Sen çok iyisin ama çok vesveselisin

Sen çok iyisin ama çok vesveselisin

Perili Fatma -1

 

Perili Fatma bu işe on sekiz yıl önce küçük mahallelerde, sokak aralarında dolaşarak başlamıştı. Öğle vakti kapı önlerine sandalyelerini atıp fasulye kıran, pirinç ayıklayan kadınların arasından geçerken kaldırıma oturup bohçasını açar, “Bakın sizin için ne harikalarım var” derdi. Harika derken a’yı iyice kısaltırdı. Şifon geceliklerden paçalı donlara, file çoraplardan fanilalara, iki kere giydikten sonra dikişleri atacak penye külotlardan jüponlara, bohçasından o an orada bulunan herkes için bir şeyler çıkarırdı. Bir-iki kadın onun uzattıklarını ellerinde evirip çevirirken, o aralarından en kayıtsız durana uzun uzun bakardı. “Bu kaç para?”, “Şunun morundan yok mu?” sorularına cevap verirken ona yaklaşır, gözbebeklerini görmeye çalışır gibi eğilir, birden konuşmaya başlardı:

 

“Senin bir derdin var ama söylemek istemezsin. İki vakit önce kaybettiğin, yükte hafif pahada ağır bir şeyi ararsın. Biri almış gitmiştir, bu kişi belki hane içindendir. Ama üzülme, yakındır, bulacaksın.”

 

Ya da şöyle derdi:

 

“Sen çok iyisin ama çok vesveselisin. Kafanda kurup durursun. Kocanla büyük oğlana çok düşkünsün. Kocanın canı sıkılır ama seni sevdiğinden çok ses etmez. Etrafında çok kadın var, birinin gözü ondadır, dikkat edesin.”

 

Onun ağzından bu sözler dökülürken, neredeyse gözlerini kırpmadan yüzüne bakarak konuştuğu kadının dizlerindeki kap düşer, ayıkladığı pirinç yerlere saçılırdı. Diğerleri ise hayretten ağızları açık ellerinde külotlarla, jüponlarla ikisinin yanına gider, nefeslerini tutup Perili Fatma’yı dinlemeye koyulurlardı.

 

Perili Fatma istediği ilgiyi çektikten sonra gözlerini yere indirir, karşısındaki sorana kadar susardı:

 

“Ne kadar yakın? Ne zaman bulacağım? Biri çaldı mı yani? Kim? Hırsız evin içinde mi?”

 

“Kocamda gözü olan kadın nasıl biri? Tarif edebilir misin? İsmini söyler misin?”

 

Beklediği soruların gelmesinden memnun, bohçasının dibinden işlemeli yayvan bakır tası çıkarıp uzatırdı:

 

“Su doldurasın.”

 

Kadınlardan biri tasa uzanırsa “Sen bırak, o doldursun” derdi.

 

Bu sırada çoktan ya kaldırıma ya sandalyelerden birine oturmuş olurdu. Tas geldiğinde yirmi beş nefes bekler, sonra kaldığı yerden kesintisiz devam ederdi:

 

“Kayınbiraderin gelmiştir. Sizin evde salonda uyumuştur. Gece yarısı vitrinde fincana benzer bir şeyin içinden takı gibi bir şey almıştır. Ama merak etme getirip yerine koyacaktır.”

 

“Senin kocanın yanında biri var. Saçı sarıdır, ama boyadır. Yeni boşanmıştır. Ama kocan yüz vermez. Şimdilik.”

 

Dinleyenler elleriyle ağızlarını kapatıp birbirilerine kaş göz ederken, bazısı dayanamayıp “Bildi, vallahi bildi”, “Ay bu kadından korkulur” derken pencerelerden kafalar uzanır, kaldırım gölgesindeki kalabalık artardı. Sonra birden Perili Fatma yakasını aşağı doğru çekip başını gökyüzüne doğru kaldırır, derin bir nefes alır bırakır, tası uzatırdı:

 

“Al yola dök bunu. Su olup uçsun. Kurulayıp yolluğumu içine koyasın.”

 

Daha da soru cevaplamaz, ısrar edilirse kestirip atardı:

 

“Yoruldum, haftaya gelirim.”

 

Sonra bohçasını aheste aheste toplamaya başlardı. “Haftaya bana bakar mısın?” sorularına başını bile kaldırmazdı. Belki haftaya gelince kendi falına bakar diye getirdiği ıvır zıvırı satın alan kadınların verdikleri paraları beline bağladığı bez çantaya doldurur, içine bakır tastan aldığı yolluğu da ekler, hafiflemiş bohçasını sırtına atıp derdi ki:

 

“Hadi ben giderim. Bir haftaya on güne geri gelirim. Ama kesin gün saat veremem. Duruma göre değişir.”

 

Durup hepsine şöyle bir bakar, “Bana Perili Fatma derler” diye ekler, dönüp giderdi.

 

O gözden kaybolana kadar kadınlar arkasından bakar, geri gelene kadar da o gün olanları birbirilerine tekrar tekrar anlatıp hayretlere düşerlerdi.

 

Gerçekten de bir hafta on gün sonra, Perili Fatma dediklerinin çoğunun gerçekleştiğinden emin mahallede belirir, kapı önünde yahut camdan cama muhabbet eden kadınlara durup bakar, parmağıyla birine işaret ederek şöyle derdi:

 

“Bugün sana konuşayım ister misin?”

 

Kimsenin akıl sır erdiremediği bu ferasetinin altında yatan, Perili Fatma’nın zengin hayal gücünden beslenen kıvrak zekâsıydı.

 

2. bölüm 2 Şubat 2018 Cuma hthayat.com’da...

 

Diğer bölümler

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 361

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 358

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 378

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 333

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 114

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön