Ev hanımı olmak evliliğimi bitiriyordu

Doğum yaptıktan sonra evde kalmayı tercih ettim ve bu neredeyse evliliğimi bitiriyordu…

 Ev hanımı olmak evliliğimi bitiriyordu

Kocam ve ben ilk evlendiğimizde, evde kalmayı tercih eden bir anne olmayı düşlüyordum. Kendimi çamaşır yıkarken, arka bahçede çocuğumuzu kovalarken, öğle uykusuna yatarken ve muhteşem sofralar kurarken düşlüyordum.

 

İki üvey çocuğum, eşim ve ben şehir dışına taşınmaya ve daha çok bebek sahibi olmaya karar verdiğimizde, bu hayallerim gerçeğe dönüştü. Kütüphaneye kısa yolculuklar, ağaçlar altında piknik ve çocuklarla saklambaç oynamak günümün büyük kısmını oluşturuyordu; bir rüyayı yaşıyordum.

 

Ama aynı zamanda, bir şekilde evliliğimi öldürüyormuşum.

 

Benim evde olmamın iyi bir seçenek olacağına karar verdiğimizde, evin tüm işlerini üstlendim. Yemek yapmak, temizlik ve akla gelecek diğer tüm işler benim sorumluluğumdaydı ve ben bundan hoşlanıyordum. Bunun diğer aileler için her zaman işe yaramadığının farkındaydım ve anlıyordum ama bizim evimizde, kocamın 14 saatlik mesaisi oldukça değerliydi. O finansal sorumluluğu üstlenmişken benim en azından çamaşırlarla ilgileniyor olmam adildi.

 

O kadına ne oldu?

Hayat güzeldi. Kocam, her gün temiz bir eve gelmekten ve mutlu çocuklarının onu kapıda karşılamasından hoşlandığını söylüyordu. Haftalık programım belliydi. Pazartesi günleri temiz nevresimler demekti. Salı günleri mutfak temizliği ve Cumaları da mutfak alışverişi yapıyordum. Bir sene boyunca her şey yolunda ve güzel gitti.

 

Ama sonra problemler başladı. Kendime edindiğim görevlerde daha esnek davranmaya başladım. Örneğin çocuklarla daha fazla vakit geçirebilmek için, lavaboda bulaşıklar birikmeye başladı. Mutfağı umursamazken, film geceleri düzenlemeye başladım. Ve kocam tüm ev işlerinin sorumluluğunu almaya söz veren o kadına ne olduğunu merak etmeye başladı.

 

Bazılarınızın bunu okurken gözlerini devirdiğini biliyorum.

 

Ama beni dinleyin: Kocam asla buzlu viskisini yudumlarken itaatkar ve uslu çocuklarının akşam yemeği sofrasına oturmasını istemedi. Benim ve çocukların iyi vakit geçirmesinden her zaman mutlu olmayı bildi.

 

Gün gelir, işler değişir…

Ben ne zaman dağınıklığı görmezden gelmeye başladım ve sorumluluklarımı ihmal etmeye başladım, o zaman o da takdir edilmediğini hissetmeye başladı. Çünkü o kendi üzerine düşen sorumlukları hiç aksatmadan yerine getirmeye devam ediyordu.

 

Ben işleri ihmal ettikçe, yapılacaklar listesi uzuyor ve başa çıkılmaz hale geliyordu. Bir yerden başlamak yerine oyun oynamaya devam etmek kolayıma geliyordu.  Hayalimi yaşıyordum ama evdeki mutlu ve sorunsuz aile ortamını yaratmaktan acizdim.

 

Kocamın evde geldikçe karşılaştığı bitmemiş işlerden utanıyordum. Kendimi kötü hissediyor ve durumu yaratıcılığımla bağdaştırmaya çalışıyordum. Facebook profilimde “Yaratıcı bir tiple evlenmek, bir gün evin kusursuz olacağı anlamına gelir ama çoğu gün tam bir felakettir” gibi iletiler paylaşıyordum.

 

Bunun bir özür olmadığını biliyordum ama yapmam gerekenleri ertelemekten de vazgeçmiyordum. Yarın her zaman vardı ya da bulaşıkları çocuklar yattıktan sonra da yıkayabilirdim. Kendimi özgür ve yaratıcı sanırken, tam bir baş belasına dönüşmüştüm.

 

Bakış açısını değiştirmek...

Derin bir temizliğe giriştim. Evi dip bucak temizlemeye çalışırken o kadar çok yoruldum ki kocamın her an yeniden pes etmemi beklediğini görebiliyordum. Ben de farklı bir yaklaşım sergilemeye karar verdim ve haftada 3-4 gün çalışabileceğim bir iş aramaya koyuldum. Evden çıkmalı ve bunun herhangi bir değişiklik yaratıp yaratmayacağını görmeye çalışacaktım.

 

İş momentumuna girmek, gerçekten ev işlerine dair tutumumu da değiştirdi. Bir iş gününün ardından, hala mutfağı temizleyecek ya da çamaşırları yıkayacak motivasyona sahip oluyordum. ‘Yarın yaparım’ kafasından kurtulmuştum. Artık işler aksasa da kocam bunun umursamazlıktan değil, yetiştiremediğim için olduğunu ve telafi edileceğini biliyordu. Özgüvenim yeniden güçleniyordu ve evimizin ihtiyacı olan huzurlu ortam yeniden sağlanmıştı.

 

Samantha Darby Sollenberger

 

 

İngilizce’den çevirdiğimiz bu yazı blogher.com’da yayınlanmıştır.

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 9045

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6598

  • Yumurta dondurma işlemi nedir? Kaç yaşa kadar yumurta dondurulabilir?
    Yumurta dondurma işlemi nedir? Kaç yaşa...

    Süresi : 26:32 İzlenme : 803

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1962

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 1870

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön