahmacun olsun mu? Anneme gideceğim, dönünce geç olur pişiremem.”

“Benim akşam bayilerle iş yemeğim olabilir. Sen çocuklarla istediğin gibi yap.”

“Bir bitmedi şu bayi toplantıları, yemekleri. ”

“Adamları memnun etmek lazım Seval.”

Mehmet başını hafif kaldırıp eliyle havada yarım daire çizerek, kapısında durduğu iki katlı evi gösterdi.

“Değirmenin suyu nereden geliyor sanıyorsun?”

 

Mehmet bunu söyleyince karısının susacağını biliyordu. Seval de kocasının onu susturduğu böyle zamanlardan faydalanma konusunda ustalaşmıştı. Hırkasının iki yanını elleriyle çekip önünde kavuşturdu,sol omzuyla kapıya yaslandı.

 

“İyi o zaman. Annemden erken çıkar, biraz vitrin bakarım, alışveriş ederim. Çocukları da alırım, akşam dışarıda yeriz.”

 

Arkasını dönüp garaja yürüyen Mehmet oralı olmadı. Aklı, cebinde iki kere titredikten sonra duran cep telefonundaydı.

 

Ana caddeye çıktıktan sonraki ikinci ışıklarda, kırmızıda beklerken mesaj yazmak için telefonunu eline aldı. Yeşil ışık yanınca yazmak yerine aramaya karar verdi.

 

“Alo canım... Niye böyle yapıyorsun ama... Akşam sendeyim işte. Yok kalamam, ama geç vakte kadarseninl... ”

 

Gerisini getiremedi. Çünkü alelacele yolun karşısına geçmeye çalışan kadına çarpmamak için aniden frene basmak zorunda kaldı. Birkaç metre öteye fırlayan kadının yanına gitti hemen. Doğrulmaya çalışıyordu, sağ yanağı asfalta sürtünmenin etkisiyle biraz soyulmuştu, aynı sebepten bluzuyla uzun eteği yırtılmıştı, ama ortalıkta kan yoktu. Yamalı bohçasından etrafa iç çamaşırları ile gecelikler, sabahlıklar yayılmıştı.

 

Mehmet’in çarptığı kadın Perili Fatma’dan başkası değildi.

 

Kaza yerine toplananlar ambulans çağırmaya çalışırken, Mehmet Perili Fatma’yı kucağına alıp arabasının arka koltuğuna yatırdı. Direksiyonu hemen cadde üstündeki hastaneye kırdı.

 

“Beni kaçırır mısın be ya?”

“Hastaneye gidiyoruz. Hemen bakacaklar sana. Hiç merak etme.”

Mehmet işin içine tutanak karıştırmak istemiyordu, tanıdıklar aracılığı ile hastaneyi ayarlaması kolaydı. Niyeti, hırpani kılıklı kadına ilk müdahaleyi yaptırıp iyi olduğunu duyduktan sonra eline biraz para verip durumdan sıyrılmaktı.

 

“Külotlarım sutyenlerim caddeye saçıldı, etrafa karşı çok ayıp oldu.”

“Yenilerini alırım ben sana, dert etme.”

“Bakır tasımı da araba çiğnedi.”

Mehmet dikiz aynasından ciddi mi diye yüzünü görmek için baktı. Gayet ciddi görünüyordu.

“Onu da alırım.”

 

Perili Fatma öğle vakti sedyede içeri girerken içinden “Ne gıcır yer be ya” diye geçirdi. Serumun etkisiyle sızdığı yatakta, doktorun Mehmet’e söylediklerini duydu.

 

“Ufak tefek sıyrıklardan başka bir şeyi yok. İsterse geceyi burada geçirsin. Biraz korkmuş, rahatlar. Ama dediğim gibi, hayati tehlikesi yok, evine geçebilir.”

 

Perili Fatma, hayatında ilk defa bu kadar temiz ve lüks bir odada uyumuştu, gece kalmak için ısrar etti. Aileden, akrabadan kimseyi aramayacağı sözünü alınca Mehmet biraz rahatladı. Ama bundan emin olabilmek için bütün gece Perili Fatma’nın yanında beklemesi gerekiyordu.

 

Odada bir dizi telefon görüşmesi yaptı. O günkü bütün görüşmelerini iptal etti. Karısını arayıp öğle uçağıyla Ankara’ya gideceğini söyledi. Karısı ona inanmadı, ama Mehmet “Yarın sabah dönünce ararım” diye kestirip attı. Asıl kıyameti son aradığı kopardı.Gerçeği anlattıysa da inandıramadı. Mehmet birkaç defa daha üst üste aradığında ise telefonu açmadı. 

 

Perili Fatma, kırk yılın başında misler gibi çarşafların serildiği yatağa kurulmuşken daha fazla kafası ütülensin istemedi. Yatağında doğruldu.

 

“Az biraz bana bakasın.”  

Mehmet kafasını ona çevirdi. Perili içinden yirmi bir nefes sayarken sordu:

“Ne oldu?”

Perili dur anlamında elini kaldırdı. Yirmi birinci nefesten sonra içini nefesle doldurdu. Gözlerini yumdu, tekrar açtı.

“Senin bir imza işin vardır. Beklemededir. Ama yarın, olmadı öbür gün imzalayacaksın. Sonra art arda kapılar açılacak önünde. Çok kazanacaksın.”

Mehmet’in alaycı gülüşü onu durdurmadı: 

“Ama biri bu imzayı bozmak ister. Dost gibi görünür ama düşmandır. Yanında durur ama sırtından bıçaklamaya hazırdır.”

“Hımm. Öyle mi? Adı neymiş bu düşmanımın?”

“İsminde A, M, E harflerinden biri vardır.”

Mehmet bir durdu, düşündü, aklına ortağı Muhittin geldi. Doğru yolda olduğunu gören Perili, bu söylediğini düşünmesine fırsat vermek için başka bir konuya atlayarak devam etti.

“Sen birinin ahını almışsın. Biri sana beddua eder.”

Durdu, sanki birini duymak ister gibi önce tavana, sonra duvarlara baktı.

“Yaşlı bir kadın. Onun bedduaları senin peşini bırakmaz, bilesin.”

“Ne yapayım peki?”

“Tasım olmadan bu kadar görürüm.”

“Ne tası?”

“Bakır tasım. Ona bakar görürüm ben.”

 

Bu sırada içeri giren hemşire ateşini ölçtükten sonra

“Fatma Hanım soyadınız neydi?” diye sordu.

“Perili.”

Hemşire çıktıktan sonra Mehmet’e döndü.

“Bana Perili Fatma derler. Bana bunları Perilerim söyler. Ötesini tasıma taşır, suda görürüm.”

Mehmet gözlerini kıstı.

“Bakır olması şart mı?”

“Evet.”

“Tas olması şart mı?”

“Ya ne olacak?”

“Bakır cezve olur mu mesela?”

Perili Fatma, Mehmet’i ona bakır cezve ararken gözünün önüne getirince eğlendi.

“Eh, bu gecelik idare eder.”

Mehmet kalkıp kapıyı açtı. Dönüp kapattı.

“Erkek adam fal mı baktırır!” deyip yerine oturdu.

“Niye baktırmasın be ya?” Erkek adam insan değil midir?”

 

Tekrar kalkan Mehmet, koridorda yürüyen hastabakıcıyı yanına çağırdı. Eğilip kulağına bir şeyler söyledi. Cebinden para çıkarıp önlüğünün cebine koydu.

 

On dakika sonra kapı çaldı. Hasta bakıcı iki fincan kahveyle bir büyük bakır cezveyi getirip tepsi içinde sehpaya bıraktı. “Bir şey lazım mı? Bir isteğin var mı?” diye sorma bahanesiyle Fatma’nın yanına gitti. Usulca sordu:

“Bana da bakar mısın?”

“Yarın sabah gel.”   

 

Perili Fatma’nın bakır tastan kahve fincanına geçişi o gece hastane odasında gerçekleşti.

 

6. bölüm 16 Şubat 2018 Cuma hthayat.com’da...

 

Diğer bölümler

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 338

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 339

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 364

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 322

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 105

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön