Telafi hakkı nedir ve nasıl kullanılır?

Naciye Kavas

Telafi hakkı nedir ve nasıl kullanılır?

“Ya hep ya hiç kuralımızı” gözden geçirmeye ne dersiniz?

 

Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum, tek istediğim yorganımın altına girip sahaba kadar oradan çıkamamak. Dişimi fırçalamadım, istemiyorum ya, her gün dişimi fırçalamak istemiyorum. Babamın da dediği gibi ben pasaklı biriyim.

 

Pazar akşamları hariç, tam on beş gündür aksatmadan her akşam 45 dakika yürüyorum fakat bugün ayakkabımı giyecek bile güç bulamıyorum kendimde.  Annem demişti “birkaç güne bırakırsın, boşuna uğraşma” diye.  Haklı, ben tembel bir insanım.

 

Kahretsin, dolmuş şoförüne dur dedim hala gidiyor, şu indireceği yere bak, yürümem gerekecek. 

 

Şu garsona sinir oldum; yahu ben peynirli omlet istedim, peynirli maydanozlu omlet istemedim ki.  Bu nasıl iş yapmak, dışarıda millet iş arıyor, sahip olanlar ise bunu ne biçim kullanıyor. 

 

Artık insanları beklemekten bıktım. Ya arkadaş, madem gecikeceksin haber ver ya da niye erken çıkmıyorsun? Bu resmen saygısızlık; ağaç oldum, ağaç.

 

Biri daha bindi asansöre, onu sitede hiç görmemiştim.  Ya “günaydın” dedi ve ben mal gibi bakakaldım, şimdi benimle ilgili ne düşünecek kimbilir.  Ablam haklı, ben içine kapanık biriyim, benden adam olmaz.

 

Bu ne berbat gün böyle; tam her şey yolunda derken müdür bir soru sordu ve cevaplayamadım.  Hayır, cevaplayamadın, bari heykel gibi kalma önünde, “bilmiyorum, öğrenirim” de geç.  Of, lastiği de sürttüm, ya ne bela bir gün…

 

Telafi” diye bir hakkımız var fakat bundan bihaberiz.  Haydi, bu hakkımızı kullanalım:

 

“Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum...”

Yatarken dişimi fırçalamayacağım fakat sabah kalkar kalkmaz diş ipimi de kullanarak temizliğimi yapacağım.  Ben pasaklı bir insan değilim ama bugün pasaklı davranmayı seçiyorum.

 

“Neden hep böyleyim...”

Canım yürüyüş yapmak istemiyor. Bugün tembellik yapmaya ihtiyacım var ve bu hafta Pazar günü de yürüyüş yaparsam düzenimi bozmamış olurum.

 

“Kahretsin, dolmuş şoförüne…”

Hay Allah, oysa ki çok önceden uyardım duracağı yeri fakat yine de unuttu.  Neyse, dün Sema aramıştı, günler o kadar koşturmalı geçiyor ki kıza bir türlü geri dönemedim. Hazır yürüyorken bir arayayım.

 

“Şu garsona sinir oldum…”

Ama ya, iyi ki bir sabah da dışarıda kahvaltı yapalım dedik, ne vardı sanki istediğim gibi peynirli omlet getirselerdi, bu maydanoz da nereden çıktı şimdi? Hım, yalnız bunun tadı çok iyi, maydanoz ne kadar fark ettiriyormuş.

 

“Artık insanları beklemekten…”

Bak ya, kök salacağım şimdi burada, daha da bekleyecekmişim.  Ben de insanları izleyeyim bari, bu kadar insanı bir arada görmüyorum her zaman. Bir çift kavga ediyor; klasik kadın erkek farkı. Yani, kız “git buradan” diyor fakat erkek gitmeye yeltenince “hoop nereye?” oluyor, hahaha, kadınları anlamak zor zanaat.  Ali gelince bu konuyu bir deşelim.

 

“Biri daha bindi asansöre…” 

Dalgın bir anıma geldi ve yabanilik gibi oldu.  İnme vakti de geldi, ben de iyi günler dileyeyim.  Ben içine kapanık biri değilim, sadece bazen düşüncelerime çok odaklanıyorum.

 

“Bu ne berbat gün…”

“Gelince, her şey üst üste gelir” derler.  Önce arabayı halledeyim sonra evime gidip dinlenmek istiyorum.  Yarın sabah erkenden işe gider, bugünkü konuyu araştırırım.  Evet, bilmiyorum ama öğreneceğim.

 

İnanıyorum ki her zamankinden farklı düşünüp davranırsak, her durum ve her olay için telafi hakkımızı kullanabiliriz.

 

Telafi sınavlarınızda başarılar diliyorum.

 

Naciye Kavas

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön