Bebeklerim büyürken hüzünleniyorum

Bebeklerim büyürken hüzünleniyorum

Hiç boşuna fikrimi değiştirebileceğimi söylemeyin; bebek işi benim için bitti artık. İki tane harika çocuğumuz var ve bu kadar. Son. Dükkân kapandı.

 

İnsanın aklına ilk gelen şey büyük bir rahatlama. Kirli bezlere son! Başındaki bıngıldak yüzünden endişelenmeye son! Gece üçte ayağa dikilmeye son!

 

Elbette, ilk bebeğimde o erken dönemleri atlatabildiğim içim çok mutluydum – tünelin sonundaki ışığı görebildiğim ve oraya varabildiğim için. Sarhoş edici bir duyguydu; en inanılmaz başarı hissi. Başarmıştık!

 

Ama ikinci çocuğumda, işler değişti. Kızımın sahip olacağım son bebek olacağı düşüncesi, beraberinde tuhaf bir üzüntü getiriyor. Hayatının ilk birkaç ayındaki her bir küçük dönüm noktasını kutlasam da, her şey, biraz buruk hissettiriyor. Biliyorum, doğum sonrası hormonları yüzünden böyle hissediyorum; ama bir gün, bez değiştirmeyi bile özleyecekmişim gibi geliyor.

 

Gerçek şu ki çocuk büyütürken geçirdiğim her günün her anını özleyeceğim. Aceleyle geçiştirdiğimiz ya da yalnızca aşmaya çalıştığımız küçük anlar... Bu acelemiz neden ki? Çocukluğa mı? Ergenlik yıllarına mı? Hayır, bebekliğin keyfini çıkarmak gerekiyor. Sonuçta hayatımda son kez tecrübe edeceğim anlar var. Şunlar mesela:

 

Bebeğin parmaklarını keşfetmesini izlemek:  Parmaklar kımıldayabiliyorlar! Sallanabiliyorlar! Ağzına girebiliyorlar! 4 aylık bir bebek için sonsuz neşe kaynağı.

 

Bebeğimin bedeninin, benimkiyle tamamen rahatlayabilmesi:  Kızım ağlıyor, sarsılıyor, çığlık çığlığa kalıyor olabilir; ama onu kucağıma aldığım an, dünyası hemen düzeliyor. Ağlaması, hüzünlü burun çekmelere dönüşüyor; omzuma sokuldukça, vücudundaki tüm gerginlik buhar olup uçuyor.

 

Hiçbir şey işe yaramazken bir memenin her şeye kadir olduğunu bilmek:  Gerçek bir anne büyüsü.

 

Bebek kıkırdaması:  Hiçbir şey, bu ses gibi olamaz; nihayetinde dönüşeceği bebek kahkahası bile. Kesinlikle en iyisi.

 

Köprücük kemiğimi kıtır kıtır yiyen güçlü, dişsiz diş etleri: Yalan söylemeyeceğim, acıtıyor; ama bunu yaparken, bebeğin azminde ve agresifliğinde takdir ettiğim bir şeyler var.

 

Dişsiz gülümseme: Dişler fazla mı büyütülüyordiye düşünüyorum. Bir süre daha çıkmasalar, benim için sorun olmayacak!

 

Bebeği neyin harekete geçirdiğini çözmek: Oğlum, doğduğu günden itibaren müziğe takıntılıydı. Müzik, küçük canavarımı daima sakinleştirirdi. 4 yıl sonra keman derslerine başladı, evde orkestra şefliği yapıyor ve John Williams’ın tanrı olduğunu düşünüyor. Kızımsa pelüş hayvanlara bayılıyor. 6 haftalıkken, pelüş koyununa bambaşka bir şekilde bakıyordu. Arkadaşı olduğunu düşünmüştü. Bu takıntının nasıl gelişeceğini görmek için sabırsızlanıyorum!

 

Aç-bebek yüzü: İki tip var: 1) Bebek, göğsünüz ya da biberonu için tezahürat yapıyor ve küçük bir balığa benziyor. 2) Bebek, katı yemek yemeye başladığında, bir makine gibi ağzına tekrar tekrar açıyor. Hiçbir şey yeterli değil onlar için; çok sevimliler.

 

Karnımda bir bebek olması:  Bu, biraz tuhaf; çünkü ben hiçbir zaman hamilelik fanı değildim. Bir şeylerin ters gideceğini ve bebeği kaybedeceğimi düşünerek, sürekli tedirgindim. Ve tamamen fiziksel düzeyde, ikinci hamileliğimin sonlarında, inanılmaz acı çekiyordum. Kızım bir gün beni öylesine tekmelemişti ki karnım yaratık filmlerinden çıkmış gibi görünmüştü. Ama çok da acıtmayan tekmeler, sorumluluğunun tamamen bana ait olduğu düşüncesi ve o yakınlık hissi... Bunları bir daha tecrübe edemeyeceğimi düşündükçe içim sızlıyor.

 

Gece sırnaşmaları:  Çok, çok yorgunum. Uyku için dua ediyorum. Fantezilerimde yalnızca uyku var. Kızım gecenin bir vakti uyandığında, gözlerimi açık tutamıyorum; bu yüzden kucağımda kızım, bazen göğsüm ağzında olacak şekilde, uyuyakalıyorum. Ama gözlerimi ona indirip dünya umurunda değilmişçesine uyuyan yüzünü gördüğümde, bunu kesinlikle özleyeceğimi biliyorum.

 

Dünyayı onun gözlerinden görmek:  Her şey yeni, ilginç ve inanılmaz. Sıradan nesneleri ve görevleri, küçük çocuklarım sayesinde tamamen farklı bir bakış açısıyla görüyorum.

 

 

 

Çiğdem Köse

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5216

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3180

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 861

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 548

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2403

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön