‘Hayatta Gültan olarak var oldum’

Kışanak ile tarihinde ilk kez kadın başkana sahip olan şehrin akıbetini ve hayata bakışını konuştuk...

‘Hayatta Gültan olarak var oldum’

Gültan Kışanak’la Diyarbakır’da yani açılan bir kültür merkezinde buluştuk. Ne yalan söyleyeyim, aşırı soğuk ve mesafeli birini bekliyordum karşımda. Hiç değilmiş. Bir de ideolojiler ne olursa olsun, karakterlerde ifade biçimini şekillendiriyor; bunu gördüm çiçeği burnunda başkanda. Cümleleri son derece barışçıl, yapıcı ve içi dolu geldi. Diyarbakır için çok güzel projeleri var, hepsini gerçekleştirirse halk onu şehirde tanrıça ilan edebilir. Gerçi şimdiden etmiş gibi... Özellikle gençler ona bayılıyor. Hem şehirde turlayalım hem de fotoğraf çekelim diye çıktık sokağa ama, nasıl bir ilgi! Hem kültürel, hem sosyal hem de planlama olarak sofistike bir şehir olan Diyarbakır’ın cesur ellerde olması şarttı. Halka göre işlem tamam... Röportajdan çıkan sonuçlara göre de...

 

Seçileceğinizi aşağı yukarı biliyordunuz, yine de heyecan oldu mu?

Son ana kadar heyecan vardı. Kazanıp kazanmama meselesi değil, toplumun gerçek iradesinin tamamen çıktığı durumlar bunlar. Bu kadar olacağını tahmin etmezdim ama ister istemez heyecan oluyor. 

 

Diyarbakır sokaklarındaki tepkilerden anladığım, halk sizi çok seviyor ama BDP’den değil başka bir partiden koysaydınız adaylığınızı sonuç ne olurdu?

Bizim seçmenimiz bu konuda çok politik, başka partiden aday olmak falan söz konusu olamaz. Dünyanın en iyi işlerini de yapsam BDP seçmeni başka partinin adamına oy vermez. Adayın etkisi tabii ki var ama o parti içi mücadelede önemli, yani seçim öncesindeki aşamada. Aday olmak için ciddi, yoğun bir süreçten geçiyoruz. Seçmen kendi istediği aday konusunda inanılmaz bir toplumsal baskı oluşturuyor, beğenmezse itiraz ediyor ve eylem yapmaya kadar dayandırıyor bu işi.

 

Diyarbakır’da bu sene gözle görülür bir kadın çıkarması görüyoruz... Özellikle “mor bayrak” projesi acayip. Kadınlar için ne sürprizleriniz var?

Mor bayrak uygulaması, kadınların erkeklerle eşit şartlarda çalışmasıyla ilgili güzel bir uygulama. Açılımı var tabii... Birincisi kadın istihdamının artması. Kadınlar erkeklerle eşit ücret alıyor mu, hakkını alıyor mu? İkincisi kadınlar o mekânlardan erkeklerle aynı şekilde hizmet alıyor mu, rahat ettiriliyor mu; kafe olsun, restoran, mağaza olsun... Mor bayrak alan işyerinde kadınla erkeğin eşit olduğunu, orada çalışan herkesin insanca hak ettikleri muameleyi gördüğünü herkes öğrenmiş olacak. Mor bayrak olan yer hak ve eşitlik gözeten aydın bir mekân olarak bilinecek, proje Türkiye’ye yayılacak. Neden olmasın! En nihayetinde kadınlar da tüketici, hatta araştırmalar alışverişin büyük çoğunluğunun kadınlar tarafından yapıldığını gösteriyor.

 

Üçü de birbirinden dezavantajlıydı"

 Alevi, Kürt ve kadınsınız... Hayatınız boyunca hangisinin avantajını ya da dezavantajını daha çok yaşadınız?

Üçü de birbirinden dezavantajlıydı benim için. Hiçbirinin iyi bir geri dönüşümünü yaşamadım. Bir doğuştan kaynaklanan kimlikler vardır bir de bilinçli tercih edilen. Bu üçünü de ben seçmedim. Seçtiğim, bu karşınızda duran, ideolojileriyle konuşan Gültan. Toplumu elinde avucunda tutan tüm mekanizmalarda üçü de dezavantaj. Ben inatla kimliklerin kendini ifade etme biçimi olduğunu ve bu sınırlarda tanımlanmasının yeterli olduğunu düşündüm ve kendi kamusal hayatımda hep böyle yaşadım. Alevi, Kürt ve kadın olmayanlara da hep önyargısız yaklaştım. Gültan olarak var oldum hayatta. 

 

Bu arada Kürtçe’yi yeni yeni öğreniyorsunuz bildiğim kadarıyla. Gerçi dinlerken gördüm de konuşurken görmedim.

Tamamen anlıyorum ama cesaret edip cümle kuramıyorum. Ekleri falan yanlış kullandığım için espri konusu oldum birkaç kez. Moralim bozuldu. Evde konuşuluyor aslında, daha çok vakit geçirsem olacak da eve pek uğramadığım için olmuyor. Okuma yazmam daha iyi. Tamamen cesaretle ilgili...

 

‘Madde bağımlılığıyla ilgili çalışmalara başladık’

Diyarbakır zor bir şehir. Üstesinden gelebilecek misiniz?

Milletvekili olduğum dönem gezsem de 1978’den beri Diyarbakır’da yaşıyorum. Doğum yerim Elazığ, orayı bilmem mesela. Hayata bakışım, fikirlerim burada şekillendi, Gültan’ı Diyarbakır’da var ettim ben. Öncesi çocukluk yıllarıydı.

 

Hiç bocalamayacaksınız ve değindiğiniz gibi kimlikleri de birbirinden ayırmayacaksınız...

Hiç! Tam tersine... Herkes eşit benim için. Hayata bakış açıları, mücadeleleri ve sıkıntılarıyla o kadar özdeşleştim ki... Politikaya yeni atılmış insanlar için “Bakalım nasıl davranacak” merakı olabilir ama ben bu konuda tüm sınavları başarıyla atlattım. Toplum neyin yanında neye karşı olduğumu biliyor. Bu soruyu bana Diyarbakır sınırları içinde kimse sormaz. Artık pozitif ayrımcılık aşamasını bile geçtik kadınlarda. Kendi örgütlenmesini kurdu kadınlar. Toplumsal muhalefet önemli ama kadınların bunu ayrı olarak yapması ve bunun toplum tarafından kabul edilmesi boyutu daha da önemli. Eşbaşkanlık olayı zaten bu eşitlikte gelinebilecek son noktaydı. Siyasette eşitliğin sembolü oldu partimiz.

 

Diyarbakır güzelleşmiş. Öte yandan uyuşturucu satılan, yolu olmayan mahalleler ciddi problem. Neler yapacaksınız bu şehre?

Burada planlı kentleşme, altyapı ve kentsel hizmet denen şeyler yoktu. Daha da açayım; içme suyu ve kanalizasyon yoktu. İkisi birbirine karışıyordu. Kayapınar ve Bağla gibi son 15 yılda yapılan yeni alanlara yerleştirdik halkı. Kaliteli yaşam olanağı sunduk. 500 bin civarında kişi yaşıyor buralarda. Tarihi surlar görünmez haldeydi, etrafını açtık. Oralarda hem sosyal sorunlar var hem sağlıksız binalar var hem de görsel olarak kötüler. Sağlıklı binalar inşa edeceğiz, yerinde dönüşüm yapacağız, orada yaşayanları yerlerinden etmeden, yoksulluk, kapkaç ve madde bağımlılığı meselelerine eğileceğiz. Özellikle madde bağımlılığıyla ilgili çalışmalara başladık. Güçlü bir kampanyayla üstesinden geleceğiz.

 

‘Anne hiç değilse kaldığın yer belli artık’

Aileniz ne diyor bu yoğunluğa? Kızınız?

Üç kişilik bir aileyiz, kızım, eşim ve ben... Ama üç ayrı kentte yaşıyorduk, hatta ben her gün farklı bir ildeydim. Kızım “Anne hiç değilse kaldığın yer belli artık” diyor. Çocuk kaç defa bayramlarda “Anne ne olur hangi şehirdeysen oraya geleyim” dedi. “Yok kızım vallahi tek bir yerde değilim, söyleyemem” diye reddettim kızı her seferinde. Alıştı herkes, birbirimizden fazla beklentimiz yok. Hepimiz ayrı bir toplumsal mücadele içindeyiz. Eşim yazma derdinde, ben malum. Kızım hem üniversitede okuyor hem de kadın olarak birtakım projelerin ucundan tutmaya çalışıyor.

 

Çözüm süreci...

Artık yerel yönetimlerde görev alan biri olarak bu konuların içinde değilim ama yerelden de katkı yapabiliriz. Sorun temel hak ve özgürlüklerden yararlanamama sorunuysa, “Kürtler de var bu ülkede, dilleri, kültürleriyle”yi kabul ettirmekse, yerel yönetimde hak ve özgürlükler için alan açabiliriz ve uzantısı sürece katkıda bulunur. Hak ve özgürlük sınırlarını genişleteceğiz. Demokratik özerklik meselesi var bir de, bunun uzantısı yerel yönetimlerin güçlenmesi anlamına geliyor. Yerel yönetim merkezin denetim vesayeti altında, bu baskı kuran pozisyondan çıkmak gerekiyor.

 

‘Cesurum ben... Çözeriz...’

Köylerle iletişim nasıl?

Çalışmaları devam ediyor... Kırsal kalkınma ve şehirde doğru beslenme meselesini birleştiren bir projemiz var. Köylerden aldığımız sütleri fakir kesime dağıtacağız. Hem köylü para kazanmış olacak hem de çocuklar sütten mahrum kalmamış olacak. 

 

Bir belgesel çalışması için köyleri gezmiştim, inanamadığım manzaralarla karşılaşmıştım...

Maalesef... 93 yıldır köylere hizmet gitmemiş, ben de seçim zamanı çoğunu gezdim. İçme suları yok, fosseptik sistemi yok. Doğal olarak şehre akın ediyorlar. Hızlı bir şekilde altyapı sorunlarını çözeceğiz. 21. yüzyılda içecek su bulamamak korkunç bir şey. Bunları yaparken toplumun kültürel yapısı da değişecek tabii... Gezici kütüphane yapacağız. Kitapları zimmetleyeceğiz, bir ay sonra alıp başka köye götüreceğiz. Kadın her zaman önceliğimiz. Kullanabilecekleri kamusal alan yok. Tuvalete gideceği, elini yüzünü yıkayacağı, sohbet edeceği mekân yok. Feodal yargıların ortadan kalkması hizmetle ilgili biraz da... Cesurum ben... Çözeriz...

 

 

Röportaj: Nazenin Tokuşoğlu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9022

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2209

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5490

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2403

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3579

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön