Don Kişot Sendromu

 Okuyanlar mutlaka bilir; Don Kişot, okuduğu romanlardan etkilenerek kendini şövalye sanan sıradan bir insandır. Daha fazla detaya girmeyeceğim çünkü detaylar değil, hikayenin sadece bu kısmı, bu hafta sizinle paylaşmak istediklerim için yeter de artar bile... Neden derseniz; bu hafta size iş hayatında aslında çok da sık rastlanmayan ve adını Don Kişot Sendromu koyduğum bir durumdan bahsedeceğim..

 

Bugüne kadar, iş hayatında birçok farklı bakış açısı ile kaşılaşma fırsatı buldum. Bunlardan en yaygını, ''Çalışmak güzel bir şey olsa üstüne para vermezler" bakış açısı oldu. Belirli perspektiflerden bakıldığında, yalan da değil aslında... Hepimiz belirli amaçlar için çalışıyoruz. Ve çoğunlukla da gönlümüzden geçen, istediğimiz işi yapamıyoruz. Yada istediğimiz işi yapsak bile, istediğimiz şekilde yapamayabiliyoruz. Bu nedenle de, doğal olarak çalışmak bizim için bir külfet, ama ne yapalım üstüne para veriyorlar ve bizim de yaşamak için paraya ihtiyacımız var. Oysa kimisi için çalışmak manevi bir ihtiyaç. ''Ben zaten çalışmak istiyorum, buna ihtiyacım var, e üstüne bir de para veriyorlar, oh ne güzel..'' Dedim ya bir sürü farklı bakış açısı ve algılama biçimi var. Saymakla bitmez..

 

Fakat, benim en ilgimi çeken bakış açısı, Don Kişotvari bakış açısı ki, ben buna Don Kişot Sendromu diyorum.. Sendrom dememin sebebi; nedeni tek tek açıklanamayan belirli bulguları barındıran bir durum olması. Bu bulgular nelerdir diye sorarsanız; örneğin, Don Kişot Sendromu'na sahip çalışanlar kendilerini çalıştıkları işyerinin sahibi ya da sahibinin oğlu/kızı gibi görürler. Sanki herşey onlarındır. En ufak bir zarar gelmesine bile izin vermemeye çalışırlar. Tüm çalışanlar, süreçler, uygulamalar olması gerektiği gibi olmalıdır. Aksi bir durumda, kendilerini son derece rahatsız hissederler. Bu sendromun ismini almasının en önemli sebeplerinden biri de, bu çalışanların kendilerini tüm şirketi kurtaracak bir şövalye gibi görmelerinden ileri gelmektedir. Birçok konuda, cesurca ortaya atılırlar. Fikirlerini söylemekten, savunmaktan ve hatta yeri geldi mi savaşmaktan asla çekinmezler. Konuşmak, tartışmak ve fikir üretmek onlar için çok önemlidir, sonunda aksiyon varsa tabii. Hızlıca aksiyona geçemedikleri ya da aksiyon göremedikleri takdirde sıkıntı hissetmeye başlarlar. İdeal olarak gördükleri, herkesin dahil ve antat olduğu kararların alındığı ortamlardır. Ama, ilerleme yoksa, insiyatif almaktan da asla geri durmazlar.

 

Bu saydığım bulgular size aslında hiç de fena gelmedi değil mi? Hatta patronsanız, ''Nerede bu Don Kişotlar? Ben de istiyorum.'' diyenler bile olmuş olabilir. Hakılsınız da, hani bir laf vardır; ''Deliler diyarında akıllıları deli sanarlar.'' diye, tıpkı o misal, nesli tükenmekte olan ve sık rastlanmayan Don Kişotlar da maalesef bazı etiketler yerler. Sürekli frenlenmeye çalışılıp, eleştri yağmuruna tutulurlar. En kötüsü ise maşa olarak kullanıldıkları durumlardır. Niyetlerini farkında olup da onu gerçekten anlayanlar dışında, organizasyon içinde çok da sevildikleri söylenemez. Ama öyle idealistlerdir ki, bu umurlarında bile olmaz, doğru söyleyeni dokuz köyden kovdukları gibi, yapayalnız kalsalar bile asla vazgeçmezler. Koşulların zorlamasından dolayı, çok uzun süreli olmasa da, motivasyon düşüklüğü yaşayabilirler. Çünkü, onlara göre ve aslında olması gerekene göre, doğru olan onların yaptıklarıdır ama bunu diğerlerine bir türlü anlatamazlar. Ne yapsınlar ki, deliler diyarına düşümüşlerdir bir kere..

 

Bana sorarsanız; iş hayatındaki bazı değer yargılarının ve organizasyonların değişmesi gerekiyorsa, Don Kişot’lara şu ara çok ama çok ihtiyaç var. Tabii, her zaman olduğu gibi seçim sizin.. Şunu bilin ki, deliler diyarında akıllı olmak hiç ama hiç kolay değil..

 

***

 

İşinizde mutlu değil misiniz? İş hayatı ile ilgili öğrenmek istedikleriniz mi var? Ya da sadece fikirlerinizi paylaşmak mı istiyorsunuz? Öyleyse e-postalarınızı aşağıdaki adreslerden birine mutlaka bekliyorum.

 

isimlemutluyum@mujdeozenen.com

diyelim@isimlemutluyum.com

 

 

 

 

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 499

  • Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız yaşama dair...
    Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız...

    Süresi : 17:57 İzlenme : 1826

  • Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?
    Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?

    Süresi : 25:51 İzlenme : 2086

  • Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!
    Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!

    Süresi : 14:14 İzlenme : 932

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1114

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön