Ebeveynler, kendinizden vazgeçmeyin!

"Attachment parenting" de denen ihtiyaç odaklı eğitimin, çocuklar için en doğrusu olduğu söyleniyor. Ama sürekli düşünmek, hesaplamak zorunda kalmak beni tüketiyor.

Ebeveynler, kendinizden vazgeçmeyin!

Dibe bir kış günü vurdum. Güneşli bir sabahtı, hava sıfırın altında yedi dereceydi. Parkta duruyordum, kötü bir bronşit geçiriyordum, ateşim vardı ve bir su birikintisinin üzerindeki buz tabakasına sopayla delikler açan üç yaşındaki çocuğuma bakıyordum. Kız kardeşi huzurla, bebek giyme bezine sarınmış, göğsümde uyuyordu. O kadar imrendim ki ona… Yatmam lazımdı ama çocuklarımla dışarı çıkabilecek başka kimse yoktu. Taze hava çocuklara iyi gelirdi…

 

O zamanlar oturduğumuz yerde babamız eve akşam geç gelebiliyordu ve üç yaşındaki oğlum, kendisi için en iyisi evde benimle kalmak olduğundan henüz yuvaya gitmiyordu. Bir yaşındaki kızımı hala emziriyordum, bütün odağı bendeydi. Bu durumda benden başka kim gün boyu ikisiyle birlikte ilgilenebilirdi? O anda ilk kez şunu fark ettim: İzole olmuştum ve bunun suçlusu bendim.

 

Günlerimin kumaş bez yıkamak, büyük yatakta birlikte öğle uykusu uyumak, organik ürünler satan markete alışverişe gitmek ve tırmanma ağına boş boş bakmaktan ibaret olmasının suçlusu bendim. Aylardır dışarı çıkmış olmamamın -ne de olsa çocuklardan biri uyanıp ağlayarak beni çağırabilirdi- suçlusu bendim. Ve çocuklarım için en iyisini sağlamak için her tür fiyatı ödemeye hazır olmanın da suçlusu bendim. Yedi yıl boyunca eğitimini aldığım ve sayısız staj tamamladığım işim, o sıralarda silik bir anıdan fazlası değildi artık. Evde kalmamı çevremdeki herkes anlayabiliyordu: Üç yılda iki çocuk. Böyle bir durumda kim çocuklarını ihmal etmeden bir yandan da çalışabilir? Sonuçta, bir ev kadınıydım. Ve gazeteci olarak, tükenmeye doğru ilerleyen, gittikçe azalan yazı işleri alıyordum.



Kişisel gelişim cehennemine bir bilet

İçinde yaşadığım dünya, çok klişe olmakla beraber, o zamanlar olduğu gibi günümüzde de çok büyük önem taşıyan, tam bir attachment parenting dünyasıydı. Ebeveynler arasında küresel bir trend olan attachment parenting'e göre bebek ve çocukların pedagojik olarak başarılı biçimde yetiştirilmeleri, ancak ebeveynin çocuklarla güçlü bir bağ kurması ve onların ihtiyaçlarına göre hareket etmesiyle mümkün olabiliyor. Bu yöntemin kurucusu, Amerikalı bir çocuk doktoru olan, sekiz çocuk sahibi William Sears.

 

Yöntem şöyle özetlenebilir: Ne olursa olsun, çocuğunu asla bağırttırma. Bebek arabasını, yaptığın alışverişi taşımak için kullan ve bebeğini bebek giyme bezine sarılı olarak -en iyisi, doğrudan ten temasıyla- taşı. Aile yatağını, eşin kanepeye gitmek zorunda kalsa bile çocuklarla paylaş. Bebeğini o ne kadar sık ve ne kadar uzun süre isterse o kadar emzir; geceleri yirmi kere uyanman gerekse bile.

 

Çevremdeki anneler için attachment parenting, kişisel gelişim cehennemine giriş biletiydi. Herşey emzirme ve taşımayla başlıyor. Ve kehribar kolyeciklerle, uçucu yağlarla, kiropraktörlerle, taşıma öğütleriyle, bebek masajı kurslarıyla ve her gün tüm bunlar yetersizmiş gibi hissetmekle, herşeyi doğru yapmak isterken başkalarının -bir şekilde- tüm bunları daha iyi yapabildiği hissiyle sona eriyor.

 

Bu his diğer attachment parenting ebeveynleriyle karşılaşıldığında daha da güçleniyor. Şu ifadelerin geçtiği sayısız toksik buluşma hatırlıyorum:

 

- Ne, bebek bakıcın mı var? Yani, biz tabii ki ağırdan alıyoruz ve ilk önce bir aile olarak bir arada olmak istiyoruz.

 

 - Ne, çocuğuna aşı mı yaptırdın? O zaman demek ki yeterince emzirmiyorsun, yoksa senin edilgen bağışıklığından yararlanabilirdi.

 

 - Ne, tekrar çalışmaya başlamak mı istiyorsun? Yani, bizde bu ancak Lena bana kendi hislerini açıklayabildiği zaman söz konusu olacak.

 

Maalesef ancak yıllar sonra kavradım ki attachment parenting terimi, bebeklerin her zaman daha mutlu olmasına neden olmuyor ama sürekli başka ebeveynlerle kıyaslama yüzünden maksimum huzursuzluğa neden oluyor. Bebeğin deliksiz uyumamışsa yatağını yeterince sık paylaşmamışsın demektir. Küçük çocuğun oyun parkında başkalarına vurduysa kendi muhtemel agresif davranışların konusunda bir düşünmen gerekir.

 

Attachmenting parenting'in niyeti iyi. Kendi bebeğinin ihtiyaçlarına göre hareket etmek tabii ki mantıklı bir şey. Öte yandan, çocuğuyla tam bir simbiyotik ilişkide olmak, ebeveyn için sadece gereksiz yere gerici değil, ayrıca çocuk psikologlarının gözünde resmen patolojik bir durum.

 

Çocuklarından kopamayan ebeveynler

Sürekli çocuklarının etrafında dönüp duran yetişkinler, doktor ve best-seller bir yazar olan Michael Winterhoff'a göre ("Çocukluğun Yeniden Keşfi") sadece çocuklarına tepki veriyorlar. Winterhoff, bu durumu "Sürekli olarak bir felaket modunda kalıyorlar ve kendileriyle olan bağı kaybediyorlar" sözleriyle ifade ediyor. Yetiştirme felsefelerinin, çocukların büyüme sürecinde onlardan doğru şekilde kopamama sonucunda kendine ve çocuğa yarardan çok zarar verme tehlikesinin arttığını düşünüyorum. Çünkü bu teorilerin her biri, dogmatik bir model öngörüyor. Attachment parenting örneğinde, anladığım kadarıyla, bağımlı çocuklar yetiştiriliyor. Tabii ki bebekler şımartılmalı. Bununla birlikte bu şımartma, genellikle ebeveynlerin, bebek ve çocuklarını hayatın hayal kırıklıklarından uzak tutmak istemelerine ve bu nedenle de helikopter gibi etraflarında dönüp durmalarıyla sonuçlanıyor. Michael Winterhoff gibi uzmanlara göre hayal kırıklığı, her tür gelişme adımının anahtarı.

 

Bugün, o karlı gündeki dibe vuruşumdan iki yıl sonra, kendime artık daha çok dikkat ediyorum. Çocuklarımın bazen hayal kırıklığıyla karşıladıkları kararlar veriyorum,  tek başıma yatmak istediğim ve zorunda olduğum geceler onları kendi yataklarına gönderiyorum. Bakıcılar sayesinde yeniden ofise, çalışmaya gidiyorum. Çocuklarımın, haftada birkaç gün kendileriyle ilgilenen bir anneannesi ve bir bakıcısı, haftanın en az yarısı yine metinler ve kitaplar yazan ve bunun her saniyesinden zevk alan bir annesi var. Tamamen kendime aitim ve bu yüzden de vicdan azabı duymuyorum.

 

Daha kötüsü, bunu başkalarına da bulaştırıyorum. Kısa süre önce evimin önünde oturmuş, sigaramı tüttürerek taksi bekliyordum. Köpeğini gezdiren komşumla karşılaştım. Bir yaşındaki çocuğu kangurusunda uyuyordu.

 

Yorgun bir halde "Senin yaptığını yapmayı o kadar isterdim ki…" dedi. İkinci bir sigara yaktım, yanına gittim ve ağzına yerleştiriverdim. Bir saniye tereddüt etti ve derin bir fırt çekti.



Kaynak: Die Zeit

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön