Sunî sorunlarla gerçek sorunları ayırabilsem keşke

Sunî sorunlarla gerçek sorunları ayırabilsem keşke

 “Rahatsızım, soğuk almışım, çok yorgun hissediyorum kendimi, bu hafta gelmeyeyim. Elinizde benim kahvelerden yeterince var. Lazım olursa takviye yaparım” dedim.

“Tabii, nasıl istersen. Bir şeye ihtiyacın olursa lütfen söyle” dedi.

Teşekkür ettim.

 

Cumartesi kahvaltısından sonra bir süre Müfit’i görmek istemediğimi fark ettim. O akşamı zor ettim. Yakınlaşmak istemiyorum onunla. Gözlüğünden topuklarına kadar üzerinden marka damlayan, kibirli, küstah ve çok güzel olduğunu söyleyemeyeceğim bir kadınla üç yılı nasıl geçirdiğini bilmeye ihtiyacım var. Hayır, bu başkasının geçmişinde kaybolmak değil. Ortada bir çelişki var ve ben bu çelişkinin sebebini bulmak, anlamak zorundayım. Bunu anlayıp ikna olmadan Müfit’le beraber olamam.

 

Akşam Ertan yemeğe geldi. Onunla konuştuk biraz.

 

“Aslında doğru yapıyorsun. Yeni ayrılmış, ayrıldığı kişiye öfkeli bir erkekle hemen ilişkiye başlamak bence de doğru değil.

“Sence neden kendi karakterinin tamamen zıttı karaktere sahip biriyle beraberdi?”

“İnsan kendi kopyasıyla beraber olamaz ki Sinem.”

“O zaman şöyle sorayım Ertan. Karşı olduğu karaktere sahip, bu tip bir karakterin davranışlarını sergileyen biriyle beraberdi üç yıl boyunca. Neden? Nasıl?”

“Bir örnek ver.”

“Empati yap Ertan. Sen semt pazarından gömlek alıp giyiyorsun, beraber olduğun kadının gözlüğünün yanında nal gibi markası parlıyor. Bu kadınla nasıl üç yıl geçirebilirsin?”

“Yani... Eğer beraber yaşamaya niyetim yoksa, yatakta iyi anlaşıyorsak gider gittiği yere kadar.”

“Nasıl ya! Bu kadar mı! Sırf güzel sevişiyorsun diye üç yıl beraber olur musun bir kadınla?”

“Eğer talepkâr değilse, sakin sakin kendi evlerimizde yaşayıp gidiyorsak... Yani...”

“İyi de Müfit bu kadının en yakın arkadaşı olan erkekten huzursuzmuş, kadını fazla umursamıyorduysa o niye?”

“Bak ikimiz de bilmiyoruz ilişkilerinin detayını. O kadar derine dalmaya gerek yok bence. Belki de Müfit senin düşündüğün kadar düzgün biri değil, belki de onu gözünde fazla büyütüyorsun. Olamaz mı?

“...”

“Yani adam kafedeki elemanlarıyla arkadaş, sigortalarını tam ödüyor diye onun mükemmel olduğunu söyleyemeyiz ki. Başka defoları vardır, sen şu an diğer yanlarına hayran olduğun için bu defoları görmüyorsundur.”

“...”

“Belki Müfit, sosyal statüsü kendi sosyal statüsünden yüksek biriyle beraber olmaktan memnundu. O tipte bir kadınla beraber olmak, ona kendini değerli hissettiriyordu. Sen ne bu adamı ne de kadını tanıyorsun. Belki adam orta halli bir ailede yetişti, kız da öteden beri varlıklı, markası şakaklarında nal gibi parlayan gözlükten başkasını kullanmayı bilmiyor.”

“Öyle mi diyorsun?”

“Öyle demiyorum Sinem. 'Belki' diyorum. Bilemezsin. Bir de şu var. Sen bu adamı çok çekici bulsan, bu sorular sana engel olmaz.”

 

Ertan devam ederken cep telefonuma mesaj geldi. Atila demiş ki:

“Geçen yıl bu zamanlar ne güzeldi. Sevgimiz yeni yeşeriyordu. Nasılsın?”

Yüksek sesle okudum, yüksek sesle güldük. Yazarken sadece bizim gördüğümüz bir cümleyi, sadece yazdığımız kişi okuyor zannediyoruz, sonra da üçüncü bir kişinin eğlencesi oluyoruz.

“Göle maya çalıyor işte, tutmayacağını biliyor ama... Ya tutarsa.”

Ertan lafını yeni bitirmişti ki, bir mesaj daha geldi.

“Mayaya devam” diye alay ederek telefonumu aldım.

Fakat bu seferki Atila değil, ev sahibimdi.

“Size yarın resmî olarak mektupla da bildireceğim. Oturmakta olduğunuz daireye kendim taşınacağım. Ay sonunda evi boşaltmanızı rica ediyorum.”

 

Kalakaldım. Oturduğum evi, sokağı seviyorum. Hem de çok. Nereye gideceğim şimdi? Nasıl ev bulacağım? Ağlayasım geldi.

“Sinem dram yaratma. Buluruz bir ev, merak etme. Nerede, nasıl bir dairede oturmak istiyorsun? Kaç metrekare? Kaç oda? Yine iki artı bir mi? Kirası nasıl? Duruma direnme, bunları düşün. Hemen bu gece değil. Yarın. Tamam mı?”

 

Ertan gittikten sonra uyku tutmadı. Pencere kenarına oturdum. Yarım saat öncesine kadar en büyük derdim, Müfit’in eski sevgilisiyle beraber olma nedenini bulmaya çalışmaktı. Şimdi gerçek ve somut bir sorunum var. Ev arayıp bulmam, taşınmam lazım.

 

Sunî sorunlarla gerçek sorunları ayırabilsem keşke.

 

64. bölüm 6 Kasım 2018 Salı hthayat.haberturk.com’da...

 

 

Diğer bölümler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    02 Kasım 2018 Cuma 15:21

    bölümleri çok kısa yazmaya başladınız haftada sadece 2 bölüm yayınlıyorsunuz ve bunlar kısacık ! bu haksızlık kusura bakmayın bölüm bekleyen bizlere adaletsizlik görmezden gelezlik !!! ayıp ediyorsunuz..!!! bölümler daha uzun olmalı yada sık yayınlamalısınız.

    Cevapla

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön