Recep Kavlak

Recep Kavlak'ın aşk mektubu...

Recep Kavlak

Sevgiliye…

 

Sevgi hüzünlenmek midir, yoksa kara kara düşünmek tozpembe hayaller kurmak mıdır?

 

Hasret ateşiyle yanmak, dünyaya bir başka gözle bakmak mıdır?

 

Sevdiğinden başkasını aramamak, onsuz yapamamak mıdır?

 

Nedir bu sevgi…

 

Hayat onsuz neden boştur, neden anlamsızdır…

 

O yoksa neye yarar yaşamak.

 

Şu dünya dedikleri han, koşuşturan insanlar sevgisiz gayesiz neden bir işe yaramıyorlar.

 

Düşünüyorum.

 

Bilemiyorum.

 

Ama benim bildiğim bir şey var. Ben seviyorum. Hem de çok seviyorum. Hayır. Ben sadece sevmiyorum. Deliler gibi aşığım ben. Aklım başımda değil benim. Sevdama hastayım ben. Sensiz yapamıyorum. Sana kavuşmadan seninle hayatı paylaşmadan dinmeyecek bir sızı var içimde. Tarif edemediğim bir sızı bu.

 

Şu gömleğimin altında atan yorgun kalbim senin için atar. Seni anar dilim. Sensiz değildir hiçbir hayalim. Kalbimin derinliklerinde yaşayan bir meleksin sen. Senelerdir söylemek istediğim ama kimseye layık göremediğim ruhumun inceliklerinde ilmek ilmek dokuduğum altın kelimeler senin içindir hep. Senin mutluluğun senin sevgin bir başkadır hayalimde…

 

Ve tüm benliğim kavuşacağı günün hayaliyle yaşar durur.

 

Vuslat anının unutulmaz anlarını nakşeder ellerim…

 

Kalbimde sana karşı duyduğum sevgi senin adınla güzelliğine güzellikler katmaya çalışır. Kelimeler bir başka güzel olur senin adınla. Yazılara bir anlam gelir.  Sensiz yazılar senden bahsetmeyen kelimeler yoktur benim için. Ve ben tüm içten gelen duygularımla tüm benliğimle sana kavuşacağım günü bekliyorum.

 

Vuslat anının hayaliyle yatıp kalkıyorum. Rüyalarımda doyamadığım gül yüzlü sevgilim. Sen benim Leylamsın. Hz. Allah a giden yolda yar ve yardımsınsın. Bir zambak kadar saf temiz ve berrak sevgime layık yegane yaratıksın. Sen bana Allah’ın bir lütfusun.

 

Kaderime yazılmanı temenni ettiğim ebedi aşkımsın.

 

Yüreğim adına çağırdım seni

Bulutlara tutun yağmurlarla gel

Güneşin doğup ta battığı yerden

Yalnız benim olan bir baharla gel…

 

Teselliyi sana varma ihtimali olan sularda ararım hep. Çağlayan suların sesinde aşkımı hissetmen ümidiyle onların sesine ses katma çabamı bir anlasan.

 

Bahar gelmiş. Bütün ağaçlar çiçek açmış bana ne. Sen olmadıktan sonra. Sen bana açtığın zaman benim baharım gelir. Yoksa hep kıştayım ben hep kışta…

 

Artık Beni rüzgârlardan kıskanan kem gözlerden kıskanan geceden gündüzden kıskanan var. Aşkıma nağmeler düzen var. O olmazsa ben yokum ben olmazsam o olmuyor. Her şey karışıyor. Ben mi oyum o mu ben her şey karışıyor. Yollar çok taşlı oluyor. Köprüler bir kuruluyor bir yıkılıyor. Irmaklar ne yana akacağını bilmiyor. Her şey karışıyor.

 

Nereden bilebilirdim gülünce şiirlere şarkılara aşklara konu olabileceğimi. En büyük aşklara tercüman olmak için bir gönülde taht kuracağımı.

 

Vefasız ellerde solacağımı zannederken yüceleceğimi nereden bilebilirdim.

 

Ne yaparsan yap canımın içi ne dersen de senin için kaderin kötü bir cilvesi değilim.

 

Senin için dua etmemde bunu gösterir. Seni sadece kalbinin güzelliği için sevmek başka bir şey düşünmemek. Eğer başka bir şey düşünseydim bu kadar acı çekmezdim.

 

Ama sadece saf bir suya benzettiğim kalbini sevdim. Üzüldüğün zaman üzüntünü paylaşmayı sevdim. Bir zamanlar içimde senin için uyanan sevgim şimdi daha da şiddetli hale geldi.

 

Bir kız olduğun için değil içimdeki bu sevgi, ne bileyim çok tuhaf bir sevgi bu.

 

İstiyorum ki bir inci tanesi gibi karşımda durasın da seni ilelebet seyredeyim. Ruhunu sevdim senin, yüreğini sevdim. Onları bana sunan bakışlarındır, gözlerindir, sesindir, davranışlarındır. Yoksa başka hiçbir yönün ilgilendirmedi beni ilgilendirmeyecekte.

 

Karşılık bekleyerek sevenler…

 

Onlara acıyorum ben. Bir insan bir insanı karşılık bekleyerek severse nasıl sevmiş olabilir ki. Beklediği karşılı alınca sevgisi tükenmez mi?  Bunun adı sadece menfaati sevmektir.

 

Yıllar geçip gidecek ciğer parem. Çok şeyini alıp götürecek senden. Sahip olduğun her şeyi birer birer kaybedeceksin. Ölene değin ve öldükten sonra kaybetmeyeceğin en önemli şey sana duyduğum sevgi olacaktır. Bekle ciğerparem. Zamanın girdabı bunu en iyi şekilde ispatlayacaktır sana.

 

Sen çakıl taşları arasındaki pırlanta gibisin.

 

Küçücük bir kayığım olsaydı keşke. Bir martı misali konsaydın omuzlarıma.

 

Açılıverseydik sonsuzluğun denizine. Kürek çekseydik ebediyen. Omzumdaki güzel martıyla konuşarak, güzel gözlerine bakarak gülümseyişini seyrederek, tatlı sesini dinleyerek yüzdürseydim kayığımı.

 

Yâda bir menekşe olup düşseydin avuçlarıma, ebediyen koklasaydım seni…

 

Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar.

 

Kavuşmak nasıl olmaz mademki ayrılık var.

 

Sevmek. Önceden bu kelimeye inanmazdım. Seninle inandım.

 

Bu sevgi bambaşka.

 

Seni nasıl bu kadar sevdim bilemiyorum…

 

Merak ediyorum nasıl bir sevgi ki bu kutuplar kadar uzağız birbirimize. Ve sen gerçekten sevdin mi beni. Yoksa bir hayal misin, rüya mısın, serap mısın, nesin sen.

 

Bir rüzgâr mısın da şöyle bir esip geçeceksin. Yapraklarını döküp içimdeki duygu çınarının dallarını mı kıracaksın.

 

Nesin sen?

 

Bir ışık demeti misin de Rabbim bu demeti çok güzel yarattığı nadide bir kalıp içinde sundu bana. Bir ayna mısın ki gözlerimi kaybettim içinde ve şimdi ne seni nede kendimi görebiliyorum. Bana gönlünü pencerelerine varana değin açacaksında sonradan esrarlı bir havaya bürünerek kapılarını bile kapatacak mısın yüzüme.

Nesin sen. Gökten avuçlarıma düşen bir damla su mu? Kalbimin yangını bütün hücrelerimi sarınca buharlaşıp kaybolacak mısın?  Sonu gelmez bir heyecan mı olacaksın ki kendi ellerimle hazırlayacağım sonunu.

 

Yoksa gurbet gönlümde yıkılmaz bir kale olarak mı algılayacaktım seni ve sen bir kuştüyü gibi uçup kaybolacaksın gökyüzünde.

 

Bir şiir mi olacaksın ve içimi gizemli mısralarınla dolduracaksın ve sonra her mısra boşluğa mı asılacak. Ve ben yapayalnız kalacağım.

 

Seninle farkına vardım içimin ücra köşelerinin. Karanlıklar içinde bırakılmış onurumuzu kurtarmak için bilendim seninle. Sayende yeniledim adımlarımı. İnce bir alev gibiydin ama o alev bir yığın dinamiti ateşleyecek güçte…

 

Ben nerdesin şimdi demek istemiyorum. Bunu sorduğumda dağlara, yollara, banklara, parklara bakıp hep seni hatırlayacağım. Aşkım benim dünyamı menekşe renginle bürüyüp kayıplara karışma. Dağlar bana acıyarak bakmasın, yollar gözümün yaşlarını silmesin. Sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine yüreğimde ağırlamak istiyorum seni.

 

Beni anla bir tanem. Ne bir ayinden arta kalan duygu kırıntısı ne de lambadan sızan aldatıcı ışıktır sevgim.

 

Aşkım benim. Biliyorsun. Bütün zamanımı kapladığını, seninle nefeslendiğimi, seninle yürüdüğümü, seninle hüzünlendiğimi, yalnızlığımı senin hayalinle giderdiğimi, acılarıma hayalinle karşı koymaya çalıştığımı biliyorsun. Bir çöl gibi dünya. Zaman bileklerime geçmiş ateşten bir kelepçe. Biliyor musun aşkım. Oyuyor içimi bu merhametsiz duygu.

 

Aşk duygusu.

 

Senin için kurmayı düşündüğüm mücerret dünyadan habersiz oluşun ve benim bunu sana düşündürtemem. Ne kadar acı…

 

Başkalarınca ütopik olarak nitelendirilebilecek bir sevgiyle sana nasıl bağlandığımı anlayabilmeni bekleyen biriyim.

 

Bu sevgim ömür boyu sürecek. Bunu sakın unutma.

 

Evet aşkım. Ciğerparem, narçiçeğim. Yüreğin mutlulukla dolsun. Acılar senden uzak olsun. Sesin hiç değişmesin, gülümseyişin hiç eksilmesin yüzünden.

 

Ciğerparem. Bir tanem…

 

Gözlerim damla damla sızarsa yanaklarımdan, hüzün damar damar sararsa gönlümü bil ki sesini duyamadığımdandır. Yalnızlık garip bir kuş gibi yerleşmişse içime ruhumu ıssız köşelere uçuruyorsa can kuşum irkiliyorsam eğer, avuçlarımda bir dağlalesi gibiyse umut sensizlik ateşiyle yandığımı görüyorsan eğer gözlerine bakamadığımdandır.

 

Bakışların ve sesin. Bir sevda yangınıyla doldurdu içimi. Değişen toprağın rengimidir sararan ben miyim bilemiyorum.

 

Sadece şu iki mefhumu çok iyi biliyorum.

 

Çaresizliği…

 

Hıçkırığı…

 

Sana duyduğum bu tertemiz sevgiden dolayı beni suçlamamalı bana kızmamalısın.

 

Bir gör halimi ciğerparem. Eritiyorsun beni aşkınla…

 

Ciğerparem. Yüreğinde bir yer ayırabilsen benim için, nadiren de olsa hayalimi kurabilsen beklemediğim bir anda karşıma çıkıp gözlerimin derinliklerine inerek ruhuma bir gül yaprağı gibi dokunabilsen, bir hissedebilsen gönlümün yarasını…

 

Ruh çiçeğim…

 

Gözlerinin, sesinin ve bakışlarının nasıl esiri oldum bir bilsen…

 

Aramızda engeller ve mesafeler varken  seni sevmek,seni olduğun gibi kabul etmek ne kadar güzel.

 

Doyumsuz bir anımdayım. Sonsuz düşünceler, tatlı hayaller ve özlemini çektiğim günler.

 

Ufuk öylesine çekiyor ki beni. Parlak yıldızlara takılıyor gözlerim. Kara dağların ardındaki hafif gök mavisine takılıyor gözlerim. Mesafeleri zamansız aşıyor hayallerim. Kalbimin derinliklerinde hissediyorum seni. Tek sevdiğimi. Seneler sonrasını yaşıyorum. Mutlu bir geceyi mutlu anlarımızı hayal ediyorum. Seni öylesine hissediyorum ki, öylesine anlıyorum ki…

 

Anlatılmaz hislerle hayaline koşuyorum. Sevgi mi gözlerimle sunuyorum sana.

 

Seni çok ama çok seviyorum.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

İlginizi çekebilecek diğer haberler
  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7214

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2369

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1782

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26045

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5945

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön