Farkındalık arttıkça hassasiyet de artıyor

Farkındalık arttıkça hassasiyet de artıyor



Özel eğitim dünyasında hızla ilerlerken ara çocuk olan 4.5 yaşındaki kızım Şirin ona sunulan her şeyi kelimenin tam anlamıyla vakumluyor. Vakumlayıp hayatı öğrendikçe çok şükür farkındalığı da artıyor ve farkındalığı arttıkça yüksek hassasiyeti de aynı oranda ortaya çıkıyor. Burada da en önemli gerçek bizim karşımıza çıkıyor; hayata olan farkındalığı arttıkça yükselişe geçen hassasiyeti aslında onun doğduğundan bu yana hepimizden, tüm dünyadan sakladığı durumu. Hassasiyete eklenen yüksek zekasıyla hiç tahmin edilmeyen durumları bile kavramış ve beynine kilitlemiş. Tıpkı diğer özel bireylerde olduğu gibi... Hayata karşı hepsi o kadar hassaslar ki hiç tahmin edemeyeceğimiz şeylerle bile duygusal bağları var. Aslında buna şaşırmamak gerekiyor. Dünya çapında özel bireylerle ilgili yapılan araştırmalarda ortaya çıkan yeteneklerinden ürettikleri her konuda o hassasiyet gerekiyor. O kadar detaylı görebilme, duyabilme, hissedebilme ya da artık adına ne diyorsanız diyin o yaratıcılık durumu için çok yüksek farkındalık ve hassasiyet gerekiyor. İşte bu hassasiyet durumları onların bu hayata geçiş yapabilmeleri için en önemli anahtarlar oluyor. Eğitmenler olsun, aileler olsun hepimiz bu anahtarları bulup kapıları açmaları için yardımcı olmak zorundayız.



Her birey doğar, büyür, doğal etkenlerle yaşadığı ortamın içinde harmanlanıp yaşam için gerekli olanları öğrenirler. Ve bu öğrenme süreçleri ömür boyu sürer. Özel bireylerdeki bu öğrenme süreçleri çok zor, çok uzun çoğu zaman imkansız gibi gözükse de kızımla yaşadığım deneyimde öğrendiğim gerçek şu; aslında ilk başta bizler onların hassas yapılarını öğrenmek durumundayız. Diyeceksiniz ki zaten her ebeveyn dünyaya getirdiği çocuğu serbest bırakarak onun karakterine uygun büyüme ortamı şekillendirmeli. Ama özel bireylerdeki durum şu; hiç abartmıyorum, marstan evinize bir uzaylı gelmiş ve siz o sevimli, masum uzaylıya dünyadaki hayatı anlatmaya çalışıyorsunuz. Evet 2 yılı aşkın süredir yaşadığımız deneyim bu. Ve bu deneyim sırasında düşünün ki yaşadığınız ülke de burası! Normal şartlarda her şeyin kaotik olduğu, tüm kavramların birbirine karıştığı ortamda organik bir alan yaratmaya çabalıyoruz.



Şirin doğru eğitimlerle hayat perdesini araladığında hem çok sevindim hem de çok panikledim. Hayata geçeceğim dediğinde benim de bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Çünkü o sırada iyi giderken aynı zamanda onun krizleri, buna bağlı olarak benim ağlama krizlerim de çoğalıyordu. Onun üstün çabasına benim de cevap vermem gerekiyordu. İkimiz aynı oranda yükselişe geçmeliydik ki hem verim alalım hem de ailenin diğer bireylerini de ortamımıza katalım.



Bunları düşünürken, kendime tek bir soru sordum; "Tam anlamıyla beni bu eğitim sürecine teslim olmaktan alıkoyanlar neydi?" Tabii ki cevap tekti; korkularım... Biz öldükten sonra ya Şirin kendi ayakları üzerinde duramazsa? Okula başlayamazsa? Krizler sırasında etraftan şikayetler gelirse? Buna benzer herkese saçma gelebilecek ama bana ait korkularımın bu sürece teslim olmamı engellediğini keşfettim.

 

Engelli raporumuzu yenilemek bile tam 3.5 ayımızı almıştı bu sene. O hastaneden bu hastaneye koşturduk. Berbat ortamlarda engelli aileleri havasız, bir koridorun kaldıramayacağı kalabalıkta saatlerce çocuklarımızla bekledik. Sinir krizleri geçirdik ve en sonunda yenilendi raporumuz! Pilimin bittiği nokta burası olmuştu. Hayatımda kendimi hiç bu kadar korunaksız hissettiğimi hatırlamıyorum... Hastaneden çıktığımızda aşırı yağan yağmurun altında çığlık çığlığa ağlıyordum... Günlerce kendimize gelemedik. Ya o noktada bu korkularıma yenik düşüp tüm aileyi o karamsarlığa sürükleyecektim ya da ayağa kalkıp tüm gücümle bir devrim yapacaktım. Devrim yapıp korkularımla yüzleşmeye karar verdim...

 

Psikolojim ne kadar sağlam kalacak bilemem ama elimden geleni yapıyorum değişmek için. Okula gidemezse gidemez, bezini çıkarmazsa çıkarmaz, hayata tam olarak girmezse girmez, yapmazsa yapmaz hiç önemli değil. Önemli olan bizim onu tam anlamıyla tanıyabilmemiz. O nasıl bir yapıya, hangi konularda hassasiyete sahip? Bunları öğrenmemiz gerekiyor ki o mutlu ve sağlıklı olabilsin. İşte biz ailecek kendi devrimimizi yapıp Şirin'e daha korunaklı alan sağlarken Şirin de bize çok harika bir cevap verdi; artık cümle kuruyor! Konuşmaya başladı, 5 yaşına yaklaşırken 1.5 yaşındaki konuşma kapasitesine geldi. Ve kelimeleriyle harikalar yaratıyor. Espriler yapıyor ve en önemlisi derdini bir lokmacık da olsa anlatabiliyor. Bu arada hatırlarsanız bebekken onunla ingilizce konuşmuştum. Hepsini zamanında öğrenmiş, hem ingilizce hem de Türkçe konuşmaya başladı artık.



Kısacası vaktimi, enerjimi, dikkatimi korkularıma harcamak yerine Şirin'i gözlemliyorum. Aynı anda Şirin'le birlikte hepimizi gözlemliyorum. Bildiğiniz çetele tutuyorum, "Şunu şurda yapmıştı anlamamıştık, bunu burada yapmıştı, aaa demek ki bu buymuş" diye listelerim var. Sanki patronuma rapor sunacakmış gibi detaylı inceliyorum her anımızı. Ve özel eğitmenine karşı da her an dürüstüm. En aksi durumu aynı zamanda en olumlu durumu aynen iletiyorum, onun da bizden istediklerini eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorum. Kızımın ev ve eğitim hayatının birbirine paralel gitmesinin onun için en önemli konu olduğunun farkındayım. Bu durum aslında içinde bulunduğumuz durumun negatifliklerinden arınıp tamamen kendimize ait alanımıza sahip çıkmak oluyor. Sahip çıktıkça ilerleme adımlarımız da artıyor.



Nasıl ki bizi panikleten tüm doktor ve eğitim kurumlarından kaçmıştık şimdi de bizi panikleten ortamlardan kaçıyoruz. İyi yönde sonuçlar alıyoruz. Çizdiği resimler, yaptığı şekiller, yarattığı evcilik ortamları her şey değişti, her şeyi çok farklı yönden gördüğünü bizlerle paylaşmaya başladı.
Her gün daha da umutla uyanıyorum hayata...



Sevgiyle

Gülden 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    12 Nisan 2018 Perşembe 13:13

    merhaba, blogunuzu okurken adeta sizinle üzüldük sizinle sevindik, şu an gelmiş olduğunuz noktayı görmek bizi gerçekten de etkiledi. oğlum da ufak bir farkla kızınızla benzer durumda... dennisuyur@gmail.com

    Cevapla

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 746

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 506

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 9089

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 14608

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2185

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön