Bakmayı biliyor muyuz?

Bakmayı biliyor muyuz?

Etrafınızdakileri görenlerden misiniz, yoksa bakanlardan mısınız? Görmek, herhangi bir sağlık sorunu yoksa gözümüzün bizim irademiz dışında yaptığı bir eylemdir. Oysaki bakmak, bakmayı bilebilmek… İşte burada işin rengi değişiyor. Bakmayı bilmiyoruz!


Bakmak tamamen bizim irademiz dahilinde, beynimize gönderdiğimiz iletim sinyaliyle olabilen bir olgu… Gün içinde ne kadar çok şey görüyoruz… Araba, çiçek, böcek, arkadaşımız, ailemiz… Görüyoruz da görüyoruz. Bir sürü varlık, nesne geçiyor gözümüzün önünden dizi dizi. Ama durup anlamlı bir şekilde bakmıyoruz. Beynimize yazmıyoruz. En basit haliyle ondandır ki her gün önünden geçtiğimiz bir yeri farkedemeyişimiz ve hasbelkader bir adres sorulduğunda tarif edemeyişimiz (bakmıyoruz çünkü).


Ne zaman sevdiklerimizin gözlerine, yüzüne onu anlamak için şöyle derin derin baktık?

Her gün gördüğümüz insanların saç rengi değiştiğinde, bu kişiler kilo verdiklerinde veya gözlerine hüzün oturduğunda bunu görmeyişimiz bakmadığımızdandır işte...


Hepimizde bir dağınık ruh hali, bir koşuşturma, bir dikkat dağınıklığı, bakmayı unuttuk. İşte biz insanoğlu "bakmayı" unuttuğumuzdandır ki artık yüzeysel ilişkiler yaşıyoruz. Dostluklar kalmıyor. Hatır, gönül, vefa bitiyor. Bakmadığımız için kalbe inemiyoruz. Sonra, hep karşımızdakinin bizi anlamadığından dem vuruyoruz. Bağırıyoruz, küsüyoruz ama hata nerde bulamıyoruz. Bilmiyoruz ki hata, bakmayı bilmeyen, aslında en anlamlı yerde…


Gezdiğimiz, gördüğümüz yerleri unutuyoruz. En son ne zaman tarihi bir yapıtın önünde durup güzelliğini inceledik? Gördük ve geçtik.


Herşeyi bir kenara bırakın, aynanın karşısına geçip kendimize bile bakmıyoruz. İşte bu yüzden depresif, mutsuz ve stresliyiz, gerginiz. Çünkü biz insanoğlu derine, ruha inmeyi bilmiyoruz. Denizin maviliğine, yaprağın yeşiline bakıp mutlu olmayı unuttuk. Sevdiğimizin gözlerine bakıp onun gözlerinde kendimizi görmez olduk.


"Görmek ile bakmak" arasındaki o ince çizginin ayrımına vardığımız anda sihirli bir değnek değeceğine inanıyorum. İşte o zaman dünyanın nimetlerinin farkına varacağız, tabiatın getirdiği güzellikleri göreceğiz. Karşımızdaki insanın gözlerinin içinde hüznü, sevinci veya aşkı yakalayabileceğiz.


Haydi hep beraber önce kendimize, sonra tüm dünyaya bakıyoruz…

 

Hep en iyisini görebilmek dileğiyle...

 

Ferah Uzundurukan

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5128

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3141

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 850

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 543

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2401

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön