Güzel şeyler

Güzel şeyler de var hayatta. Baharın en sonunda gelmesiyle çiçeğe duran beyaz, pembe, mor tüm ağaçlar gibi. Müzik, edebiyat, seyahat ve yeni şeyler öğrenirken alınan keyif gibi... Bu yazı, bu güzel şeylerden üç tane anlatıyor. Bir kitap, bir konser ve bir eğitim...

 

Bir kitap: Kuşlar Yasına Gider 

 

 

“Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır” diyor kitabın arka kapağında; iddialı ve içli bir tınısı var bu ifadenin benim için. Neredeyse karşı konulmaz. Hasan Ali Toptaş'ı daha önce okumuş, sevmişim, o yüzden hiç tereddüt etmeden alıveriyorum kitabı, "Kuşlar Yasına Gider"e başlıyorum uzun bir seyahatin arifesinde...

 

Bu bir baba oğul öyküsü, bir yol öyküsü; iki şehir arasında gidip gelişin ve başka bir yöne doğru mutlak ve sükunetli bir gidişin öyküsü... Hepimizin bildiği, hepimizin ötekinden farklı bir şekilde yaşadığı bir hikaye aslında; hangimiz bir sevdiğimizi kaybetme yoluna girmedik ki hayatta? Peki herhangi biri anlatsa bu kadar etkileyici olur muydu? Olmaz. Hasan Ali Toptaş’ın alamet-i farikası bu işte. Hikaye anlatabilen ile hikaye anlatamayanın farkı da bu... Bakış açısının ve dilin zengin, melodik yapısının sayesinde ölüm gibi ağır, sevimsiz bir konu bile bir iyilik bulutunun filtresinden geçip ulaşıyor okuyucuya...

 

Yazarın en becerikli olduğu hususlardan biri okuyucusunu ortamın içine katabilmek. İki şehir arasında gidip gelen romanın baş kişisiyle birlikte dinliyorum arabasında çalan türküleri. Arabanın peşinde bir görünüp bir kaybolan beyaz atı görüyor; eniştenin telefonu at kişnemesiyle çaldıkça sinir oluyorum. Evin kapısının önünü saran erik ve asma dalları her gelen misafirle havaya kaldırıldığında, kapıdan girebilmek için, ben de onları hissediyorum sanki salkım saçak.

 

Romanın en güzel, en kıymetli yönü merhameti. Meğer özlemişiz içinde kötü adam olmayan, üçkağıtçılık, yalan dolan, tehdit, metazori, ötekiler olmayan yaşam ihtimallerini; kitabı okurken anladım... Saf iyilik sanki kelimelerden akan; aidiyet, sadakat, özveri, samimiyet, dayanışma...

 

Nesli tükenmekte olan bir türün tekrar hayat bulduğuna şahit olmaya benziyor, bende uyandırdığı hisler.

 

Edebiyat işte, bu haliyle kaybettim sandıklarını, unuttuklarını, umutsuzlandıklarını temize çektiriyor insana. Toptaş'ın kelimeleri ağırları hafif, karanlıkları aydınlık, sessizliği ise elle tutulabilir kılıyor. Büyücülük yapıyor ve bir adamın babasının yavaş yavaş ölümünü nasıl oluyorsa işte, sıcacık anlatıyor. Ben de böyle öleyim vakti geldiğinde, dedirtiyor insana...

 

Kitabın ismi de “Bu dağlar kömürdendir” isimli türküden geliyor:

 

Bu yol Pasin’e gider

Döner tersine gider,

şurada bir garip ölmüş

Kuşlar yasına gider.

 

**

 

Bir konser: Pentagram Akustik

 

 

Geçen haftasonu Pentagram'ın Akustik albümü vesilesiyle verdiği konserlerden birindeydik... Çoluk çocuk. İşin güzel tarafı da buydu aslında: 6 ve 7 yaşlarında üç çocuğu hayatlarının ilk canlı konserini izlemeye götürmek...

 

Günler önceden başladık konuşmaya. Uzay'la pazarlıklar yaptık. Konser geç vakitteydi. Uzay'ın normal uyku saatini kat kat aşacaktık; bu yüzden konser günü öğlen uyuması gerekliydi ki akşam rahat edebilsin. Olmadı tabii. "Çocukla ilgili bir plan yap ve sonra o planı hemen unut, çünkü olmayacak" çocuklu hayatın en önemli değişmezlerinden biri. 6 senede gayet iyi öğrendik.

 

Neyse, az uyku ve çok heyecanla birlikte çıktık yola... Pentagram 30 yıllık bir grup. Sevgili Hakan Utangaç ve Tarkan Gözübüyük bizim grupla birebir bağımız; aile dostlarımız. Son albümlerinde önceki senelerdekinden farklı olarak akustik tarzı benimsemeleri ve konser mekanının da çocuk dostu oluşu (Volkswagen arena her türlü aile etkinliği için çok uygun bir yer) bizim çocuklu hayatımıza adapte olabilmeleri açısından pek keyifli oldu; Uzay için (babasının arkadaşı olan) Rock yıldızlarını canlı izleme imkanı sundu...

 

Bizim 120'cm lik rockçılar hem tezahüratları hem şarkılara eşlik edişleri hem de coşkularıyla çevremizin ilgi odağı olmakta gecikmediler tabii... Herkes "Pentagram" diye bağırırken Uzay'ın "Hakiiii" diye bağırması, birkaç şarkılık heyecandan sonra kucağımızda uyuyakalmaları, Anatolia çalarken uyanıp, eşlik edip sonra tekrar uyumaları gerçekten çok eğlenceliydi... 

 

**

 

Bir eğitim: Saygı odaklı ebeveynlik

  

 

Son olarak bir de Şiddetsiz İletişim Derneği, Happynest ve HTHayat ortak çabasıyla gerçekleşen “Saygı Odaklı Ebeveynlik Çalışması” var... Amerikalı Şiddetsiz İletişim Eğitmeni Sura Hart tarafından verilen eğitimde, yine, yeniden iletişimin lakırdıdan değil de kalp kalbe bağlantıdan, ötekinin halini anlamaktan, davranışın arkasındaki ihtiyacı görebilme yeteneğinden oluştuğunu hatırladık.

 

Sura yumuşacık tavrı ve iletişim konusundaki becerisiyle eğitime katılan tüm ebeveynlerin içine su serpen, aynı zamanda yol gösteren ipuçlarını hatırlattı... Aldığım notlardan bazıları şunlar:

 

  • Hepimiz ailemizi seviyoruz, saygı duyuyoruz fakat bunu davranışa nasıl dökeceğimizi bilmiyor olabiliriz...
  • Düzenli aile toplantıları yaparak aile için önemli olan şeyleri konuşmaya ve birbirimizi dinlemeye zaman ayırırsak eğer sorumluluğu tüm aile üyeleriyle paylaşmış oluruz. Bu toplantılarsa sadece sorunlara değil, takdire de vakit ayırmalı...
  • Tavsiye vermek sadece istendiğinde iyi sonuçlara yol açıyor. Birine tavsiye vermeden önce bunu isteyip istemediğini sormak akıllıca olabilir, aksi takdirde tavsiyeye dayalı bir iletişim çocukları ebeveynlerinden uzaklaştırabilir.
  • Ebeveynin mükemmel ebeveyn olmadığını itiraf etmesi/kabul etmesi çocuğu rahatlatır. Çünkü onun da mükemmel olmasına gerek olmadığını ispat eder.
  • Bazı kelimelerin anlamları çocuklar ve büyükler için farklıdır. Çocuğumuzu dinlerken kullandığı kelimelerin ne anlama geldiğini sorgulayabiliriz. Aşk ya da hastalık ya da eğlenceden bahsettiği zaman sizinle aynı şeyleri söylemiyor olabilir. Neysen bahsettiği anlamak için biraz daha meraklı olmak yeter.
  • Çocukları diğer çocuklarla karşılaştırmak hem ebeveyn-çocuk ilişkisini hem de çocuğun iç bütünselliğini yaralar. Kıyaslamayın.

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Mutfaktaki malzemelerle maske tarifleri
    Mutfaktaki malzemelerle maske tarifleri

    Süresi : 00:58 İzlenme : 1724

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2936

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 161

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 147

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1455

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön