Bekar Bahadır – 25

En iyi savunma saldırıdır

Atalay oturdu. Bir Nilay’a bir Bahadır’a baktı.

“Neymiş bilmem gereken şeyler?”

Bahadır eliyle çenesini sıvazladı. Yutkundu.

“Biz Nilay’la kısa bir süre beraber olduk. Ayrıldıktan sonra hiç görüşmedik, haberleşmedik. Bir gün senin evinde karşıma sevgilin olarak çıktı.”

Nilay ilk defa duyduğu bir şeye çok şaşırmış gibi gözlerini kocaman açtı. Kahkaha atarak Atalay’a baktı.

“Delirmiş bu!”

Bahadır devam etti.

“O beni hiç tanımamış gibi yapınca, ben de onu tanımıyormuşum gibi davrandım. O gün sana bunu söyleyebilirdim belki ama vazgeçtim. İlişkiniz belki iyi gidecekti, baştan bozan kişi olmak istemedim.”

Bu son sözleri söylerken gözlerini kaçırdı, çünkü gerçek değildi. O gün Atalay’la konuşmak aklına bile gelmemişti.

Atalay, gözlerini Nilay’a dikti. Bahadır’ın bu beklemediği çıkışı karşısında afallayan Nilay, inkârda ısrarlıydı.

“Yalan söylüyor!”

 

Atalay, Bahadır’a sordu.

“Nerede tanıştınız?”

“Şu benim kafede.”

“Ne zaman?”

“Olmuştur iki ay.”

Bahadır dudaklarını büküp teyit etmesini bekler gibi kendisine dönünce Nilay

“Yeter!” diye eliyle masaya vurdu.

“Atalay! Bütün gece bu saçmalıkları mı dinleyeceğiz? Gidelim.”

Ayağa kalkıp çantasını aldı, ancak Atalay yerinde oturup onu izlemekle yetindi.

“Görmüyor musun senin işlerini engellemeye çalışıyor.”

Bu sefer gülen Bahadır oldu. Nilay’ın iş konuşurken kullanmayı pek sevdiği sözü tekrarladı.

“En iyi savunma saldırıdır! Değil mi Nilay?”

 

Atalay ikisini hiç konuşmadan izledi. O da bu sözü sevgilisinden duymuştu. Bir dönem beraber olduklarının kanıtı olarak kabul edebilirdi, fakat daha güçlü bir delile ihtiyacı vardı.

“Bahadır, bir sorum var. Nilay’ın seni tehdit etmek istediğini söyledin.”

“Evet.”

“Neyle tehdit edecekti seni?”

“Beni vergi dairesine şikâyet etmekle.”

“Neden?”

“Kişisel bilgisayarımdan bilançolarıma erişmiş. Sadece benim ve muhasebecimin bildiği tablolara. Sen de yabancısı değilsin bu durumun. Her şirket sahibi gerçek kayıtları kendine saklar.”

 

Nilay, bir adım atıp Atalay’ın yanına geçti, elini onun omzuna koydu.

“Senden iyi senarist olurmuş Bahadır! Atalay kalk gidelim, kendi kendine konuşmaya devam etsin.”

“Benim birkaç sorum var Bahadır’a, sen istersen git. Neden böyle bir yalan söylediğini anlamak istiyorum.”

“Nilay seni neden bununla tehdit etsin ki?”

Bahadır derin bir nefes aldı, yere baktı. Başını kaldırıp cevap verdi.

“Çünkü ben de onu tehdit ettim.”

“Neyle tehdit ettin Nilay’ı?”

“İlişkimiz sürsün istiyordu. Ben ayrılmak istediğimi söyleyince, bana ‘Yabancı müşterilerine yeni tedarikçi bulmamı ister misin?’ dedi. Ben de ona dedim ki: ‘Üzerinde jartiyerle powerpoint sunumu hazırlarkenki hallerini üniversitedeki arkadaşların, hocaların, bölüm başkanın, dekanın, rektörün görsün ister misin?’”

 

Atalay, omzundan tutarak beraber gitmekte ısrar eden Nilay’ın elini tutup itti.

“Bunların hiçbiri önceden tanıştığınızı, beraber olduğunuzu kanıtlamaz.”

“Atalay, Nilay’ın benim büyük müşterilerimi sana bağlaması normal mi sence? Ofisimin üst katına taşınmanı istemesi? Hiç mi şüphelenmedin?”

“Senin müşterilerini bana bağlamadı ki... Bu sana kazık atmak olur.”

“Yapma Atalay, bilmiyor musun yani sana bulduğu yeni müşterilerin, aslında benim müşterilerim olduğunu? Senin de isimlerini bildiğin şirketler bunlar.”

“Nilay bana sadece çok iyi bağlantıları olduğunu, ön görüşmeleri kendisinin yaptığını, beni de haftaya onlarla tanıştıracağını, güzel sürprizleri olduğunu söyledi.”

“Evet, benim en büyük müşterilerimden bahsediyor.”

 

Nilay,

“İyice saçmalıyor” derken Atalay sözünü kesti.

“Bahadır, Nilay’ın senin müşterilerini benim şirketime bağlamaya çalıştığını bana şu an kanıtlayabilir misin?”

Bahadır telefonunu aldı. Kayıtlı isimlerden birini aradı. Hoparlörü açıp müşterisiyle konuşmaya başladı. İki ay kadar önce beraber yemek yedikleri Nilay’ı hatırlayıp hatırlamadığını sordu. “Şu güzel, akıllı, çerçeveli gözlüklü kadın... Üniversitede doçent... Evet, geçen gün beni aradı, cazip bir teklifi olduğunu söyledi” cevabı üzerine Atalay’a baktı.

 

Nilay, Bahadır’ın bu kadar ileri gideceğini aklının ucundan bile geçirmemişti. Artık inkâr edeceği bir durum kalmamıştı. Hiçbir şey söylemeden restoranı terk etti.

 

 26. ve son bölüm 27 Temmuz 2018 Cuma günü HTHayat'ta!

 

Diğer bölümler

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön