Karşımda İstanbul

Burcu Süerkan

Karşımda İstanbul

Bu sabah kendime bir çay demledim. Sonra şöyle güzel bir kahvaltı hazırlayıp hepsini doldurdum tepsiye. Camın kenarına geçip şehrin en güzel manzarasını da karşıma alıp serildim masaya. Günlerden hafta sonu ya, bugün yavaş yavaş yudumlayacağım çayımı.

 

İnsanlar kapılarını usul usul kapatıp kendilerini yollara atmaya başladılar bile. Şehrin koşturmaca saatleri başlıyor olsa gerek. Kimi uykulu, kimi düşünceli, kimi çatık kaşlı yürüyor adım adım. Sabah sesleri nasıl da tırmalıyor insanın kulaklarını, çoğu coşkulu, bazısı sert. Kuş cıvıltıları bunlar. Gökyüzünde sağdan sola dolanmaya başladılar bile. Ne de tatlı tatlı yarışıyorlar birbirleriyle. Aralarına karga karışmış; az önceki sert ses ondan geliyor olmalı.

 

Gökyüzünde tek bulut yok bugün. Ne güzel. Güneş birazdan kavurmaya başlar. Çok geç olmadan tadına varmalı bu inceden esintili sabah rüzgarının. Yazın en güzel saatleri bunlar. Öğleyi vurunca saatlere, kavurucu sıcaklar çöküyor İstanbul’un tepesine.

 

Aman allahım! O ne tatlı bir köpek. Beyazlı, turunculu, kocaman da kulakları, minicik patileri, tellerin arasından geçmeye çalışıyor. Ayağını atıyor, olmuyor, çekiyor. Sonra kafasını uzatıyor. Ne yapsa çıkamıyor. Fena sıkışmış olsa gerek. Biri yetişiyor imdadına. Kurtarıyor onu. Nasıl mutlu, nasıl teşekkür ediyor kadıncağıza, görseniz gülersiniz haline.

 

Sokaklar iyice dolmaya başladı. İnsan kalabalığına bir de araçlar eklendi. Duranlar, korna çalanlar. Nasıl da telaşlı telaşlı sürüyorlar arabalarını; anlamak mümkün değil. Bu acele niye?

 

Kumsalda olmak vardı şimdi. Denizde şöyle bir serinlemek, tuzlu sudan çıkınca da güneşlenmek. Deniz keyfi başkadır bu şehirde. Kim ne derse, desin. Boğazın o muhteşem manzarasının bir ucundan diğer ucuna uzanan mavinin tonu yoktur başka memlekette. En yüksek tepesine ayak bastın mıydı, değmeyin gözünüzün renk cümbüşünün verdiği mutluluğa. Bir tarafı galata kulesi, diğer tarafı kız kulesi. Bir simit parçası sana, diğeri uçuşan martıya bayram. Gel de git, bırak bu şehri. “Bunu nereden çıkardın şimdi Burcu?” demeyin. Hepimizin terk edesi vardır bu şehri. Ehh, yüreğimizden saklamayalım bari. Haydi, haydi, çekinmeyin, itiraf edin!

 

Galata köprüsünde balık tutanlara rastlarsın adım attıkça. Durup soluklanmak için ilişirsin bir yere, eski bir pikap çalar. Seni alıp götürür. Bazen olmak istediğin bazen de senin kaçtıklarını bulup getirir gözlerinin önüne de yaşatıverir o anki gibi. İrkilip kendine geliverirsin de denizden çıkan lüfer çarpar yüzüne oltadan.

 

Sevdiğin varsa bu şehrin çatıları altında ve yanıyorsa lambası her akşam sen kapıyı çaldığında; mutlu olmayı bilmeli. Doya doya yaşamalı bırakmamalı o eli. Gün batıp da şehri sardıysa karanlık, sere serpe uzanmalı yıldızlarının altına. Sabah mı olacakmış, hiç düşünmemeli. Kayan bir yıldız da varsa gökte, varsın geç olsun biraz sabah. “Geç aydınlanıversin gün bazen” demeli.

 

Demeli de ee, benim çayım soğudu. Eee, kim, kim dolduracak çayı bana? Burcu kalk, kalk, demlik seni bekler.

 

Burcu Süerkan

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
15
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    05 Ağustos 2018 Pazar 07:16

    Duygu yuklu...tebrikler...

    Cevapla
  •  
    03 Ağustos 2018 Cuma 14:52

    Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş başarılarının devamını dilerim.

    Cevapla
  •  
    01 Ağustos 2018 Çarşamba 10:20

    Ne güzel anlatmışsın ağzına sağlık istanbul'a götürdü beni...

    Cevapla
  •  
    31 Temmuz 2018 Salı 19:38

    sanırım istanbul daha iyi anlatılamazdı.tebrikler

    Cevapla
  •  
    31 Temmuz 2018 Salı 15:05

    Ahhh İstanbul! nede güzel satırlar yazdırıyorsun.

    Cevapla
  •  
    31 Temmuz 2018 Salı 11:24

    Okurken resmen yaşadım anlatılanları emeğe sağlık güzel bir yazı olmus????

    Cevapla
  •  
    31 Temmuz 2018 Salı 10:04

    İstanbul'u terk edemiyorum yazıdan sonra ne sıcacık yazı

    Cevapla
  •  
    30 Temmuz 2018 Pazartesi 19:33

    Eline yüreğine sağlik

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 23:19

    Nasıl da güzel bi hafta sonu. Tıpkı senin güzel yüreğin gibi. (Ozlmaktrk)

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 18:56

    Nasıl özledim istanbul’u... Yazı da ne güzel anlatmış...

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 17:32

    ellerine yüreğine sağlık çok içten ve güzel olmuş ????

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 12:51

    Yine döktürmüşsün arkadaşım duygularıma tercuman oldun.son paragraf beni benden aldı adeta :)

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 12:30

    Roman tadında enfes anlatım şekli ellerine yüreğine sağlık.

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 12:17

    bayılıyorum burcu hanım yazılarınıza zevkle okuyorum başarılar devamını bekliyoruz

    Cevapla
  •  
    27 Temmuz 2018 Cuma 11:51

    Ah istanbul hırçın şehir istanbul ne senden gidebildim nede kurtulabildim ama seni genede herhalinle sevdim istanbul... E.lapcin

    Cevapla

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön