"İnsan neden en yakınında duran hayatı yaşamak zorunda?"

"İnsan neden en yakınında duran hayatı yaşamak zorunda?"

"Parasız adama hayat nerede var?"

 

Kış Uykusu filminden 4 yıl sonra Cannes dönüşü ile karşımıza çıkan Nuri Bilge Ceylan, Ahlat Ağacı filmi ile de adından söz ettirmeye devam edecek gibi duruyor. 

 

Cannes Film Festivali'nde dakikalarca ayakta alkışlanan Ahlat Ağacı filmi, izleyiciler tarafından takdir toplamaya devam ediyor. Akın Aksu'nun kendi hayatından yola çıkarak kaleme aldığı "Ahlat'ın Yalnızlığı" öyküsü Ahlat Ağacı filmi ile yeniden karşımıza çıktı. Filmin baş karakteri Sinan, yaşadığı hayatı sorgulayan, her şeye inanmayan biri. Murat Cemcir ise sorumsuz ve işe yaramaz bir baba figürünü canlandırmakta. Babanın filmde sürekli kazdığı kuyu salt bir kuyu değil. Kendini kanıtlamak, varolduğunu ortaya çıkarabilmek amacıyla hem ailesi hem de bulunduğu coğrafyadaki kuyu ile hesaplaşıyor. Bu mücadelenin benzerini Sinan taşımakta. Sinan kitabını çıkarabilmek için kapı kapı dolaşıp para yardımı isterken karşımızdadır. Bireysel olan politiktir minvalinde bakıldığında filmde çok farklı okumalar bulmak mümkün. Varoluşun sancılarını hiç sıkılmadan kendimizi izlercesine deneyimlemek de var!

 

Din, sistem, aile, devlet, aşk, acı, yalnızlık, varoluş, dram, mizah, sancı filmde yer alan ve bize dokunan bizleri sorgulatmaya davet eden kelimeler olarak ortaya çıkıyor. Filmdeki bu kuru şekilsiz ağaç savrulan insanların metaforik tasvirini oluşturuyor. Ne yaşarlarsa yaşasınlar bulundukları bölgeyi terk edemeyen ve buna cesareti olmayan insanların oluşturduğu bir yaşam var. Bu duruma yaşam denilebilir mi? sorusu tartışmaya açık. Filmde geçen "İnsan neden en yakınında duran hayatı yaşamak zorunda" repliği hem çatışmayı hem yılgınlığı hem de varoluşu sorgulamamıza sebep oluyor. Gerçekten de insan en yakınında duran hayatı mı yaşamak zorunda? Farklı bir hayatı yaşamak mümkün değil mi? Filmi izledikten sonra düşünmeye başlıyorsunuz. Zaten köydeki imam, köylü kız, Sinan'ın arkadaşları kaderine razı gelmiş insanlar. Ve yine bir replik "Parasız adama hayat nerede var?"

 

Çatışma ve yüzleşme

Üniversiteden mezun olan Sinan, Çanakkale'nin Çan ilçesine döndükten sonra ailesi, çevresi, komşuları ile çatışma yaşamaya başlar. Öğretmen olan babası çevresi tarafından tutumsuz ve sorumsuz olarak değerlendiriliyor. Babasının öğretmenliğinin yerine sorumsuzluğunun geçmesi en çok da Sinan'ı yaralamakta. Bir yandan da babasının kuyu açmasını görmeyi içten içe istemekte. Anne rolüyle karşımıza çıkan Bennu Yıldırımlar ise kaderine razı gelen kadın karakter. Eşinden sürekli şikayet eden anne, "eskiye dönsem yine babanla evlenirim" demekte. Çözülemeyen bir çelişki var. İnsana dair çıkmazların anlatıldığı filmde her şeyin basit olmadığını alt metinde farklı şeylerin de olabileceğini sürpriz bir sonla bize gösterecektir, Nuri Bilge Ceylan. 

  

Ahlat Ağacı yamuk, çirkin ve çok ortada. Sinan karakteri de çevresinde bulunan insanlara diyeceğini çekinmeden söylediği için kimi zaman sevimli bulunmamakta hatta ukala olarak görülmektedir. Sinan da Ahlat Ağacı gibidir aslında. Mizahın kullanıldığı filmde, komedi oyuncularının yer alması film grameri açısından uyumlu ve doğal bir mizah geçişi olarak değerlendirilebilir. 

 

Bugüne kadar Nuri Bilge Ceylan filmografisine bakıldığında Üç Maymun, Uzak, Kış Uykusu, Mayıs Sıkıntısı, Bir Zamanlar Anadolu, İklimler filmlerinde diyalog çok az kullanılarak görüntüler yoluyla film anlatısı oluşturulmuştur. Fakat Ahlat Ağacı'nda diyalog oldukça fazla! Fotoğrafçılık geçmişi olan Ceylan, hem teknik hem de dramaturji olarak farklı bir şey denemiş gibi duruyor. 

 

Kamerasını geniş plan açısıyla Kiyarostamideki gibi manzara, doğa ve insan üçlemesi ile aktaran Ceylan insanın taşra ile olan mücadelesini çarpıcı bir dille karşımıza çıkarıyor. 

 

Kendinizden bir şeyler bulabilmek, varoluş mücadelemizi gözlemleyebilmek ve filmi izledikten sonra oturup derin düşüncelere dalabilmek adına filmi izleyebilirsiniz. Oldukça etkileneceğiniz Ahlat Ağacı filmini izlediğinizde yüzünüze vurulan gerçekle karşı karşıya kalacaksınız. İyi seyirler. 

 

Yazı: Ceren Parçal 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön