Annemle babam boşandı ve ben feminist oldum

Annemle babam boşandı ve ben feminist oldum

Anastasia Higginbotham 14 yaşındayken, ebeveynleri ayrıldı. Dünyası sarsılmıştı; ancak nihayetinde bu olay, onu, kendi adına konuşabilme konusunda cesaretlendirdi.

 

“Divorce Is the Worst” (Boşanmak En Kötüsü) kitabının yazarı Higginbotham, aşağıda hikâyesinden daha fazlasını paylaşıyor:

 

Şok Gelişme:

“14 yaşındaydım o zaman. Ablalarım 20 ve 19, abim 16, kız kardeşimse 10 yaşındaydı. Okula gitmeden önce bir bardak süt içiyordum. Annem, elinde kalem, önünde çek defteri, mutfak masasında oturmuş faturaları ödüyordu. Şöyle söyledi: ‘Babanıza gitmesini söyledim. Başka bir kadına âşık; ama o kadın problem değil – sorunun çözümü.’ Sonra da şöyle devam etti: ‘Eğer birisi size ne olduğunu sorarsa, ona evliliğin öldüğünü söyleyin.’ Bardağıma bulaşık makinesine yerleştirdim ve koşarak yukarı çıktım. Hıçkırarak dişlerimi fırçaladım; hala okula gitmem gerekiyordu. Aynada gördüğüm gözlerim, kırmızı, kırmızı ve kırmızıydı. Babamsa sonra şöyle yapmamızı söyledi: ‘Boşanmanın sizi etkilemesine izin vermeyin; yoldaki bir tümsek yalnızca.’ Tatlı insanlar, korkunç tavsiyeler.”

 

İlk Birkaç Yıl:

“Hayatıma avcı erkekler girdi. Babamın taşındığı gece, 18 yaşında bir çocukla dışarı çıktım; ben 14 yaşındaydım. Bir yıl sonra, babamla aynı yaştaki atletizm koçum, bana âşık olduğunu söyledi. Yaşıtım olan diğer kızlara da yapmıştı bunu; ama bilmiyordum, özel olduğumu düşünmüştüm. Hafta sonları, erkeklerin öğle vakti içmeye başladıkları ve kötü niyetli bakışların hedefi olduğum bir barda, masalara servis yaptım. Her şeye karşı hassastım. Evdeyse, başımı iki koca hoparlörün arasına koyuyor, Luther Vandross’un ‘A House Is Not a Home’ (Bir Ev Yuva Değildir) şarkısını dinliyordum – gözyaşlarımı halının üzerine akıtarak. Babamı özlüyordum. Ayrıca annem, bir anda kedi yavrusu edinmemize izin vermişti. Benimki siyahtı. Adını ‘Maleficent’ koymuştum.”

 

Etki:

“Boşanma, beni bir feminist yaptı. Hiç kimseye bir faydası dokunmayan ve tüm ailenin acı çekmesine sebep olan ataerkil yapı denen felaketten uyanmamı sağladı. Annem, babamın yokluğunda yıllar içerisinde güçlendi. Kız kardeşleri ile çılgın partiler düzenledi. Bir keresinde, bir restoranda, hamile garsona zor anlar yaşatan bir adamı restoran menüsü ile patakladı. Kendi özgürleşme sürecim açısından henüz ona ayak uyduramamıştım; ama zamanla vardım oraya. Hala evde yaşadığım zamanlarda, bir Pazar günü, kilisede, rahip boşanmayı kınadı. Özellikle kadınları hedef aldı; beynimin içerisinde, cızırdayan bir kayıt gibiydi. Baba ve Oğul adına? Burada tam olarak neye tapıyoruz? Bir anda her şey, üzerime yıkılarak geldi. Başıma gelen en güzel ‘kötü’ şeydi.”   

 

Ebeveynleri ile şu anki ilişkisi:

“40’lı yaşlarında evli bir kadın olarak, ebeveynlerimle birlikte yaşlanmak ve onlarla hala yakın olmak, bir armağan. Küçük çocukların ebeveynleri olarak sahip olduğumuz güç, neredeyse dayanılmaz. 20’ler, 30’lar, 40’lar; hepimiz, hala büyüyoruz. Henüz öğrenmediğimiz herhangi bir şey, özellikle de kendi hakkımızda, çocuklarımız üzerinde inanılmaz bir etkiye sahip – kabul etmek istesek de istemesek de. Ama çocuklarımızı, kendi güçleri ile daha çabuk ilişki kurabilecek şekilde yetiştirebiliriz – sırtınızı dayadığınız ebeveynlerin ya da diğer insanların dışında, kendi değerinize duyduğunuz güvenden gelen güçleri.”

 

Sonuç:

“Her sıradan, her korkunç deneyim, kendinizi daha iyi tanıyabilmeniz ve hayatınızı daha net bir şekilde görebilmeniz için bir fırsat. Keder, öfke ya da rahatlama gibi gerçek duygularınızla yeraltına inmeyin. Deneyimin tüm karmaşasına, çatışmasına yer açın. Olay henüz yaşanırken onu bütünüyle tecrübe etmeye katlanabilirseniz, olayı bilinçsiz bir şekilde kafanızda yeniden canlandırma ya da tekrarlama ihtimaliniz; sonrasında uçarak gelecek olan duyguları yanlış yere koyma olasılığınız düşecektir. Sıklıkla dalıp gidiyor ya da kendinizi kapatıyorsanız, bunu fark etmeye çalışın. Size yardım edecek birilerini bulun.” 

 

 

İngilizce'den çevirdiğimiz bu yazı huffingtonpost.com'da yayınlanmıştır.

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1844

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 1779

  • Stresi nasıl yönetebiliriz?
    Stresi nasıl yönetebiliriz?

    Süresi : 02:04 İzlenme : 4016

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 591

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 925

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön