Yokuşun sonu…

2001 yılının Mayıs ayı. Beycik’teki arazinin sahipleriyle görüşüp anlaşıyoruz, ardından sıra tapu işlemlerine geliyor. Cemile teyzemizle ve diğer arazinin sahiplerinin oğluyla birlikte tapu dairesine gidiyoruz. İmzalar atılıyor, paralar veriliyor, eller sıkılıyor, herkes memnun, her şey tamam. Ohhh çok şükür! Hafifliyoruz sanki. Yıllardır beklenen andı bu an. Haydi hayırlısı olsun.

 

Arazinin yolu yok, yol için Orman Bakanlığı’ndan izin almamız gerekli. İşlemleri başlatıyoruz, yol için müracaat ediyoruz. Yol güzergâhını belirlemesi için, bu işleri yapmaya yetkili bir orman mühendisi ile birlikte çalışmamız gerekiyor. Daha önce bizim araziye giderken, ormanda kesim yapılan yerlere ulaşmak için yetkililerin kullandığı bir yoldan patikaya sapıp, dereyi aşıp yine bir başka patikadan yukarı çıkıyorduk. Şimdi ise dereden sonra başlayacak ve araziye ulaşacak olan yolu orman mühendisi şıp diye belirliyor, bu işlerde tecrübeli,  en uygun eğimle yokuş yukarı çıkacak ve yumuşak bir kıvrımla dönecek en kısa yolu haritasına işaretliyor.

 

Elimizde haritalar ve gerekli diğer belgelerle Antalya’daki Orman Genel Müdürlüğü’ne gidiyoruz. Hesaplamalar yapılıyor ve 563 metrelik ulaşım yolumuzu 20 yıllığına kiralıyoruz. Şimdi sıra yol yapımında.


Ormancıların kullandığı yolda ağır tonajlı kamyonlar tomruk taşıdığı için yolda çukurlar açılmış, yol çamur içinde, 750 metrelik bu yolu da ıslah etmemiz gerekiyor. Beycik köyünden bir kepçe operatörü ayarlıyoruz. Tepelerden inen suların yolu bozmadan dereye aktarılması için pek çok yere künk koymamız gerek, künklerin çapını ve adedini belirliyoruz. Sipariş verilen malzemeler iki tır yüküyle geldikten sonra da yol çalışmalarına başlıyoruz.

 

Çocukken Suadiye’deki güzel bahçelerinde küçük arabaları için yollar açan Selahattin, bu kez gerçek bir yol yapımında çalışıyor, kepçeci ile beraber yol için günlerce uğraşıyorlar. Ve sonunda çok güzel bir yolumuz oluyor. Ana yoldan itibaren yaklaşık 1300 metrelik yolla araziye ulaşılıyor.

 

Dereden geçiş bahardan itibaren kolay, dere kurumaya başlıyor çünkü, fakat kış için bir çare bulmamız gerek. Kepçecimiz kocaman künkler koyarsak bu işi çözeceğimizi söylüyor fakat deremiz havzanın yağmurlarını toplayan bir dere olduğu için güçlü yağmurların başlamasıyla ne künk kalıyor ne bir şey! Dere her şeyi alıp götürüyor! Hay Allah! Ne yapsak?

 

Danıştığımız insanlardan bazısı bize bu işi ancak bir köprünün çözeceğini söylüyor. Köprü yapmak ha, nasıl olacak bu iş?


Köprü için çıkan maliyetle baş olacak gibi görünmüyor. Sonunda birisi “hemzemin geçit yapın, en kolayı bu” diyor. Onun sözünü dinlemeye karar veriyoruz bu kez. Dere geçişindeki zemini yükseltiyoruz, yolun bozulmaması için kocaman kayalar taşıtıyoruz ve dereyi düzenleyip hiç beton da dökmeden kolay bir geçiş yapıyoruz.

 

Yer ararken o kadar bunalmıştım ki, sonunda dayanamayıp yalvarmıştım: “Allahım, taşlı tarla olsun razıyım, taşını toplarım, yeter ki bir yerimiz olsun, söz veriyorum, yerimizi alınca 21 pare takla atacağım!”


Bizim istek listesi kabarıktı zaten, yol yalnızca bize gelsin, ağaçlıklı yol olsun, dümdüz arazi olmasın, taraçalı olsun, dozerle düzlenmemiş olsun, taşı kayası da yerinde olsun, içinde yaşlı ağaçları, çalısı olsun, suyu olsun, hemen yakınımızda yerleşik kimse olmasın ki Çıralı’daki gibi kimyasal tarım ilaçlarına maruz kalmayalım, güneşi bol olsun, mümkünse güneşin doğuşunu, batışını görsün. Bu listede güneşin doğuşuyla batışı hariç her şey olmuş, yeri de almışız ve fakat tabii ki taşlı tarla olmuş! Şimdi artık bana taşlarını toplamak ve taklaları atmak kalmış. İlk fırsatta kilimleri ve arkadaşlarımızı alıp araziye gidiyoruz. Tutmayın beni takla atıcam! Şahitler huzurunda taklalarımı atıyorum. Her gidiş gelişimizde de taşlarını toplamaya başlıyoruz.

 

Bakıyoruz da, 7 yıldır yer aramışız ve neredeyse 80.000 kilometre yol kat etmişiz burayı bulmak için ve sonunda yaşadığımız yer olan Çıralı’ya yarım saat uzaklıktaki bu yeri bulmuşuz. Bunca yolu yapmamız, onca güzel yeri görmemiz gerekiyormuş demek ki. Sabretmemizin armağanı bizi yokuşun bitiminde bekliyormuş.

 

Bakalım burada yaşamak ne zaman kısmet olacak?

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum korkusu nasıl yenilir?
    Doğum korkusu nasıl yenilir?

    Süresi : 02:20 İzlenme : 4279

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 3443

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2712

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1160

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 956

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön