Oğlum, haydi ama yanına hangi oyuncağını almak istiyorsan çantana koyar mısın?” “Kocaman dinozorumu!” “1metre boyunda dinozor çantaya sığar mı?” “T-Rex arka koltukta yanımda oturabilir ama...” Elmahkûm1metrelik dinozor da bizimle alışverişe gelecek. Yoksa alışverişi ve rüyalarınıza giren ayakkabıyı unutabilirsiniz!


Dahası da var. Çocukla çıkılacak alışveriş öncesi en sevdiği çizgi film izlenir. En sevdiği dinozorlu tişörtü giydirilir. Terleme, üzerine dondurma dökme ve çiş kaçırma ihtimallerine karşı yedek kıyafetlerinden oluşan küçük bavulu hazırlanır. Bir de oyuncak valizi var elbette; zira her an başka bir oyuncağını yanında isteyebilir. İki valiz ve kocaman bir dinozorla sonunda küçük bey alışverişe hazır...


Peki ya anne? Doğumdan önce dışarı çıkmak için uzun uzun hazırlanan, onumu giysem bunumu diye saatlerce düşünen kadınaysa anne olduktan sonra kapıda arzı endam etmek için ancak 5 dakika kalır. Ama anneler de bu duruma çabuk adapte olur; hatta çoğu zaman eskisinden daha şık olurlar...


"Pazarlıksız yola çıkmayın"

Sıra geldi pazarlık safhasına. Oyuncakçıda her defasında servet bırakmak ve doyumsuz bir çocuk yetiştirmek istemiyorsanız, bu kısım önemli. Psikolog Alaz Özbek “Öncesinde ‘Sana bir ya da iki oyuncak alabilirim’ gibi, ne alacaksa hedefi belirleyerek alışverişe gitmek lazım” diyor. Alışveriş merkezlerinde çocukları hedefleyen çok fazla uyaran bulunuyor. Tüm bunların içinde kendini kaybetmemesi için sınırlar koyulması konusunda Özbek uyarılarını sürdürüyor: “Rahat alışveriş yapmak için rüşvet sunmamak lazım. Her alışverişe gidildiğinde bir şey alınmamalı. Evden anlaşarak çıkılmalı ve orada çok istiyor, hırçınlık ediyor diye taviz verilmemeli...”


Son zamanlarda bizim pazarlıklarsa şu cümleyle bitiyor: “Anne, en sevdiğim hayvan dinozor; biliyorsun değil mi? Ama ona arkadaş lazım. Apatosaurus’uma yine ot yiyen başka bir dinozor arkadaş almalıyız.”


Araç koltuğu ve özgürlük

Nihayet yola çıkılır. Bu araçlardaki çocuk koltukları da çok mu terletiyor ne? Arkasına havlumu koymalı, yoksa zaten yakın mesafe diye idaremi edilmeli? Araçlar için çocuk koltuğunu icat edeni yine de saygıyla anmalı! Yoksa 1metre boyunda bir dinozor ve iki küçük bavulla alışverişe otomobilsiz gitmek mümkün mü?


O koltuklar annelerin özgürlüğü... Yolculuğun ilk dakikaları eğlencelidir. Bu eğlencenin sürmesi isteniyorsa, önce çocukların aktivitelerini yerine getirip gönlünü yapmakta fayda var. Aksi takdirde bir mağazadan adımınızı dahi atamayabilirsiniz...


Dahası, henüz otoparka varmışsınızdır ki başka bir pazarlık başlar: “Dinozorumu taşıyamam anne, çok yorgunum sen taşır mısın?” “Yoksa arabada mı kalsa oğlum?” “Hayır, canı sıkılır!” “Ona da peki! Nereye gidiyoruz oğlum?” “Akvaryumaaaa! En sevdiğim ikinci hayvan köpekbalığı ya. Çekiç başlı köpekbalığı...”


Akvaryumda, neredeyse her hafta geldiğiniz için artık herkes sizi tanımaktadır. Köpekbalıklarının olduğu bölüm 7 kez tavaf edilir. Beyefendinin keyfi gelince çıkılır. Artık o ayakkabıcıda soluğu almak istersiniz ama o da ne? Kendinizi dondurmacıda bulmuşsunuz! O üzerine akıta akıta dondurmasını yerken siz ayakkabıyı denemeye çalışırsınız. Gözü de sizdedir. Daha doğrusu mesaisi dondurmadır ama sizinle de hobi olarak ilgilenir. “Niye bu kadar yüksek giyiyorsun ki, düşersin canın acır” gibi uyarılarda bulunur. “En sevdiğim renk kırmızı, kırmızı al” diyerek tercihini bildirmekten de geri kalmaz.


Alelacele küçük prensin beğendiği ayakkabılar alınır. Daha sırada gezilecek bir dinozor müzesi vardır çünkü... “Dinozorlar beni bekliyor anne, haydi...” Neyse ki şu alışveriş merkezleri var da her şeyi bir arada bulmak mümkün. Elde biriken paketlerle eliniz kolunuz dolu müzemi gezilir? Küçük bey somurtsa da paketleri bırakmak için yine otoparkın yolu tutulur.


Hamburgere hayır dönere evet

Bu arada küçük bey acıkmıştır... Hamburger mi? Orada düşünmek lazım. Hamburger Cumhuriyeti kitabının yazarı Eric Schlosser “Amerikan fast food zincirlerinin girmeye başladığı her yerde bel ölçüleri genişlemeye başlıyor” diyor. Çin’de fazla kilolu gençlerin sayısının son 10 yıl içinde üçe katlandığını söylüyor Schlosser. O halde hamburgere şimdiden alışmamalı. Alışveriş merkezlerinde fast food’dan başka alternatifler de var.


Ev yemeği ya da yanında patates kızartması bulunmayan bir döner daha masum olabilir. Zira Schlosser patates kızartmalarının pek de masum olmadığını düşünüyor. Ve yanında kocaman bir bardak ayran... Karınlar doyurulduktan sonra biraz miskinlik çöker elbet. Siz bir kahve içmek istersiniz ama onun daha yetişecek pek çok aktivitesi vardır. Annenin elinde kahve, oyun merkezinin yolu tutulur. En masum oyuncaklara binilir, karabataklara vurulur, balıklar avlanır... Ancak evden çıkmadan yapılan anlaşma burada da unutulmamalıdır: En çok 2 oyun!


Haber: Aysun Öz


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.