Yeni bir ilişkiye başlamak

Yeni bir ilişkiye başlamak

Yetişkin hayatımın yarısını uzun ilişkiler içinde geçirdim. Hiç ‘yalnız’ olmadım, eşlik eden birisi olmadan yaşamak nasıl olur hiç düşünmedim. Sonra bu uzun ilişki döngüsünden usul usul çıktım ve süreç uzun sürmesine rağmen, sanki ‘bir anda’ kendi yalnız versiyonumla tanıştım. (Şurada anlatmıştım tek başımalığımı.)

 

Ne acayipti!

 

Aradan bir sene geçti, o bir senede birileriyle flört edildi, bolca gezildi, eşle dostla zaman geçirildi. Flörtlere itinayla ‘ilişki istemiyorum’ açıklamaları yapıldı, isteyeninden yavaşça kaçıldı. Ne güzeldi! Arada sırada düzenli olarak bir şeyler paylaştığım bir ‘eşim’ olmasını özlüyordum tabii ama aramıyordum.

 

Sonra birisi geldi. Daha ilk gece yalnızlığımızı ne kadar sevdiğimizden, ilişki yaşamak istemediğimizden konuşup içimizi rahatlatmıştık. “Aman aşık olma!” şakaları yapılmıştı.

 

Tabii öyle olmadı. Öyle olmadığı bir zaman hep olur. Üçüncü görüşmemizde adam ilan-ı aşk etti, ben de nasıl olduysa kaçıp gitmedim.

 

Birbirimizi anladığımızı ve iyi zaman geçirdiğimizi düşünüyordum. Ben ona aşık değildim, onun bana aşık olmasında da bir mahsur görmüyordum. Bazı özelliklerini hiç sevmiyordum, o da benim bazı yanlarımı hiç onaylamıyordu. Ama bir şekilde her hafta sonu bir araya gelir, uzun yolculuklara çıkar olmuştuk. Bazen el ele dolaşıyorduk, bazen günlerce birbirimize dokunmadığımız oluyordu.

 

Fena değildi.

 

Belki de açık ilişki denilen şeyin sırrını çözecektik beraber. Birbirimize bağlanmadan, bağımlı olmadan bir arada olabilmeyi keşfedecektik. Uzun uzun konuşuyorduk. Her şeyden konuşuyorduk. Filmler izliyor, sevdiğimiz şarkıları açıyorduk. Birine karşı bu kadar açık olmayı ilk kez deneyimliyordum. Sevdiğim, sevmediğim her şeyi açıkça dile getiriyordum. Sonuçta dürüstlük ve sakinlik dünyanın en önemli şeyleriydi, birine karşı dürüst ve sakin olursam hiçbir sorunumuz olmamalı diye düşünüyordum.

 

Yine öyle olmadığı zamanlardan birine denk geldi. Öyle olmadı. Açıkça ona aşık olmadığımı, ona sadık olmak istemediğimi, ondan hoşlandığımı ama bazı özelliklerinden rahatsız olduğumu söyledim. O da ne diyeceğini ve bu açıklıkla ne yapacağını bilemedi. Ben de onun aşkıyla ne yapacağımı bilemedim. Birbirimize kızmaya başladık.

 

Yıllarca ilişkiler içinde olunca ikili olma mevzusunu çözdüğümü sanmıştım. O da öyle değilmiş. Kızdığın, zarar verdiğini gördüğün birine ‘git’ demek de öyle bir günde olmuyormuş. İlk iki ayı birbirimizi dinleyip keşfederek, son iki ayımızı da birbirimize kızıp söylenerek geçirdik.

 

“Seni mutlu etmiyorsa git diyeceksin, o kadar!”

 

Dünyanın en net, en açık, en mantıklı ilişki tavsiyesiydi ve her fırsatta söylemeyi ihmal etmiyordum. Ama beni mutlu etmediğini apaçık gördüğüm bir ilişkiye, ilişki olduğunu bile henüz kabul edemediğimiz o birlikteliğe, bazı özelliklerini hiç sevmediğim ve beni mutlu edemediğinden emin olduğum o adama öyle pat diye git diyemedim.

 

Çünkü bir ilişkide olmanın konforunu çok özlemiştim. Çünkü düzenli seks yapmak hoşuma gidiyordu. Çünkü birinin bana aşık olması da hoşuma gitmişti ve etrafımda olup beni şımartması da güzel bir şeydi.

 

Bunlar sadece düşüncesiz, sığ kadınların yapacağı şeyler diye düşünmüş olmalıyım ki, bunun böyle olduğunu anlamam için de uzun bir süre görüşmememiz gerekti.

 

Şimdi gitti, keyfim iyi ama hiç yoktan bir yara daha aldım gibi hissediyorum. Gerekli bir yaraydı. İlişki istemek ve istememek gibi bir netliğin benim için mümkün olmayacağını, yeni biriyle ilişkiye başlamanın öyle delice kontrol edebileceğim bir süreç olmadığını ve ‘evet! İşte bu! Bu adamla kalmak istiyorum!’ demediğim müddetçe kimseyle kalmamam gerektiğini öğrendiğim bir süreç oldu.

 

Yeni ilişkiye başlamak hiç kolay değil. Biraz hoşlandığın biriyle açık bir ilişki kurmak da kolay değil. Açık ilişki, adı üstünde. Öyle sadece gidip canın istediğinde başkalarıyla sevşiebileceğin bir ilişki türü olarak değil, iki tarafın da birbirine alabildiğine açık olabildiği bir ilişki modeli olmalı açık ilişki. Açıklıklarımızdan gücenmediğimiz, aşkın öfkeye dönüşmediği, yaralarımızı görüp saygı duyduğumuz bir versiyonu olmalı.

 

İlişkide olmanın alternatifi yalnız olmaksa, bu iki durumun da en kaliteli, en verimli versiyonlarına niyet etmeli. Neticede bunu kimse benim için yapmayacak ve ben kendime özen gösterebildiğim kadar birine ve bir ilişkiye özen gösterebileceğim.

 

Bakalım zaman ne gösterecek...

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 224

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 1670

  • Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?
    Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?

    Süresi : 00:55 İzlenme : 1395

  • Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?
    Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?

    Süresi : 01:37 İzlenme : 3154

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 1279

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön