Ruhumuzun yerleşkesi

Ruhumuzun yerleşkesi

Dört gün önce söz vermiştim. Bilgisayarın başına oturacak ve kendime notlar yazacaktım. Yeni temiz bir sayfada önüme konan üç yüz altmış beş günün hatırına.

 

Mümkün oldu mu peki. Tabii ki koca bir "HAYIR". Yaşadığım şehirde bombalar patladı, canlar yitti. O yürek çarpıntısı hiç geçmiyor bu günlerde. Sürekli ağzımın içinde şimdi fırlayacak dediğim hal.

 

Ruhum her zamankinden daha mülteci. İçimde koca bir sığınma isteği. En çok da şarkılara. Kızımın kokusuna, kedime, kalemime, kitaplarıma. Sırtımı dayayıp geçeceğine var gücümle inanma isteğimi canlı tutma halindeyim can çekişmenin kıyısında.

 

Üzgünüm. Öyle çok öldük ki. Gelecek endişesinden çok, hayatta kalma endişesi sardı her yanımızı.

 

Sevmek eylemini, bir olma halini unuttuk. Çocukların oyunları bile değişti acı ülkeler coğrafyasında.

 

Ütopyamızla gerçek arasında sıkışıp kaldık. Güldüğümüz de kendimizi suçlu hissettiğimiz hastalık hali.

 

Birbirimize lütfen inancını yitirme, umudunu saklı tut derken, kendimizi tekrar ettiğimizin farkında olmanın korkunç ağırlığı...

 

Buna rağmen yine de notlarımı alıyorum ben. Çünkü hayatımın hiçbir anında günü kurtarmaya çalışmadım. Bize dayatılan bu düzeni de kabul etmiyorum. İsyanım buna.

 

Günü kurtarma telaşı içinde yok ettiğimiz üstünü bir kalemde çizdiğimiz o değerleri sıralıyorumsık sık ve karalıyorum deftere yeniden. Yalnız da kalsam bu yolda, tek başıma da olsam, bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü o zaman öleceğimi bilirim.

 

İlk notum şimdiki yaşıma:

Seni sevdim. Sen ki benim içimde tanımaya yeni başladığım sevgisinde coşkun, öfkesinde daha duraksar, tutkusunda en kırmızı, sükunetinde en mavi yanım. Sen uzun bir yoldan geldin. Biraz soluklan sadece ve izin ver, izin ver ki o saçına kar tanesi gibi düşen aklar sana hikayelerini anlatsınlar bir bir.

 

İkinci notum yirmili yaşlarıma:

Size ne kadar teşekkür etsem azdır aslında. Çünkü siz olmasaydınız büyüyemez, büyütemezdim. En saf halini yaşadığım beş duyumdan ibaret en güzel günlerim. İnancımın en doruklarda olduğu o başımda kavak yelleri esen yıllar. Şimdi bu denli özgür, bu denli farkındaysam sayenizdedir.Bana asla kaybetmemem gereken üç duyguyu siz öğrettiniz. Sevginin en yüce halini, güvenin sarsıcı gerçekliği ve de temiz kalmayı. Olduğun gibi, sadece olduğun gibi.

 

Üçüncü notum da onu da buraya bırakıyorum olur da biri okumak isterse diye.

 

Gerçek kalın. Tekrarlardan sakının. Doyasıya sarılın. Elinizden kayacak gibi tutun, ucundan eğreti değil. Doğmaktan da korkmayın, batmaktan da. Dipteyim dediğinizde bir hızlı tekme vurarak yükselmeniz gerektiğini unutmayın. Sonların, yeni başlangıçlar olduğunu ve söylemekten usanmadım, yahut yazmaktan. Sevgiden asla vazgeçmeyin. Çünkü bu çivisi zorlanmış dünyada ihtiyacımız olan tek şey bu. Belki de ruhumuzun tek yerleşkesi...

 

 

Neriman Ekinci

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5170

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3160

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 852

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 548

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2402

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön