Bir çikolata nehrinde gezmek

Çocuklar  içeri girer girmez, o koskoca kapı arkalarından gürültüyle kapandı. Parlak, ama göz kamaştırmayan loş ışıkların aydınlattığı bir salondaydılar şimdi. Duvarlar menekşe mavisi, akide şekeri beyazı ya da pamuk helvası pembeliğinde yansımalar yapıyordu. Başlarının üzerindeki yüksek tavandan ve duvarların dibinden geçen kalın ya da ince bir sürü boru, şimdilik sadece kapılarını görebildikleri yüzlerce odaya ve koridora doğru uzanıyordu.
Bütün borulardan beyaz, kül rengi ve kızıl kahve renginde dumanlar çıkıyor ve bu dumanlardan dünyanın en tatlı, en baş döndürücü kokusu yükseliyordu: Çikolata kokusu…

Çocuklar salondan çıkıp, koridorda  ilerlemeye başladılar. İşte o tuhaf ritimdeki ve alışılmamış sözlerle yüklü şarkıyı da tam o anda duydular. Alto soprano seslerin öne çıktığı, basların neredeyse unutulduğu ama on sekizlik bir ritimle son derece hızlı bir hale getirilmiş bir şarkıydı bu. Sahipleri görünmeyen sesler, “Hızla dönerken koca çarklar, gürültüyle onları izler dev bantlar / Yüz tane bıçağı iyice bileriz, sonra şeker, krema ve baharat ekleriz / Haşlarız onu bir dakika kadar, ta ki iyice emin oluncaya kadar” diye söylüyorlardı şarkıyı.

Sesi izlediler ve toz pembe renkli bir camın arkasından, şarkıyı söyleyenleri gördüler. Civciv sarısı ile yavruağzı turuncusu arasında bir renkte tulumlar giymiş minnacık canlılardı bunlar.  
Küçücüktüler. Boyları, yetişkin bir insanın ancak diz kapaklarına değebilecek kadardı. Boylarına bakıldığında onların çocuk oldukları sanılabilirdi ama işlerini yaparken ve durmadan dans ederkenki hallerine bakıldığında ise, onları görmüş geçirmiş, yaşça büyük insanlar olarak kabul etmek gerekirdi.

“Altın bileti” kazanarak yıllardır merak ettikleri çikolata fabrikasına girmeyi başarabilen çocuklar, bütün bu gördüklerinin karşısında şaşkınlıktan hareketsiz kaldıkları tam o anda, fabrikanın esrarengiz sahibini de gördüler.Yıllardır çikolata fabrikasının önünden geçmelerine rağmen hiç göremedikleri, hikayesi yıllardır kulaktan kulağa anlatılan Bay Willy Wonka, hemen yanlarındaydı.Ufak tefek bir  adamdı. Başında kocaman bir silindir şapka vardı, mor kadifeden yapılmış kuyruklu bir ceket giymişti. Pantolonu yeşil, eldivenleri ise gümüş rengindeydi…

Geçenlerde bir televizyon kanalında tesadüfen karşılaştığım ve yeniden izlediğim, ünlü yönetmen Tim Burton’un “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” filminden ve bu filmin asıl kahramanları olan çocuklardan bahsediyorum.

Oburluğu dillere destan olan Augustus Gloop, ailesinin çok şımarttığı Veruca Salt, ağzından sakız hiç eksik olmayan Violet Beauregarde, televizyon tutkunu Mike Teavee ve filmin “esas oğlanı” Charlie Bucket. Charlie çok yoksul bir ailenin çocuğudur. En çok çikolatayı sever ama parasızlıktan yılda bir kez, doğum gününde ve o da çok küçük bir parça çikolata yiyebilir.

Sonra fabrikanın sahibi bir piyango düzenler ve  beş Wonka çikolatası içine saklanmış “altın bileti” bulan  beş şanslı çocuğu, o zamana kadar hiç kimsenin göremediği çikolata fabrikasına davet eder. Çocuklar bu esrarengiz fabrikaya girerler. İçeride gördükleri karşısında gözleri kamaşır. Lumpaland adlı bilinmeyen bir yerden getirilen Umpa-Lumpa adlı yarı çocuk, yarı insan işçiler harıl harıl çalışmaktadır. Bunların ücreti kakao çekirdeği olarak ödenmektedir. Lumpalar hallerinden memnundur. Bu nedenle de hem çalışmakta hem de şarkı söyleyip dans etmektedirler. Fabrikada eğitilmiş sincaplar da vardır ve bu sincaplar, çikolataların içine konulan fındık ve fıstıkları büyük bir ustalıkla ayıklamaktadırlar.

Bu arada fabrikayı gezmekte olan çocuklarda bazı kötü davranışlar ortaya çıkmaya başlar. Wonka’nın şahane icatlarıyla ilgilenmeyip, kendi isteklerinin peşinde koşmaya başlarlar. Bu açgözlülükleri, şımarıklıkları, cimrilikleri ve ukalalıkları yüzünden de başları belaya girer ve teker teker gruptan koparlar.

Sonunda bir tek öteki çocuklar gibi herhangi bir kötü huyu olmayan Charlie kalır. Bay Wonka da fabrikanın anahtarını Charlie’ye vereceğini söyler.

Ailesinden uzun süredir ayrı kalmış olan Wonka, şekerleme imparatorluğunu devam ettirebileceğine güvendiği birine devretmeye karar vermiştir. Ama tahmin edemediği şey, bu cömertliğinin karşılığında, fabrikasından daha da değerli bir şey, bir “dostluk”  kazanacağıdır.

Maymunlar Cehennemi, Big Fish, Batman gibi filmlerin yönetmeni Tim Burton’un, romancı Roald Dahl’ın aynı adlı kitabından çektiği Charlie’nin Çikolata Fabrikası filminde, Johnny Depp, James Fox, Christopher Lee gibi ünlü oyuncular rol aldılar.

Bu filmin mesajı neydi peki? Dahl, Golding’in “Sineklerin Tanrısı” kitabında yazdığı gibi, çocukların da suçlu olabileceklerini mi söylemek istiyordu?
Yoksa o çocukların şımarık, pisboğaz, sorumsuz, ukala ve bilgisiz yetişmesine göz yuman, ya da bunu asla göremeyen biz büyüklerin suçluluğunu mu yazıyordu?

Bunları mı düşünelim, yoksa şekerden yapılmış pembe bir gemide, bazılarının kötü huyları  bulunsa da yine de dostlarımız olan “kahraman” çocuklarla bir çikolata nehri üzerinde gezdiğimizi mi?

Bob Dylan’ın dediği gibi, “Her şey değişiyor ve karar sizin”…


Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    25 Nisan 2015 Cumartesi 00:36

    masallar, hepimiz çocukluğumuzda o büyülü diyarla, sevdiklerimizin bize anlattıkları ile onlarla ve kültürümüzle, ilk gençliğimizde okuduklarımızla da bütün dünyanın hayaliyle kurduğumuz bağları bir ömür taşırız, anılarımızın en mutena yerindedirler. büyüdükçe masallar yerini gerçekler alır, bazen masal hiç bitmese deriz, hoyratlıkla, acımasızlıkla, haksızlıkla karşılaştığımızda. kötüler hep masallarda kalsa, bizler de domuzlar kadar eşit olsak, isterdim. asu

    Cevapla
  •  
    24 Nisan 2015 Cuma 09:17

    ulusal egemenliğimizin anadolu'nun ortasında yeniden perçinlendiği günü büyük atatürk, sürdürebilirliğinin teminatı çocuklara armağan etmişti. dünün 23 nisan sembolik başbakanı koltuğundaki çocuğa, başbakanın süfle verme çabası, dehanın öngörüsünü, bugünü, vodvile çeviriyordu. evet, her şey değişiyor ve bugün 24 nisan. çocuklar huysuz olabilirler, ama nasıl bir dünyada yaşayacaklarını bırakalım süflörler belirlemesin. fy

    Cevapla

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1141

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 947

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1511

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8361

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2517

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön