Ben hala bıraktığın yerdeyim

Ben hala bıraktığın yerdeyim

"Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim" demiş şair… Oysa ben senden yalanlar duymak istememiştim. Gerçek sandığım onca şeyin yıkılmasını izledim kenara geçip. Kendi ölümünü seyretmek gibiydi belki… Yalanla gerçek, hayalle rüya, ölümle yaşamak iç içe girdi günlerce. Ağlamak, sessizce feryat etmek dindirmedi aldatılmışlığımın acısını. Oysa alışkındım kırılmaya ama inanmıştım sana. İlk kez beni düşünen birinin varlığının yalancı sarhoşluğunu yaşadım. Sevmek istedim, doyasıya sevmek… Çok sevilmek değildi ki derdim, artık beni gerçekten düşünen biri vardı (en azından öyle olduğunu düşündüm). Savunmasızdım karşında, içimdeki tüm boşluğun en yakın tanığıydın sen. Derdimi anlattığım, yanında ağladığım her zaman bana nazik ve düşünceli davranan senden beklemiyordum. Çok mu özel kılmıştım seni, gereğinden fazla mı değer biçmiştim sana bilmiyorum… Seni kaybetmemeyi dilerdim… Tüm bu yaşananlar olmasaydı da sen yine benim en yakınım olsaydın… Elimi uzattığımda tutacağını bildiğim güvendiğim insan olarak kalsaydın. Şimdi sen, benden nefret ederken yine soruyorum kendime "Ben nerde hata yaptım?" Nerde hata yaptım ki işleri bu hale soktum; nerde hata yaptım ki bu kadar yalana kandım; kendimi küçük düşürdüm, başka bir insana nasıl dönüştüm? Ne kadar basittim oysa ben mutsuz, aşkı arayan, kendini arayan bir kadın… Kör kuyudan tam çıkacakken çıkageldin karşıma. Bir anda aydınlandı dünya sonra… Sonrası daha da karanlık. Bitmeyen kocaman karanlıkta tek başıma bıraktın beni. Madem başlamıştın bir işe bıraksaydın akışına kendiliğinden sönseydi içim izin vermedin, hep yasaklar koydun bana. Koşarak uzaklaşmak istedin. Kurtulmak bir beladan, musibetten kurtulmak gibi… Nasıl hissettirdiği hakkında fikrin bile yoktu belki. Şimdi ben nasıl dönerim eski halime uzun zamandır aradığım aşkı en yasak, en imkansız kişide bulmuşken, nasıl uyanabilirim güneşsiz karanlık sabahlara? Nasıl yavaş yavaş çürüyüşümü izlerim? Kimselere anlatamazken derdimi, konuşmanın bile yasak olduğu bu sevgiyi yaşamak için, sana inandığım için nasıl küsmem kendime. Oysa senin için "düşlerim" demiştim. Düşeceğini bilmeden gözlerimden. Tanıdıkça kaybedeceğimi hiç hesaba katmadan sadece yaşamak istedim seni.

 

Benim için başlamıştı her şey oysa ki, benim için devam edebilseydin o zaman. Şimdi gerçek bir iyiliğe ihtiyacım varken nerdesin peki? Bunca acıya gebe bırakıp gittin de bunu hak edecek ne yaptım? Ne yaptım da söndü tüm ışığım, ne yaptım da asla sevmeyi hayal edemeyecek hale geldim. Şimdi pişmansın biliyorum ama isterdim ki hatanı telafi edecek gücün olsun, yine kaçarak bırakma beni boşlukta. Yine sadece kendini düşünerek kurtulmaya çalışma, beni de kurtar. Beni de kurtar ki tekrar döneyim hayata. "Dikkat et kendine" diyerek gittiğin dağıttığın hayatımı sen topla. Sebebi sense tüm bu yaşananların, acısını tek başıma yaşamak zorunda bırakma. Fakat benim ki nafile bir yakarış gelmezsin biliyorum katran karası bir inadın, göğe uzanan egon olduğu sürece adımı almazsın ağzına ama bil ki sevdiğim hala bıraktığın yerdeyim…

 

Lilith

 

Fotoğraf: Jim Kelly

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön