Yaşanılan şeyin güzelliğini yaşarken fark edebilmek

Yaşanılan şeyin güzelliğini yaşarken fark edebilmek

Hayat konusunda sınırı belirlemek önemli, yoksa hepsi birbirine karışıyor, alma verme dengesi olmayan insanlar da çuvallıyor.

 

Hepimizin zaafları var, hepimiz bir nevi tutsağız. En vurdumduymaz görünenler ise çoğunlukla en çok zaafı olan insanlar oluyorlar.

 

Beş duyun ile öğretilmiş bilgi ve inançlarının kalıplarında olması gerektiği gibi yaşadığını zannedersin. Yaşamına ölçüler koyduğun zaman ölçü değişmese de sen değiştiğini zannedersin oysa değişen sadece yarattığın kalıplardır.

 

Kendisiyle kavga eden insan kaybeder; bu kaçınılmazdır. "Kim ne yaparsa kendisine yapar" diye boşuna dememişler, insanın en büyük düşmanı yine kendisidir.

 

Beklentilerden vazgeçtiğin an güçlü birisin, bizi zayıf düşüren genelde beklentilerimizdir. Ne kadar yolu yordamında yürüsen de hayatın virajı çok bazen köşeyi dönebilir, bazen çıkmaz sokağa girebilirsin.

 

Bazen amacımız, başarısızlık; umudumuz, hayal kırıklığı getirebilir. Umudun varsa amacın da vardır, o amacı gerçekleştirme umudu vardır. Hangisini kaybedersen diğeri kendiliğinden gider. Umutlarımıza tutunarak yaşamaya devam ederiz, kimi zaman acı versede yola devam etmek için bizi bileyen en keskin ilaçtır umudunuz. Tabii, bunlar kişinin kendi ruhunda bulduğu umut için geçerlidir. Kişinin kişiye verdiği umut ise bekleyiş süresince ızdırap ve işkencedir. Umudu verip yapmayan ise vicdani duygulardan yoksun acımasız bir varlıktır. Umut özgüvendir, insanları besleyerek hayata bağlar; umutsuzluk ise çaresizlik zindanında karanlıkta yok olmaktır. Hayal edebilen her insan umut da eder.

 

Hayat elimizden kayıp gitmeden yaşanmalı, yarın çok geç olabilir. Zamanı boş ve saçma şeylerle harcadık, ziyan oldu onca yıllar ama yine de nefes aldıkça umut her zaman vardır.

 

Hülya Çakıcı

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön