Fast Fashion’ı boş verin: Yavaşlamaya başladık bile

Tüketiciler ucuz, kullanılıp atılan giysilerden ve “yığma kültüründen” bıkmaya başladı. Yıllardır giyilmeye devam edilen bazı kıyafetlerin hikayeleri, hatırlattıkları anılar da var...

Fast Fashion’ı boş verin

Fast fashion’dan beslendiğimiz günümüzde dolaplarımız ucuz, tek kullanımlık veya birkaç kere kullandıktan sonra atılan giysilerle dolup taşıyor. Sürdürülebilirlikten tamamen uzak olan bu yaklaşım, sadece İngiltere’de yılda 140 milyon pound’luk (1 milyar TL) giysinin çöpe atılması anlamına geliyor. Moda endüstrisi, petrol endüstrisinden sonra dünyadaki en büyük kirlilik kaynağı. Giysilerin büyük bölümü, Kamboçya ve Sri Lanka gibi yoksul ülkelerde ancak asgari maaş alabilen işçiler tarafından üretiliyor.

 

Öte yandan, bu dönemin belki de kapanmakta olduğunun sinyalleri geliyor. İkinci el kıyafet pazarları ve bu tür alışverişin yapıldığı cep telefonu uygulamaları yaygınlaşıyor. On yıl içinde bu pazarın -ucuz kıyafetlerin çevresel ve sosyal etkileri konusunda bilinçlenmemizle birlikte- fast fashion pazarından daha da büyüyeceği tahmin ediliyor. Slow fashion hareketi, insanları, etik olarak üretilmiş kıyafetleri tutumlu biçimde kullanmak, gerektiğinde tamir etmek (veya ettirmek) ve ömür boyu kullanmak konusunda teşvik ediyor.

 

Guardian gazetesinin yaptığı okur araştırmasında aşağıdaki slow fashion hareketi öncüleri ortaya çıkmış:

 

1) Sunita Yeomans, 50, grafik tasarımcı. 80’lerden beri aynı kot tulumu giyiyor.

“Eskiden çok utangaçtım. 1988’de sanat okumaya başlayınca kabuğumdan çıkmam gerektiğini fark ettim ve arkadaş edinmek için çok çaba harcadım. Bir gün Mike adında bir öğrenci beni bir moda partisine davet etti. Çok eğlenceli bir partydi. Birçok kişiyle birlikte gece orada kaldım ama sabah yine utangaçlığıma geri dönmüştüm. Oradan ayrıldığım zaman herkes Mike’ın çağırdığı bu garip kıza gülüyordu.

 

Mike’ı tekrar gördüğüm zaman ne diyeceğimi bilemedim ve ‘Tulumun çok güzel’ deyiverdim, o da tulumunu bana verdi. O günden beri giyiyorum, çok seviyorum.

 

Yıllar sonra eşimin ailesiyle tanışacağım gün gergindim, o yüzden yine bu tulumu giymiştim. İçine saklanabilirim gibi hissetmiştim.

 

Tulum iş yaparken giyiliyor, o yüzden hiç modası geçmiyor ve bu da kaliteli bir tulum. Genellikle kendim bir şeyler yaparken veya resim yaparken giyiyorum. Her giydiğimde Simon’la olan anılarım gözümün önüne geliyor. Bana mutluluk veriyor.”

 

2) Lally MacBeth, 28, sanatçı. Yıllar önce annesinin bağışladığı bir elbiseye bir ikinci el kıyafet mağazasında rastlamış.

“Birkaç yıl önce ikinci el giysi satan bir yere gitmiştim. Bu elbiseyi görünce desenini çok sevmiştim ama denedikten sonra param olmadığı için alamamıştım. Annemi arayıp fikrini sorduğumda “Bir ara bende buna benzer bir elbise vardı, bağışlamıştım, onu hatırlatıyor bu” dedi. Sadece ona göstermek için elbiseyi satın aldım. Fotoğrafını çekip gönderdiğimde çok şaşırdı, gerçekten de onun elbisesiydi!

 

 

Elbiseyi ona, 70’lerde Dublin’de alan bir arkadaşı vermiş. Susan Small adında bir tasarımcının elinden çıkmış. Annemin 90’larda bu elbiseyle çekilmiş bir fotoğrafını bulduk. Fotoğrafı görünce buna benzer bir elbiseyi eBay’de gördüğümü hayal meyal hatırladım. Takip ettiğim ürünlerin listesine bakınca o elbiseyi de buldum. Aynı baskı ve aynı tasarımcıydı ama biraz daha farklı bir versiyondu. Sonradan anladık ki annemde bu elbiselerden iki tane varmış ve ikisini de vermiş. Akıl almaz bir tesadüf…

 

Bu elbiseye, verdiği derin bir nostalji hissi yüzünden çekilmiştim.  Biz çocukken annem hep bu tür elbiseler giyerdi. Aradaki bağlantıyı görünce bu bana çok anlamlı geldi. Eski moda giysi merakımın büyük kısmı annemden geliyor. Fotoğrafta annemin ayağında 1989’dan kalma bir çift ayakkabı var, onları da giyiyorum; yani tamamen aynı kıyafet.”

 

 

3) Kim Wong, 55, İngilizce öğretmeni. Annesinin kendisine dikmiş olduğu bir hırkayı 37 yıldır giyiyor.

Üniversite yıllarında, camların iç köşelerinde buz oluşmasına neden olacak kadar soğuk odasında, annesinin biraz ısınabilmesi için kendisine ördüğü hırkayı hala giyiyor. İlk zamanlarında sıcak tutan ve yumuşacık olan hırkayı Wong, çalışırken, kaloriferi açmaya parası yetmediği zamanlarda giyiyormuş. Wong, hırkanın artık o kadar yumuşacık olmadığını ve bir yıl önce yamamak zorunda kaldığını söylüyor. Annesininse bunu onarmaya artık ne zamanı ne sabrı ne de yeteri kadar yünü varmış.

 

 

4) Paul Peppiatt, 58, tasarım müdürü. "Yok edilemeyen" yeşil çoraplarını 28 yıldır giyiyor.

Eskiden çok yürüyüş yapan ve çorapları hep delinen Peppiatt'a annesi bir gün, bir firmanın "yok edilemeyen" çoraplar ürettiğini söylemiş ve Peppiatt da bir çift almış. 28 yıldır çoraplar hala sağlamlıklarını koruyor.

 

Peppiatt düğününde bile bu çorapları giymiş. Hatıra olarak saklamayı düşünmüş olmasa da zaman içinde o günü kendisine anımsatır olmuşlar, kendisinin uğuru haline gelmişler. Mutlu evliliği boyunca çorapları dolabında durmuş. Zaman içinde eriyip sökülüp giden çoraplarının yanında bunlar Peppiatt için, güvenilmez bir dünyadaki güvenilir bir unsur.

 

 

5) Pete Maclean, 68, yazılım geliştirici. 70'lerde aldığı üç parça, kırmızı takımını hala giyiyor.

Maclean, 1970'li yıllarda öğrenci olduğu New York'ta, bir mağazanın vitrininde kırmızı renkli bir takım görüp gözünü ondan alamamış. İnce ve uzun boylu olduğu için zaten uygun kıyafet bulmakta zorlanan Maclean'a bu takım tam uymuş. Maclean'in o sıralarda çok canlı bir sosyal hayatı varmış, disko döneminin tadını çıkarmaktaymış, çok memnun olduğu bir işe sahipmiş. Zaman içinde bu takım, İskoçya'dan ayrılıp ABD'ye yerleşmesini, orada tam istediği şekilde bir hayat inşa etmesini sembolize eder olmuş. 28 yaşındayken aldığı o takımı bir türlü elden çıkaramamış çünkü bir benzerini daha bulamayacağını düşünmüş. Maclean takımın hala yeni gibi olduğunu ve arada sırada giymeye devam ettiğini belirtiyor. Yaşı ilerledikçe maddiyata olan bağlılığı azalan ve hayatını daha az eşyalı, daha ferah bir hale hale getirmeyi tercih eden Maclean, elinin aldında tuttuklarının sadece, değer verdiği bazı insan ve eşyalar olduğunu ifade ediyor. Bunların dışında kalan her şeyi geride bırakmış...

 

Kaynak: theguardian.com

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yumurta sarısını böyle ayırın!
    Yumurta sarısını böyle ayırın!

    Süresi : 01:46 İzlenme : 1084

  • 5 dakikada badem sütü yapımı!
    5 dakikada badem sütü yapımı!

    Süresi : 00:56 İzlenme : 2556

  • Makarna kızartması!
    Makarna kızartması!

    Süresi : 00:52 İzlenme : 11275

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9362

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön