Bebeklerin anneden ayrılmak istememesi ve yabancılardan korkması durumuna “ayrılık anksiyetesi” ve “anneden ayrılma kaygısı” gibi isimler veriliyor. Bebeğin 6. ayından itibaren başlayan ve 18. ay civarı en üst düzeye ulaşan bu durum 2 yaş civarında azalıyor. Peki, anne olarak bebeğinize ve tabii kendinize bu dönemde nasıl yardımcı olabilirsiniz? Bebeğe bakım veren kişiler bu konuda ne yapabilir? Öncelikle korku duygusunu masaya yatırmak faydalı görünüyor.


Uzman Psikolojik Danışman Seçil Özbeklik’in verdiği bilgilere göre, korku duygusu tüm canlılarda var olan, yaşamın devamı için gerekli ve önemli bir duygu olarak karşımıza çıkıyor. Korku sayesinde canlılar olası tehlikelere karşı uyanık kalıyor ve yaşama devam edebilmek için gerekli önlemleri alma çabasına girişiyor. Korkuya bu şekilde, bir duygusal mekanizma olarak bakıldığında yaşamın devamına yardımcı olan bir faktör olarak görülebiliyor. Bu yaşamsal önemi nedeniyle korku, bebeğin doğduğu andan itibaren fark ettiği ve yarattığı rahatsızlıktan kaçınmak üzere tüm benliğiyle mücadele ettiği en temel duygularından biri olarak dikkat çekiyor. 6-8. Ay civarı başlayan yabancılardan korkma ve anneden ayrılma kaygısının yaşla birlikte gelişen normal korkular sınıfına girdiğini belirtiyor. Ancak bebeğe gereğinden fazla korku yüklenmesi gibi durumlara da yetişkinler tarafından sebep olunabiliyor. Bu açıdan bebeğin yaşadığı korku karşısında nasıl bir tutum izlendiği önem kazanıyor.


Yabancı kişilerin olduğu ortamlara girdiğinde ağlayan, annesinin veya kendisine bakım veren kişinin kucağından inmek istemeyen bebek, annesinin kucağında kalmaya devam etse bile yabancılarla aynı ortamda bulunmak istemeyebiliyor. Uzman Psikolojik Danışman Seçil Özbeklik, bu korkunun neredeyse her bebekte gözlenen, gelişimsel olarak normal ve geçici olduğunu belirtiyor.


1 yaşına kadarki dönemde, yabancı insanlardan korkma ve anneden ayrılma korkusu en net korkular olarak gözlemleniyor. Yabancıların olduğu ortamda annesinin veya kendisine bakım veren kişinin kucağından inmek istemiyor ve kucakta kalmaya devam etse bile ortamda kalmak istemeyebiliyor. Bu korkunun yaşamsal öneme sahip olduğunu hatırlatan Özbeklik, bu korkunun bebeğin ayırt edebilme becerisinin belirtisi olduğunu ifade ediyor. Yaşamsal öneme sahip olan bu korku sayesinde bebeğin herkese güvenmek yerine, bağımlı olduğu yetişkinin onaylayacağı, kendisine zarar verme ihtimali olmayacak kişileri ayırt etmeye başladığını gösteriyor. Bu aşamadan sonra, bebek bir yaş civarında yürümeye ve annesinden uzaklaşma denemeleri yapmaya başlıyor. Bu aşamaya geçişle birlikte bebek annesinden ne kadar uzaklaşabileceğini, kimlere yaklaşabileceğini öğrenmeye başlıyor.


Nasıl bir tutum izlemeli?

Bebek, yetişkinin yabancılardan aşırı korkmaması halinde, zamanla yabancıların yanında kalabilmeye başlıyor. Korkunun en sık gözlemlendiği aşamada, bebeğe bakım veren yetişkinin tutumu belirleyici oluyor. Ebeveynin de korku ve kaygı içeren tutumda olması ve bunda aşırıya kaçması, bebeğin yabancı korkusunun uzaması ve hatta artmasına sebep olabiliyor. Bu sebeple, annenin veya bebeğe bakım veren kişinin korku ve kaygı düzeyi önemli hale geliyor. Anne-baba veya bakım veren yetişkinin hissettiği aşırı korku duygusunun bebeğe geçtiğini unutmamak gerek. Ebeveynin ses tonunda ve mimiklerinde oluşan değişiklikler, terleme ve kızarma gibi belirtiler, bebeği korkmaması için zorlaması veya daha sıkı kucaklaması bebek tarafından hissediliyor. Bu noktada Özbeklik, bebekte gözlemlenen korkunun tamamen yok edilmemeye çalışılması gerektiğinin altını çiziyor.


“Gelişimsel olarak 0-12 ay arasındaki bebeklerde temel güven duygusunun oluşabilmesi ve ebeveyniyle arasında güvenli bağlanmanın temellerinin atılması beklenir. Bir başka deyişle bebek besleneceğini, fiziksel ihtiyaçlarının karşılanacağını, ihtiyaçlarıyla çevresindeki insanları veya dünyayı harekete geçirebileceğini görmek ister. Dünyanın güvenli bir yer olduğunu, insanların ona değer verdiğini, önemsediğini, sevdiğini ve her türlü tehlikeden korunacağını öğrenmeye ihtiyaç duyar. Çocuktaki bazı korkular yaşamı boyunca onu takip edecektir. Bazı korkularının bulunması yaşamsal önem taşır ve onu tehlikeler karşısında temkinli olmaya çağırır. Bununla birlikte hayatını korkularına rağmen sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi, etrafındaki insanlar, objeler ve durumlarla ilişki kurabilmesi, bunları güvenle araştırabilmesi, inceleyebilmesi ve değerlendirebilmesi için ebeveynlerine ihtiyacı vardır.


Bu noktada ebeveynler bebeklerinde gözledikleri korkuların tümünü tamamen yok etmeye çalışmamalı ya da bebeğe gereğinden fazla korku yüklememelidir. Bazen tamamen korkulardan arınmış bir çocuk yetiştirme çabası, aynı zamanda gereğinden fazla riskli davranışlara girişebilecek ve kendini tehlikeye atacak bireyler yetiştirmek anlamına gelebilir. Bununla birlikte çocuğa fazlaca korku aşılanması çocuğun temel güven duygusunun zedelenmesine, araştırma ve inceleme hevesinin kırılmasına, deneyerek ve yanılarak öğrenme fırsatlarından yoksun kalabilmesine veya kendi potansiyelini fark edemeyecek kadar bağımlı olmasına yol açabilir.”


Çocuk büyüdüğünde baş edebileceğinden farzla bir korku ile baş başa kalması halinde ebeveynin kendi korkularıyla yüzleşmesi yönünde çalışmak öneriliyor. Çocuğun işlevselliğini etkileyen hale gelen bir korku söz konusuysa veya korkunun belli miktarda çözülmediği gözlemlenirse psikolojik bir değerlendirme yapılması hem çocuğun hem de bakım veren yetişkinin hayatını kolaylaştırabiliyor.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Bebeğin 6.ayindan önce bu korkuları yaşaması normal mi
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.