Denedim, öğrendim, hatırlıyorum

Denedim, öğrendim, hatırlıyorum

Bir bebek nasıl öğrenir? Yaparak öyle değil mi? Yürümeyi öğrenmesi için bir bebeğe ne yapması gerektiğini anlatmayız. Ne yapması gerektiği görür, dener, tekrar dener, dener, dener ve sonunda yürümeyi öğrenir. Araba kullanmayı da böyle öğrenmez miyiz?

 

Peki ama bizi geleceğe hazırlayan okullarda neden her zaman böyle yaparak öğrenmiyoruz, yaparak öğretmiyoruz? Tarihi nasıl yaparak öğretebiliriz? Edebiyatı? Yaparak öğretmek için gerekli araçlarımız yok aslında. Bir de yaparak öğrenmenin faydalarının tam anlaşılamaması buna eklendi mi okullarımızın mevcut sistemi kaçınılmaz oluyor. Hayat becerilerini öğretmesi gereken kurumlar ne yazık ki o becerilerinin yanından bile geçemez hale geliyorlar. Oysa mezun olup işe başladığımızda bizden hata yapmamamız bekleniyor. Hataları önlemek isteyen çoğu işverenler ise bunları önceden öngörüp eğitim programlarını oluşturuyorlar. Yani yaparak öğrenmenin önü burada kesiliyor.

 

Ne mutlu ki son dönemde öğrenme ve öğretme teknikleri ihtiyaçlara uygun şekilde gelişiyor, değişiyor. Artık yaparak öğrenme gündeme oturdu. Klasik bilgiye dayalı öğrenmenin aksine, yaparak öğrenmede kişi deneme, tecrübe etme yoluyla öğreniyor. Bilgi ve beceriler okuma veya ezberleme yerine, bizzat içinde bulunarak, egzersiz yaparak ve farklı senaryoları deneyerek kazanılıyor. Böylece daha kalıcı bir öğrenme elde ediliyor. Bir başka deyişle, klasik öğrenme şekilleri öğrenciye “ne” düşüneceğini öğretirken, yaparak öğrenme “nasıl" düşüneceğini öğretiyor.

 

Dünya çapında fenomen olan MIT Fizik Profesörü Walter Lewin’i duymuşsunuzdur. İşte onun dersleri yaparak öğrenmenin güzel örneklerini oluşturuyor. Uzun bir süre sosyal medyada enerjinin korunumunu anlattığı dersi paylaşılmıştı. Belki görmüşsünüzdür. Enerjinin korunumunu öğretmek için yaptığı hesaba göre salınan bir sarkacın önünde duruyor. Ucunda gülle bağlı bir sarkaç tam çenesini dağıtacak hızda kendisine yaklaşıyor ama teğet geçiyor. İşte bu ders, öğrencileri için unutulmaz bir ders oluyor. Etkileyici öyle değil mi?

 

Temelde öğrenme mantığı ve motivasyonu hep aynı. Araba kullanmayı doğru öğrendiğinizden emin olmak için doğru araba kullanan birini görmüş, siz de uygun şekilde kullanmış olmalısınız ki doğru ve hatalı kullanım arasındaki farkı söyleyebilesiniz. Vitesi vaktinde değiştirmekle değiştirmemek arasında arabanın motor sesindeki farklılığı algılamalısınız. Yani önemli olan deneyim. Kısacası yaparak öğrenmelisiniz. Arabayı vitese takıp kaldırabilirsiniz ama karşılaştığınız bir sorunda ne yapacağınızı nasıl bileceksiniz? Zira deneyimleyen kişi adım adım olayı bizzat yaşamış, içselleştirmiş ve özet bir sonuç çıkarmıştır. Klasik öğrenmede bize ulaşan ise sadece bu özettir. Detayları olmayan, içselleştirmenize yardımcı olmayan kısa bir özet.

 

Oysa deneyimleyen kişi benzer bir durumla karşı karşıya kaldığında geçmiş deneyimin detaylarını hatırlayarak karşılaştığı yeni durumda kararlar alabilir, çözümler üretebilir. Düşünebilen, çözüm üretebilen çocuklar yetiştirebilmek için açıklama yapılmasına, keşfetmeye, genelleme yapmaya ve deneyim biriktirmeye izin vermeliyiz.

 

Peki öğretmenler sınıfta neler yapabilirler?

 

1- Önce “neden” sorusunun cevabını vermelisiniz

Siz hiç “sınavda çıkacak” gibi sözlerin öğrencilerinize yeterli geldiğini gördünüz mü? Yeni nesil, öğrettiğiniz bilgiyi nerede kullanabileceğini, neden öğrendiğini de duymak istiyor. İlgilerini ancak böyle çekebiliyorsunuz? Örneğin “negatif tam sayılar sıfırdan uzaklaştıkça küçülürler” bilgisini asansörün zemin kattan daha alttaki katlara gidişi ile anlatabilirsiniz.

 

2- Bırakın deneyimlesinler

Evet bazı branşlar yaparak öğrenmeye daha müsait gibi. Örneğin toprağa ektiğiniz bir tohumun çimlenmesi, filiz vermesi, biraz zaman alsa da öğrencinin bizzat görerek, yaparak öğrenebileceği bir şey. Ama ya edebiyat öğretmeniyseniz, ne yapmalısınız? Diyelim Reşat Nuri Güntekin işliyorsunuz. Reşat Nuri Güntekin olduğunu düşündürüp bir hikaye yazmasını isteyebilirsiniz. Böylece yazarın tarzını, mevcut eserlerini öğrenecektir. Konunun uzmanı sizsiniz. Siz daha iyi “dahil etme” yöntemleri bulacaksınızdır.

 

3- Bir elin nesi var, iki elin sesi var

Bireysel çalışmalar kadar, grup çalışmaları da önemli. Çünkü öğrenciler birbirlerinin yanlışlarından da öğrenirler. Örneğin tohumunu fazla sulayan çocuğun tohumu çürüdüğünde, sınıftaki diğer öğrenciler “neyin yapılmayacağını” da öğrenmiş olurlar.

 

4- Yaparak öğrenecekseler proje şart

Amaç öğrencinin öğrenmesi ise uygulamalı bir ödev işe yarayacaktır. Ama evde yardım alma ihtimalini unutmayın. Burada velilere çocuğun projeyi kendisinin hazırlamasının önemini anlatmanızda fayda var.

 

5- Araştırın, öğrenin, mümkünse uygulayın

En iyi bildiğiniz konuda bile yenilikleri takip edin. Başkalarının nasıl öğrettiğini araştırmaya vakit ayırın. Öğretmenlerin birbirleriyle sınıf içi uygulamalarını paylaştıkları internet grupları var. Bu tip gruplara, forumlara üye olup gelişmeleri takip edebilirsiniz. Çünkü bilgi hayatın içinde işe yaradığı, kullanıldığı zaman kalıcı bir şekilde beceriye dönüşebilir. Yani aslında yaparak öğrenme yaşamaktan başka bir şey değil.

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön