Ne istediğini bilmezsen hayat sana ne versin?

Ne istediğini bilmezsen hayat sana ne versin?

Perili Fatma - 22

 

“Ben insanlara benden duymak istediklerini söylerim.”

“İnsanlar ne duymak istiyorlar Perili?”

“İyi şeyler.”

“Nasıl iyi şeyler?”

“Sevildiklerini duymak isterler mesela.”

Altan Bey’e önceki gün karakoldan çıktıktan sonra parkta yanına gelen genç kızla aralarında geçen konuşmayı anlattı.

“Başka nasıl iyi şeyler duymak istiyorlar?”

“İsteklerinin gerçekleşeceğini...”

“Ama sen bana demiştin ki, ‘Benim bütün sihrim geçmiştedir. Olmuşları söylerim’

“Onlar geleceği de bileceğime inanırlar. Bunu da demiştim unuttun mu?”

“Ama istihbaratın yoksa gelecekten bahsetmiyorsun. Sana niye inanıyorlar?”

“Ayaküstü fal baktıklarıma ortalama konuşurum. Orada işi bulandırırım biraz.”

“Nasıl?”

“Bugünlerinden konuşurum biraz.”

“Anlamadım.”

“Hallerine bakıp anlarım Altan Beyim. Bazen ellerini alırım avucumun içine, ama baktığım avuçlarındaki çizgiler değil, yüzlerindeki izlerdir. Misal, alnının ortasında yarık gibi çizgi olan, karşımda gülse bile, bilirim ki hep kaşlarını çatıyordur. İnsan niye kaşlarını çatar? Kafasında kurup durur, ona buna sinirlenir, ondan. Ben ona şöyle derim. ‘Sen karnından konuşur durursun, başkalarının söylediklerine toka gibi takılırsın.’ Bunu dedikten sonra beni dikkatle dinler. Sonra buradan yürürüm. ‘Etrafında biri seni çok kızdırır Ona kızmayı bırakırsan, sözlerini hareketlerini aklına getirip durmazsan üç vakte kadar senden uzaklaşır.”

 

“Çevresinde böyle biri olduğunu nereden biliyorsun? Uzaklaşacağından nasıl eminsin?”

“İlahi Altan Beyim. Herkesin yamacında sinir olduğu biri vardır. De bana, senin yok mudur? Senin kızdığını görünce eğlenir, üzerine gelir. Birini kızdırınca insan kendini Tarzan gibi hisseder. Ama sen yaptığını umursamazsan gücünü kaybeder, vazgeçer seni sinir etmekten. Şimdi falcının teki bana, benim kaşları çatığa söylediklerimi söylese hemen inanırım. Al işte, bizim tezgâhta, dibimdeki Dişsiz Metin. Makaraya alır beni. Ne zaman ki cevap vermem, kovalarla karanfillerle meşgul olurum, sesi kesilir.”

 

Altan Bey, Perili Fatma’yı dikkatle dinliyor, kaset kaydı sürmesine rağmen notlar alıyordu. Perili devam etti.

“Altan Beyim, insanlar üç aşağı beş yukarı birbirine benzer. Ben bunu görmüşüm, bunu bilirim. Hamurları birdir. Herkes sevilmek ister. Herkes istekleri gerçekleşsin ister. Herkes biraz daha fazla parası olsun ister. Çocuğu olan çocuğunun sınavlarını geçmesini ister. Ev almak, araba almak ister.”

“İsteklerinin gerçekleşeceğini nasıl söyleyebiliyorsun?” 

“İsteklerinin gerçekleşmesini kendilerine bağlarım. Dedim ya sana az önce, ‘ona kızmayı bırakırsan senden uzaklaşır’.”

“Bu çok açık bir kehanet değil ama.”

 

Perili Fatma, kahvesinden höpürdeterek bir yudum alıp Altan Bey’in fincanına baktı.

“Şimdi sen şu fincanını kapasan, ben de açıp içine baksam, desem ki: ‘Bir yola girmişsin. Girerken sonunu görememişsin ama ucu aydınlıktır. Bir işle uğraşırsın. Başa çıkaracaksın.’”

Altan Bey, bir gözünü kısıp bir an düşündü.

“Bak gördün mü? Sen bile bir daldın. Herkesin girdiği bir yol vardır. O yolla ilgili hayalleri, umutları vardır. Ben bir şey bilmeden dedim sana. Sen bana kendi isteğinle fal baktırsaydın ne yapardın? ‘Başa çıkaracaksın’ lafımı alır, bir hızla yoluna devam ederdin. Duymak istediğin bu olurdu çünkü.Yani ben zaten duymak, inanmak istediğin şeyi sana söylemiş olurdum.”        

Altan Bey çabucak bir şeyler yazdı elindeki saman kâğıdına, sonra da yazdıklarının altını iki kere çizdi.

 

“Peki Perili, sen kendine duymak istediklerini söylüyor musun?”

“Yeni yeni söylemeye başlamışım. Benim bir tek falsom vardır. Duymak istediklerimi söylerim de, bunların bazısına inanmakta zorlanırım. Halbuki inanmazsan olmaz. Misal filmlerdeki gibi sevilmek isterim derim ama sonra ‘Amaan bu saatten sonra kim beni sever’ derim.’”

Perili, kahvesinden son yudumu içip sözünü bitirdi.

“Ben şunu bilirim Altan Beyim. Bir, hayatta ne istediğin bileceksin. Ne istediğini bilmezsen hayat sana ne versin? İki, o istediğine kraliçeler gibi layık olduğuna inanacaksın. Hak ettiğine inanmazsan istediğin sana gelmez, gelse de sende durmaz, çünkü layık olduğuna inanmadığın için ona iyi bakamazsın, kaybedersin. Üç, istediğinin gerçek olacağına inanacaksın. Sen kendi istediğine, dilediğine inanmazsan nasıl gerçek olacak ki? Değil mi?”

 

23. bölüm 17 Nisan 2018 Salı hthayat.com’da...

 

Diğer bölümler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön